Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MUSTAFA CANER

İran’da Zarif’in ses kaydı depremi

Geçtiğimiz günlerde İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif'in "sızdırılan" bir ses kaydı gündeme bomba gibi düştü. İran'daki sözlü tarih geleneği kapsamında, Ruhani hükümeti dönemindeki siyasal gelişmeleri kayıt altına almayı amaçlayan bir söyleşiler serisinin bir parçasıydı Zarif'in ses kayıtları. Reformist akademisyen Said Leylaz ile gerçekleştirdiği yedi saatlik bir söyleşinin üç saatlik kısmını oluşturan bu "sızıntı", içerik, zamanlama ve muhtemel sonuçları açısından analizi hak ediyor.

Söz konusu kayıtta Zarif'in söyledikleri, aslında İran'ı yakından takip edenler için şaşırtıcı değil. Zarif, geçtiğimiz yılın başında Bağdat'ta bir ABD operasyonuyla öldürülen İranlı komutan Kasım Süleymani ile yaşadığı problemlerden bahsediyor. Zarif'e göre Süleymani, kendisinin ve ekibinin çalışmasına izin vermeyen, bölgede kendi gündemini takip eden ve dışişleri bakanlığının icraatlarını sabote eden bir kişiydi. Ayrıca DMO komutanları ve Rus komutanlar, 2015'teki nükleer anlaşmanın yapılmaması için birlikte çalışmışlardı! Şüphesiz saatler süren bu söyleşide dikkat çeken başka ayrıntılar olsa da en çok bu iki konu öne çıktı.

Dış politikada hükümet ile Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) arasındaki çatlak, İran'ın dış siyasetini belirlemede dışişleri bakanlığının DMO'ya göre ikincil hatta daha da geri planda kaldığı, bilinen gerçekler. Devrim Muhafızlarının, kendisini "terörist" ilan eden ABD ve Pentagon yerine 6 yıldır Suriye sahasında koordinasyon içerisinde hareket ettiği Rus ordusu ile yakın ilişkilerinin olması sürpriz olmasa gerek. Nükleer anlaşma yoluyla İran'ın ABD ile ilişkilerini normalleştirmesinin de Rusya'nın çıkarları lehine bir gelişme olmadığı açık. Dolayısıyla içerikte şaşırtıcı bir unsur yok. Fakat bu gerçeklerin yüksek seviyedeki bir siyasi yetkili tarafından dile getirilmesi önemli. Zarif'in pozisyonunun güçsüzlüğü ve Kasım Süleymani'den duyduğu rahatsızlık, 2019 yılındaki istifa hamlesinde açığa çıkmıştı. O günkü hamlesi, politik bir manevraydı ve Zarif'e önemli bir alan açmıştı. Birkaç gün önce sızdırılan kayıtlar da Zarif'e kayda değer bir siyaset alanı açacağa benziyor.

Kaydı kimin/kimlerin sızdırdığı sorusundan çok bu ifşadan kimlerin fayda sağlayabileceği sorusunu sormak daha anlamlı. Bu anlamda sızıntının zamanlaması oldukça önemli. Bugünlerde İran'da birbiriyle yakından ilişkili iki siyasi gündem bulunuyor: Viyana'da devam eden nükleer görüşmeler ve yaklaşan İran cumhurbaşkanlığı seçimleri.Viyana'daki görüşmelerde olumlu ilerlemelerin devam etmesi ve seçimler öncesi bir geçici anlaşma ya da yaptırımların kaldırılması, şüphesiz ki reformistlerin işine yarayacak. Zarif'in ses kaydı, muhafazakarların çok sert tepkisine sebep oldu. Bu yüzden Cumhurbaşkanı Ruhani'nin söylediği gibi ses kaydı,Viyana görüşmelerine zarar verme amacıyla sızdırılmış olabilir. Bu durum muhafazakarlara kazandırır.

Başka bir açıdan bakıldığında ise bu sızıntının Zarif'in elini güçlendirebileceği görülüyor. İran'daki gidişattan memnun olmayan kesimlerin reformistlerden duydukları hayal kırıklığının temelinde, aslında onların da sistemin bir parçası oldukları ve muhafazakarlardan bir farklarının olmadığı düşüncesi yatıyor. Bu düşünce, İran'da siyasete olan güveni azaltarak son Meclis seçimlerinde görüldüğü üzere halkı sandığa gitmekten alıkoyuyor. Düşük katılım oranları da doğal olarak muhafazakar cenahın işine geliyor. Bu tabloyu tersine çevirmenin tek yolu ise, reformistlerin, yaygın düşüncenin aksine sistemi sorgulama anlamında cesur hareket edebileceklerini göstermek. Zarif'in ses kaydı bu imkanı sunuyor.

Sistemin önemli sembollerinden Kasım Süleymani'nin ve kurucu anlatılarından şehitlik kültünün cesurca sorgulanması, adaylık ihtimali bir hayli yüksek olan Zarif'e toplumsal desteğin kapısını aralayabilir. Muhafızlar Konseyi'nin elbette adaylığını reddetme ihtimali yüksek. Ancak bu karar, önemli bir toplum kesiminin tamamen seçimlere sırtını dönmesi sonucunu ortaya çıkaracağından, sistem için belki de Zarif'in kurucu anlatıya vurduğu darbeden daha pahalıya mal olacaktır. Ses kaydının gizli olması, "sızdırılması" ve Zarif'in kamusal söylemlerinde Süleymani'yi karşısına almaması gibi hafifletici nedenler de Dışişleri Bakanına kısmen koruma sağlıyor. Üstelik Zarif, doğrudan Hamaney'i karşısına da almıyor. Ahmedinejad gibi sistemi ve Hamaney'i doğrudan karşısına figürlerin bile bizzat Hamaney tarafından atanarak Maslahat Konseyi üyeliğine devam edebildiği bir siyasal kültürde Zarif'in üzerinin çizilmesi düşük bir ihtimal. Adaylığına izin verilmese bile siyasi hayatına devam edecektir.

Ses kayıtlarının İran kurumları arasındaki güç mücadelesini açığa çıkarmak yoluyla bir istikrarsızlık yaratması ve son tahlilde İran'ı zayıflatması ihtimali de oldukça zayıf. Zira İran siyasal sistemindeki kavgalar ve kırılganlıklar zaten biliniyor. Hamaney şu ana dek konuyla ilgili sessizliğini bozmadı. Muhtemelen önümüzdeki günlerde de çok dikkatli konuşacak ve durumun kontrol altında olduğu mesajını verecek. Gelişen olayların hizipler arası bir hesaplaşma konusu olmasının ötesine geçmesi beklenmemeli.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA