Sedef hastaları için eklem romatizması uyarısı

Sedef hastaları için "eklem romatizması" uyarısı

Sedef hastalarının eklemlerinde romatizmaya ait iltihap bulgularına rastlandığı, bu nedenle hastaların fizik tedavi ve romatoloji uzmanlarınca da muayene edilmeleri gerektiği belirtildi.

  • AA
  • Sağlık
  • Çarşamba 26.07.2017 17:47

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı ve Romatizma ve Ağrı Derneği (RADER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Kuru, sedefin, temelde cilt bulgularıyla bilinen bir hastalık olsa da aslında eklemleri de tutabildiğini ifade etti. Kuru, sedef hastalarının yüzde 34'ünde rahatsızlığa bağlı romatizma geliştiğini söyledi.

Sedefe bağlı romatizmanın elde küçük eklemlerin yanı sıra diz ve ayak bileği gibi büyük eklemleri, hastaların bir bölümünde de omurgayı tutabileceğini belirten Kuru, sedefe bağlı romatizmal hastalıkların büyük çoğunluğunda sedefin cilt bulgularından sonra ortaya çıktığını dile getirdi.

Kuru, sedefi olanlarda romatizmaya ait hiçbir klinik bulgu ve yakınma yokken bile hastaların eklemlerine ultrason ya da MR'la bakıldığında yüzde 15-47'sinde romatizmaya ait iltihap bulgularına rastlandığını aktardı. Kuru, bu hastalar takip edildiğinde bir yıl içinde yüzde 50'sinden fazlasında romatizma geliştiğinin görüldüğünü vurguladı.

Erken tanı ve uygun tedavi ile eklem romatizmasının önüne geçmenin, kalıcı eklem hasarı ve sakatlığı önlemenin mümkün olduğunu anlatan Kuru, "Sedefi bulunan hastalara, hekimler tarafından mutlaka eklem şikayetleri, omurgayı da tutabilen bir hastalık olduğu için bel ağrıları olup olmadığı sorulmalıdır. Şikayeti bulunanlar bir fizik tedavi veya romatoloji uzmanına yönlendirilmelidir. Ayrıca bazı romatizma türlerinde hastalık seyri esnasında sedef hastalığı görülebilir" dedi.

GÜNEŞ SEDEFE İYİ GELSE DE ÖNLEM ALINMALI

Sedefin sistemik otoimmün bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Kuru, "Sedef hastalığı sadece deriyi tutmaz. Bu hastalar kalp damar rahatsızlıkları, iltihaplı bağırsak hastalığı ve iltihaplı eklem romatizması açısından da risk altında olan hastalardır. Hastalıkta genetik yük oldukça fazladır ve bu yüzden sedef hastalarının çocukları ve yakınları sadece sedef açısından değil yukarıda sayılan diğer hastalıklar açısından da risk altındadırlar" sözlerine yer verdi.

Kuru, sedefin bulaşıcı olmadığını ve en gelişmiş sedef tedavilerine Türkiye'de de ulaşılabildiğini dile getirerek, şunları kaydetti: "Güneşin sedef hastalarında görülen cilt bulguları üzerine olumlu etkileri vardır. UV ışınları sedef plaklarını iyileştirici bir etkiye sahiptir ve bundan tedavide yararlanılır. Ancak hastalar güneşe çıkarken zararlı etkilerden de kendilerini koruyucu önlemleri almalıdırlar. Güneş banyosu yapılırken mutlaka güneş gözlüğü takılmalı, sedef olmayan bölgelere koruyucu güneş kremi sürülmeli, güneş ışınlarının en kuvvetli olduğu dönem güneşe çıkılmalı ve en fazla 10 dakika kalınmalıdır. Vücut alıştıkça bu süre günde yarım ila bir dakika artırılabilir."

BİZE ULAŞIN