TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

DP 5. Olağanüstü Büyük Kongresi

Demokrat Parti (DP) 5. Olağanüstü Büyük Kongresi yaklaşık iki saat gecikmeyle çalışmalarına başladı.

Anadolu Kongre ve Gösteri Merkezinde gerçekleştirilen kongrede, Genel Başkan Yardımcısı Nevzat Ceylan'ın açış konuşmasının ardından divan başkanlığına eski Antalya Belediye başkanı Hasan Subaşı seçildi.

''28 ŞUBAT BABALAR GİBİ POSTMODERN DARBEDİR''

DP Genel Başkanı Süleyman Soylu, ''28 Şubat babalar gibi postmodern darbedir'' dedi.

Soylu, Anadolu Gösteri ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen DP 5. Olağanüstü Büyük Kongresinde yaptığı konuşmada, kongrenin hayırlı olmasını dileyerek, ''Benim yerim burasıdır. Sonuna kadar Kırat'ta yaşayacağım. Başka evimiz, çadırımız, şemsiyemiz yok'' dedi.

Genel başkan seçildikten sonra yaptığı çalışmaları anlatan Soylu, ''367 konusu, 27 Nisan e bildirisi, Meclise girmeme konusunda DP ile milleti ayırmaya çalışan anlayışa 'hayır, dur' dedik. 'Biz milletiz, siziz' dedik'' diye konuştu.

Soylu, yerel seçimlerde Türkiye'nin her tarafında mücadele ettiklerine dile getirerek, ''16 ayda adam gibi siyaset yaptık, kıvırmadık, yalpalamadık. Bir taraftan yeni oluşum çalışmalarına yapmalarına rağmen, bizi görmemelerine rağmen, millete inandık ve onlarla kol kola yürüdük'' dedi.

Kendisine ''sen demokrat işler yapıyorsun ama biraz da AKP'ye yakın politikalar ortaya koyuyorsun'' dediklerini aktaran Soylu, şunları kaydetti:

''Ben mi getirdi getirdim AKP'yi 47'ye? Ben mi böldüm bu partiyi? Herkese söylüyorum; oyunuza talip değilim, vicdanınıza talibim.Yüzde 5.5 aldık Güney Doğu'da. Gazetelerin söylediği gibi yüzde 1 oy alsaydık kim alacaktı geri kalan bu oyları? CHP Güney Doğu'da oy alıyor mu? Hayır. Bizim oyumuz DTP'ye gider mi? Hayır. AKP alacaktı. AKP bizim bahçemize geldi oturdu. Bahçemizden onu atmaya çalışıyoruz ama adam gibi politika yaparak. Bugün merkez sağın adresinin burası olduğunu, 29 Mart mahalli seçimlerinde ülkemizin her noktasında eşit oy alarak Türkiye partisi olduğumuzu ortaya koyduk. Devletçi değil milletçi bir politika anlayışı ortaya koyduk. Statükoya karşı tavrımızı ortaya net koyduk.
Yaş ortalamamızı 47'den 39 bandına düşürdük. Gençlerin ilgi alanında olan bir siyasi parti haline getirdik partimizi.Bir diğer problemimiz merkez sağın hangi zemine oturacağı problemiydi. DP, statükodan yana mı olacak? 367 ye 27 Nisan'a 'evet' mi diyecek. CHP ile kol kola girip politika mı yapacak? Yoksa milli iradeden, değişimden, çağdaşlaşmadan yana mı olacak?''

Kongrede fikir mücadelesi yaptıklarını ifade eden Soylu, kavgasının işsizlikle, darbecilerle olduğunu kaydetti.

Soylu, görev süresi boyunca kimseyle kavga etmediğini, uzatılan her eli tuttuğunu söyledi.

''AKP'Yİ YÜZDE 47'YE SİZ GETİRDİNİZ BABAM''

Merkez sağın bir kimlik problemi olduğunu ileri süren Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''1960 bizim için darbedir? 16-17 Eylül bir katliamdır? Tansel Çölaşan '1960'ın bayram olması lazım, rejimi kurtardılar' dedi. 28 Şubat'ta da aynı şeyler söyleniyor; 'Geldik rejimi kurtardık...' Kiminle kurtardın rejimi, kiminle? 28 Şubat babalar gibi postmodern darbedir.'Kurtuluş soldadır' diye manşet manşet haberler verip bizim irademizi etkisizleştirmeye çalışan anlayışa evet mi demeliydik? 27 Nisan'da partimizi kuşatıp Meclise girmeyenlere 'iyi yaptınız' mı demeliydik? 40 yaşında bu insanlar mücadele ederken en yakın arkadaşlarını başka partilere gönderenlere 'iyi yaptınız' mı deseydik? Ne demeliydik?
AKP'yi yüzde 47'ye getirdiniz. Siz getirdiniz babam. Yanlış anlamayın, burada bir kişiyi, sayın Cumhurbaşkanımızı kastetmiyorum, bir zihniyeti kastediyorum.''

Kendisinin de İstanbul'da oy kullandığını anımsatan Soylu, ''Bana sorun bakalım 'kendi sandığından kaç oy aldın' diye. Ben oy kullandığım sandığımda birinci oldum. İstanbul'da birinci yapacağım bu partiyi'' dedi.

İşsizliğin Cumhuriyet tarihinin en önemli rakamlarına ulaştığını, AK Parti'nin din ve vicdan özgürlükleri konusunda ülkeyi geriye götürdüğünü ileri süren Soylu, ''Beceremedi, eline yüzüne bulaştırdı'' dedi.
Yeni bir ekonomi, Avrupa Birliği ve sosyal politikalar ile yeni bir Anayasaya ihtiyaç olduğunu belirten Soylu, ''Bana itimat etmenizi istiyorum. Bana itimat edin, destek verin ki işsizliğin kökünü kazıyayım. Yolsuzluğun üstüne karabasan gibi çökeyim. Bana destek verin ki Kırat'ı yeniden Türkiye'de iktidara getirelim. Destek verin ki Türkiye'nin kitabını yeniden yazayım'' diye konuştu.

DP'nin büyük kongre iradesinin, demokrasiye, çağdaşlaşmaya ve hakkaniyete yönelik karar vereceğine inandığını belirten Soylu, sözlerini şöyle tamamladı.

''Siyasette, insanların en hayırlısı, insanlığa hizmet edendir. Burada bu demokratik yarışı kol kola sürdüreceğiz. Aziz dostum, değerli arkadaşım, kıymetli insan ve bu partinin yetiştirdiği en değerli insanlardan birisi olan ve ona verilecek her oyun bana verilecek oy gibi helal olduğu, ak olduğu, adam olduğu, değerli Mehmet Ali Bayar'a, yine partimizin yıllarca genel başkanlığını yapan, büyük sıkıntılar içerisinde bu partiye o dönemde büyük bir mücadele azmi koyan değerli insan Hüsamettin Cindoruk Bey'e ve sayın Yazgan'a başarılar diliyorum.''

GENEL BAŞKANLIK İÇİN 4 ADAY

DP 5. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde genel başkanlığa Süleyman Soylu, Hüsamettin Cindoruk, Mehmet Ali Bayar ve Ramazan Yazgan aday oldu.

Genel Başkan adayı Bayar, Anadolu Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen 5. Olağanüstü Büyük Kongre'de genel başkan adaylarının açıklanmasının ardından konuşması için kürsüye davet edildi. Anons sırasında salonda olmayan Bayar'ın kürsüye çıkması için beklenmesine bazı partililer tepki gösterdi.

Bayar, konuşmasında, kendilerinin ve Türkiye'nin vaktinin kalmadığını, Türkiye'nin gözünün bu kongrede olduğunu söyledi.

Türkiye'nin artık bir muhalefet alternatifi arayışında olmadığını, yarının iktidar alternatifini aradığını dile getiren Bayar, ''Alternatif arayışı içinde biz muhalefete değil, iktidara talip olan bir parti olacağız'' dedi.
Kongrenin burada bitmeyeceğini, asıl işin burada başlayacağını vurgulayan Bayar, delegelere hitaben ''Yarın sabah Türkiye uyandığında alternatif iktidarın kadrolarını, başbakanını seçmek zorundasınız, asıl iş buradan sonra başlıyor'' diye konuştu.

Dedesi ve torunu aynı anda delege olan yegane partinin DP olduğuna işaret eden Bayar, ''Bu partiyi ve misyonunu itildiği kenardan yeniden Türkiye'nin merkeze yerleştirmek zorundayız'' dedi.

Bayar, kavgalardan, tereddütlerden kurtulmaları gerektiğini ifade ederek, ''Kalkın ayağa, içinizdeki aşkı bastırmayın. Gelin içinizdeki aşkı yeniden tutuşturun, geçmişin bütün kavgalarını ve ayrılıkları bir kenara koyalım'' diye konuştu.

''BORCUMU ÖDEMEK İÇİN ADAYIM''

''Bu davaya olan borcunu ödemek için aday olduğunu'' belirten Bayar, mevcut aday sayısını yeterli bulmadığını, herkesin dağarcığındaki birikimi ortaya koyması, daha fazla genel başkan adayı çıkması gereken bir süreçten geçtiklerini söyledi.

''Elimi değil gövdemi taşın altına koydum ve sizi bu taşı birlikte taşımaya davet ediyorum'' diyen Bayar, geçmişi değiştiremeyeceklerini, yeniden kuramayacaklarını ama geleceği birlikte inşa edebileceklerini vurguladı. Bayar, delegelere bu yönde çağrı yaptı.

''Türkiye'nin hak etmediği bir iktidarın altında tıkandığını'' iddia eden Bayar, ''Türkiye mutlaka AKP'nin iktidardan gideceğini gösterecek bir alternatifi çıkarmak zorundadır'' dedi.

Bayar, kongrenin yapıldığı yeri eleştirerek, genel başkan olması halinde DP'nin bir daha asla çadırlarda kongre yapmayacağını belirtti.

Mehmet Ali Bayar, bugün çıkacak sonuç ne olursa olsun yarın da burada olduğunu ifade ederek, salondakilerden de bunu açıklamasını istedi.

''BU PARTİ BABALARIMIZIN MALI DEĞİL"

Bayar, ''Bu parti babalarımızın malı değildir, bu parti hepimizin ve tarihin malıdır. Bu parti sadece milletin vesayetindedir'' diye konuştu.

Kendilerine ''kimin adayısın?'' diye sorulduğunu söyleyen Bayar, ''Üçümüz de kimsenin adayı değiliz. Üçümüz de sizin adayınızız'' dedi.

Genel başkan olursa kavga değil, barış vaat eden Bayar, yönetime gelmesi halinde partide her şeyin açıklıkta cereyan edeceğini, tabanın iradesinin üstün olacağını, ön seçimlerin genel başkanın teminatında olacağını anlattı. Mehmet Ali Bayar, genel başkan seçilirse başka hiçbir gücün, güç odağının, bilinmeyen karanlık güçlerin partiyi yönetemeyeceğini belirtti.

''İşsizliğin, PKK'dan daha tehlikeli olarak evlere geldiğini'' söyleyen Bayar, buna çare bulunmazsa başkalarının taslaklarıyla Türkiye'ye roller biçileceğini söyledi.

AK Parti'nin ve devletin bitiremeyeceği kavgaları çözebilecek tek partinin DP olduğunu savunan Bayar, ''Çünkü bu kavgaların kaynağı biz değiliz'' diye konuştu.

Bayar, sözlerinin sonunda, ''Eğer çalışırsak size iktidar vaat ediyorum'' dedi.

Genel kurul çalışmaları kapsamında, bütçe ve faaliyet raporu oylanarak ibra edildi.

''BİZİM SİYASİ PARTİMİZİ BAŞKALARI DIŞARIDAN YÖNETEMEZ, ETKİLEYEMEZ''

DP Genel Başkan Adayı Hüsamettin Cindoruk, ''Bizim siyasi partimizi başkaları dışarıdan yönetemez, etkileyemez'' dedi.

Cindoruk, Anadolu Gösteri ve Kongre Merkezindeki DP 5. Olağanüstü Büyük Kongre'sinde yaptığı konuşmada, merkezde büyük buluşmayı tekrar ortaya koyacaklarını ifade etti.
Bunun romantik bir talep gibi görülemeyeceğini söyleyen Cindoruk, bunu geçmişte başardıklarını anlattı.

Darbenin ''tuluat'' olduğunu, yazılı metni, senaryosu bulunmadığını belirten Cindoruk, ''Onun için darbe felakettir. Ben siyasi hayatımda darbe yapan akıllı adama rastlamadım. Akıllı adam kongre yapar, siyasi parti kurar'' diye konuştu.

Kendisine ve Süleyman Demirel'e ''darbeci'' diyenler olduğunu aktaran Cindoruk, ''Benden darbeci olur mu? Darbe yiyen olur, darbe mağduru olur. Demirel'den de darbe mağduru olur. Ama ben bunları dinlemem, ciddiye almam, bunlardan korkmam ama cevap da vermem'' dedi.

Cindoruk, şunları kaydetti:

'Bizim siyasi partimizi başkaları dışarıdan yönetemez, etkileyemez. Bizim aklımız bize yeter. Bizim çocuklarımız aklı, bunları söyleyenlerden daha fazla erişkin, mantıklı ve daha hakikatlidir. Biz bir demokrasi kavgası vererek geliyoruz. Demokrasi için bütün sıkıntıları yaşadık. Hak ve özgürlükleri savunurken sadece kendi haklarımızı değil herkesin özgürlüklerini savunduk. Neydi sloganımız 1985'de DYP Genel Başkanı olduğumuz zaman, 'yasaksız Türkiye, düşünen Türkiye, konuşan Türkiye'. Orada sadece bize mi özgürlük var? Herkese var. Şimdi bizim karşımızdaki siyasal parti dinimizi istismar ediyor. İsmimiz kulaklarımıza ezanla okunmadı mı? O gün bunlar mı iktidarlardı?

Kalkınma mı istiyorsunuz, gel beraber yapalım. Din özgürlüğü mü istiyorsun? Gel bizimle ol, biz onun çözüm için formüller de buluruz. Bu iktidar her gün bir ayrılık ortaya çıkarıyor. Biz Türkiye'nin birliğinin
çimentosuyuz.''

''BAŞBAKAN BİLMECE GİBİ KONUŞUYOR''

Bu kongreden sonra DP'nin dışa döneceğini, bu partiden bir kıymık bile eksilmeyeceğini ifade eden Cindoruk, ''Evvela parti içinde barışı sağlayacağız. Bizim kavga etmemiz için hiçbir sebep yok. Biz bütün ayrılıkları bir araya getirebilen bir düşünceyiz'' dedi.

Konuşmasında ekonomik gelişmelerede de değinen Cindoruk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''fırsat çıktı'' dediğini ''bilmece gibi konuştuğunu'' savundu. Cindoruk, ''Biz bulmaca çözen çocuklar değiliz ki? Her şey halka açık, net söylenmeli. Başbakan çözüm bulacağı yerde kredi kartı mağdurlarına kabahat buluyor. 'Çözeceğim' demiyor. İşsizlikle alay ediyor. Ekonomik kriz ile ilgili 'teğet geçti' diyor. Geometri bilmiyor, teğet geçmedi, içimizden geçti'' diye konuştu.

Partililere ''Terk ettiğiniz mevzilere geri dönün'' çağrısında bulunan Cindoruk, şöyle devam etti:

''Mal edinmeyin devlet hayatında, malınız azalsın. Milli görüş gömleğini ister çıkarmış olsunlar, ister çıkarmasınlar, milli yolsuzluk gömleğini giymişlerdir. Hiçbir dönemde yolsuzluk dosyaları bu kadar çok olmadı. Bu iktidar döneminde parlamento da hiçbir yolsuzluk dosyası ele alınmadı. Siyasal denetimin temelinde parlamento vardır. Ben başbakanın yerinde olsam, oğlumun gemisi mi var, kayığımı var, tankeri mi var, botu mu var, yelkenlisi mi var, bunun tahkiki için.. Arkadaşlarının bir kısım mısır mı satıyor, mısır mı patlatıyor, çocukları ne yapıyor? Burada arkadaş, kardeş, abi, bakan iltiması olmaz. Parlamento iltimas eden bir kurum olmadı. Meclis Başkanı, cumhurbaşkanı, başbakan tamamıyla, devletin malı kadar hakkını da korumakla görevlidir. Hakkını koruyamıyorlarsa, onların hakkını da millet korumaz.''

Cindoruk, ''Bir yaşlı adam olarak bunları söylüyorum'' diyerek konuşmasını Mevlana'nın ''Genç adam aynada bazı şeyleri göremez ama yaşlı adam bir tuğlada gerçekleri görebilir'' sözleriyle bitirdi.
BİZE ULAŞIN