"Adeta bir soykırım"

G-8 Zirvesi'ndeki temaslarının ardından açıklamalarda bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki olaylarla ilgili olarak, ''Görüşme yaptığım bazı devlet başkanlarına ve başbakanlara düşüncelerimi ifade ettim. 'Vahşet' ifadesini Türkiye'de zaten kullandım. Onun da arkasındayım. Çünkü yüzlerce insanın öldürüldüğü ve bini aşkın insanın yaralı olduğu bir olayı, adeta bir soykırımı herhalde başka bir kelime ifade etmez" dedi.

Erdoğan, İtalya'nın L'aquila kentindeki G-8 Zirvesi'nin son gününde temaslarının ardından açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin Erdoğan'ın dün akşam IMF başkanıyla yaptığı görüşmeyi hatırlatarak, görüşmelerin ne aşamada olduğunu sorması üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

''IMF Başkanı ile yaptığımız görüşmede, kendileriyle özellikle genel çerçeve noktasında 'bu çalışmayı süratle gerek mali disiplin, gerekse yapısal değişiklikler noktasında bu ay, önümüzdeki ay içerisinde bunu bir neticeye kavuşturursak, biz de bundan memnun oluruz' dedik. Çünkü 28 Eylülde malum Türkiye'de IMF'in uluslararası toplantısı yapılacak bu toplantının sonrasına kalmasın istiyoruz dedik, kendileri de bundan memnuniyetlerini ifade ettiler.''

Erdoğan, görüşmede Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ında bulunduğunu anımsatarak, IMF'in de bu öneriden memnuniyet duyduklarını kendilerine ifade ettiklerini anlattı.
Erdoğan, ''Ali bey başkanlığında bu çalışmayı bu ay, önümüzdeki ay içerisinde yoğun bir şekilde sürdürecekler, temenni ederim ki neticeye varırız'' dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Çin Uygur Özerk Bölgesi'ndeki olaylara ilişkin, ''Bir taraftan evrensel değerleri konuşacağız, insan haklarını konuşacağız, öbür taraftan bunlara seyirci kalacağız; bu olacak iş değil'' dedi.

Erdoğan, bir gazetecinin, ''Dün Avrupa Birliği liderleriyle ilgili bir toplantıda yer aldınız? Türkiye'nin Avrupa Birliği süreciyle ilgili yeni başlıklarla ilgili nasıl bir görüşme gerçekleşti?'' sorusu üzerine, şunları söyledi:
''Bizim müzakerelerimizle ilgili süreci genelde değil, daha çok dönem başkanı değerli meslektaşım Fredrik Reinfeldt ile görüştük. Orada kendi samimi yaklaşımlarını her zamanki gibi ifade ettiler. Bu konuda da yine gerek başmüzakereci arkadaşım, gerekse Dışişleri Bakanımız da irtibatlarını devam ettirecek. Bizler şu anda parlamento dışı yapabileceğimiz çalışmaları yapmak suretiyle parlamento açıldığı döneme kadar alacağımız mesafeleri almayı planlıyoruz. Onu da kendileriyle müzakere ettik.''
Başbakan Erdoğan, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki olaylara ilişkin bir soru üzerine de şunları kaydetti:

''Görüşme yaptığım bazı devlet başkanlarına ve başbakanlara düşüncelerimi ifade ettim. 'Vahşet' ifadesini Türkiye'de zaten kullandım. Onun da arkasındayım. Çünkü yüzlerce insanın öldürüldüğü ve bini aşkın insanın yaralı olduğu bir olayı, adeta bir soykırımı herhalde başka bir kelime ifade etmez.
Bunu hem bir soydaş olarak, hem aynı değerleri paylaşan insanlar olarak söylemek durumundayız. Bir taraftan evrensel değerleri konuşacağız, insan haklarını konuşacağız, öbür taraftan bunlara seyirci kalacağız; bu olacak iş değil. Bu nereden gelirse gelsin, hangi değerleri paylaşırsa paylaşsın eğer insan öncelikli bir dünyayı paylaşıyorsak, bu konuda ikili ilişkiler veyahutta menfaatler değil, insan öne çıkmalı ve insana yönelik bu noktada dünyadaki tüm ülkeler el ele vermeli diye düşünüyorum.

Böyle inanıyorum, böyle inandığım için de orada çıkarları değil, bunu düşünmek durumunda olduğumuzu söylüyorum ve adaletli bir yaklaşımla Çin yönetiminden buradaki failler üzerinde gerekli yaptırımların ortaya konulmasını, uygulamaya konulmasını bekliyoruz. İstediğimiz budur ve bundan daha doğal da bir şey olamaz. Bu düşüncelerimi de görüştüğüm meslektaşlarıma da ifade ettim. İkili görüşmelerde de 'kimse hayır şöyle değil' demiyor.

Herkes de bu olayı hakikaten bayağı sıkıntılı bir şekilde değerlendiriyor. 'Bu durumun üzerine de hassasiyetle eğilmek gerekir' diye düşünüyorlar ve BM Güvenlik Konseyi'nde Çin daimi üye, biz geçici üye; orada da bu işin değerlendirilmesi, görüşülmesi gerekir diye de inanıyorum, düşünüyorum. Bunu da dönünce arkadaşlarımla değerlendireceğiz.''

Bir gazetecinin, hangi liderlerle ve başbakanlarla görüşme fırsatı bulduğuna ilişkin bir soruya Erdoğan, ''Hemen hemen bütün liderlerle görüşme fırsatım oldu diyebilirim. Kimisiyle yemekte, kokteyl kısmında, hepsiyle az çok bir görüşme fırsatını yakaladım. Bir kısmıyla bu konuları görüşme imkanımız oldu. Bir kısmıyla da Dışişleri Bakanımız vasıtasıyla döndükten sonra yapacağımız çalışma ile ayrıca bu görüşmeleri devam ettireceğiz'' karşılığını verdi.

Erdoğan, ''G-8 formatının G-14'e dönüştürülmesinden bahsediliyor. G-14 formatında ileride Türkiye'nin olabilmesi, İtalyan basınında konuşuldu. Bu konudaki düşünceniz nedir?'' sorusuna şu yanıtı verdi:
''Doğrusu benim katıldığım oturumlarda bu gündeme gelmedi. Fakat bunun kulislerini duyuyorum. Kulislerini duymak da tabii benim şu anda böyle bir değerlendirme yapmamı bir yerde gerektirmiyor. Fakat bu konuda G-14 tezini savunanlar olduğu gibi G-20 tezini savunanlar da vardır.
Öyle zannediyorum ki Pitzburg'da kolay bir adım herhalde farklı bir durum arz edecektir. Onun için Birleşmiş Milletler toplantısını bekleyelim ve oradaki Pitzburg buluşmasında büyük ölçüde daha geniş gündeme gelecektir.''
BİZE ULAŞIN