"Haddini bil, kendini bil"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan, Ak Parti Rize İl teşkilatında açıklamalarda bulundu. Başbakan Erdoğan, konuşmasında MHP lideri Devlet Bahçeli'ye sert çıktı.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bağıranlar, çağıranlar oluyor, bunlar zaman zaman spekülasyon havası doğuruyor. Bunları konuştuğun zaman bazıları bunun demokrasi adına hemen değerlendiriyor demokrasi bu kadar ucuz değil, kusura bakmayın ben provokatöre demokrat diyemem, spekülatöre demokrat diyemem'' dedi.

Erdoğan, İsmail Kahraman Kültür Merkezi'ne ''AK Parti Rize İl Danışma Toplantısı''nda yaptığı konuşmada, bazı ilçelerde meydana gelen sel felaket nedeniyle mağdur olanlara geçmiş olsun dileğinde bulundu.

Başbakan Erdoğan, yaraların sarılması ve mağduriyetlerin giderilmesi için bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da tüm imkanlarla vatandaşların yanı başında olacaklarını söyledi.
29 Mart yerel seçimlerinde Rize'nin bir kez daha kendisine yakışanı yaptığını ifade eden Erdoğan, ''Bir kez daha 21 belediyenin 17'sini AK Parti'ye vermek suretiyle Başbakanın'a ve ekibine sahip çıktı. Büyük düşünün dedik büyük düşündünüz Rize de Türkiye'de büyük düşündü, büyüklüğüne yakışan bir karar verdi. bize olan itimadından, vefasından ve hayır dualarından dolayı tüm Rizeli kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum'' dedi.Erdoğan, zaman zaman kendilerini belli konularda şikayetleri olanların anlattığını belirterek, şunları kaydetti:

''Bağıranlar, çağıranlar oluyor, bunlar zaman zaman spekülasyon havası doğuruyor. Bunları konuştuğun zaman bazıları bunun demokrasi adına hemen değerlendiriyor. Demokrasi bu kadar ucuz değil. Kusura bakmayın ben provokatöre 'demokrat' diyemem, spekülatöre 'demokrat' diyemem.

Ben fikri hür olan özgür olan ideolojik yapılanmadan uzak, samimi, olaylara pozitif bakan insanların eleştirilerine 'demokrat yapı içerisinde yaklaştın' derim ve alkışlarım. Benim demokrasi anlayışım bu. Ama bir diğerin demokrasi anlayışı farklı olabilir, ona da saygı duyarım. Ama ben böyle anladım demokrasiyi ve mücadeleyi de böyle verdim. O beyefendiler de demokrasiyi öyle anlıyorlarsa, buyursunlar meydana, er meydanı burada. Çıksınlar seçim meydanına... 18 yaşından bu yana siyaset meydanında bunu böyle anladım, böyle yaptım. Köşesinden yazı yazarak yaşamadım. Hep meydanlarda yaşadım. Kapı kapı, ev ev dolaşarak yaşadım. İnsanımın derdini dinleyerek yaşadım. Çözüm bulabildiğim kadar çözdüm, 'her şeyi çözdüm' diyemem''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, ''Sen İstanbul'da yaşayana 'Konstantinapolis' dedirtemezsin. Bu milletin evlatları İstanbul'a ne ad verildiğini çok iyi bilir'' diye seslendi.

Erdoğan, İsmail Kahraman Kültür Merkezi'ndeki ''AK Parti Rize İl Danışma Toplantısı''nda yaptığı konuşmada, ''eleştiri yapılırken, geçmiş ile bugünün mukayesesinin yapılması gerektiğini'' ifade etti.
Konuşmasında, komuoyunda ''Demokratik açılım'' olarak nitelenen çalışmalara da değinen Başbakan Erdoğan şunları kaydetti:

''Hani halk arasında 'Kürt açılımı' diye konuşuluyor. 'Kürt Sorunu', 'Güneydoğu Sorunu' ne derseniz deyin... İçişleri Bakınım bu işin koordinasyonunu yürütüyor. Düşünebiliyor musunuzsunuz; bu ülkenin ana muhalefet partisine, muhalefet partilerine mektuplar yazdı. 'Yüzde 1'ün üzerine oy alanlara gideceksiniz dedik, yüzde 1'in altında oy alanların da genel başkanlarını gerekirse arayın, görüşün' dedik. Şimdi mektuplar gidiyor. Daha bu sürecin içinde ne var ne yok bilmeden anında 'ret' cevabı... Hani bunlar uzlaşmadan yanaydı? Bu CHP, 'uzlaşmadan yana olduğunu' hep söylemiyor muydu? AK Parti'nin uzlaşmadan yana olmadığını söyleyen değil miydi CHP? Bu, 'MHP' demiyorum; Sayın Bahçeli'yi söylüyorum, böyle değil miydi? Çünkü ben de Sayın Bahçeli'den randevu istedim, bana randevu da vermedi.''

''BU BİR MİLLİ BİRLİK HAREKETİDİR''

''Hani bunların uzlaşmadan olma yanı?'' diye soran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben, MHP'nin içerisinde Sayın Bahçeli gibi düşünmeyen insanların çok büyük bir yekun tuttuğuna inanıyorum. Aynı şeyin CHP içinde olduğuna da inanıyorum. CHP'nin içinde, şu anda, Baykal'ın yaptıklarını tasvip etmeyenler var ama seslerini çıkaramıyorlar. Onları da seslerini çıkarmaya davet ediyorum. Niçin? Bu bir milli birlik hareketidir, onun için. Milli birlik hareketi...''

Erdoğan, ''engin gönüllü olmayı Karadeniz'den öğrendiklerini'' belirterek, şöyle konuştu:
''Biz Kaçkar Dağları gibi adil cenap olmayı buralarda öğrendik. Gerektiğinde Fırtına Deresi gibi coşmayı; gerektiğinde durulmayı Rize'de öğrendik. Bizim aldığımız edep ve adap; Yunus Emre'nin diliyle 'yaradılanı severiz, yaradan ötürü' anlayışıyla... Ben insanın Türk mü, Kürt mü, Laz mı, Çerkez mi, Boşnak mı, Arnavut mu olduğuna bakmam... Siyah mı, beyaz mı olduğuna bakmam... Ben, yaradan Allah yarattığı için severim. Benim anlayışım bu.

Çıkmış geçenlerde, sayın Bahçeli konuşma yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanı Bitlis'te 'Norşin' demiş onu eleştiriyor. Benim için de diyor 'O da Potomyalı, 'yakın bir zaman sonra da' diyor, 'İstanbul'un girişine bunlar Konstantinapolis' derler diyor. Sayın Bahçeli, aç, Nutku oku... Atatürk, Güroymağa ne demiş 'Norşin' mi demiş, Güroymak mı demiş?. Oradan bunun dersini al...''

''BIRAK POTOMYA DİYEN 'POTOMYA' DESİN, GÜNEYSU DİYEN 'GÜNEYSU' DESİN

Başbakan Erdoğan, ilçesinin adının şu anda ''Güneysu'' olduğunu da anımsatarak, şöyle devam etti:
''Ama Güneysu'da yaşayan benim hemşehrilerim orada Potomya da diyor Güneysu da diyor. Ama nüfus kağıtlarına baktığın zaman Güneysu yazıyor. Niye bundan rahatsız oluyorsun? Ya bırak Potomya diyen Potomya desin, Güneysu diyen 'Güneysu' desin. Sen resmi olana bak. Bundan, böyle bir sıkıntı var mı? Yok...Bunları mesele etmeyelim... Ama olay İstanbul'un olayına geldiği zaman sene 1453, ad öyle konmuş o günden bugüne gelmiş. Sen İstanbul'da yaşayana 'Konstantinapolis' dedirtemezsin. Bu milletin evlatları İstanbul'a ne ad verildiğini çok iyi bilir. Bugün de ne deneceğini çok iyi bilir, olay budur... Ama sen kendin öyle görüyorsan, o ayrı mesele... Ama kalkıp da sen ne Tayyip Erdoğan için böyle bir şey konuşabilirsin, senin haddine değil, ne AK Parti için böyle bir şey konuşabilirsin, senin haddine değil. Böyle bir vasiyeti sana kimse vermedi sayın Bahçeli... Önce haddini bil, kendini bil... Bak bu ifadeleri kullanmamış olsan ben buralara gelmem seni muhatap da almak istemiyorum zaten. Ama buralara geldiğin zaman bu damara dokunmaktır. Çünkü bizim kimlik noktasındaki hassasiyetimizi biz kimseye oynattırmayız, buna kimsenin gücü yetmez ne Baykal'ın ne senin... Ve yanında gezdirdiğin adamlara da dikkat et. Onların da hangi telde ne zaman ne oynayacakları belli değil.''

''DEMOKRATİK AÇILIMI İNŞALLAH GERÇEKLEŞTİRELİM, ONDAN SONRA GÜNEYDOĞU VE DOĞU ÇOK DAHA FARKLI YATIRIMLAR ÇEKMEYE BAŞLAYACAK''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokratik açılımı gerçekleştirdikten sonra Güneydoğu ve Doğu'nun çok daha farklı yatırımlar çekmeye başlayacağını söyledi.

Erdoğan, İsmail Kahraman Kültür Merkezi'ndeki ''AK Parti Rize İl Danışma Toplantısı''nda yaptığı konuşmada, Afyonkarahisar'daki sözlerini hatırlatarak, 3 kırmızı çizgileri olduğunu belirtti. Bölgesel, etnik ve dinsel milliyetçilik yapmayacaklarını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''O gün ne dediysek bugün aynı şeyi söylüyoruz. 'Bölgesel milliyetçilik yapmayacağız' dedik. Ne demek bu? Yani biz o gün dedik ki ülkemizin batısı ne kadar gelişmişse Doğusu da Güneydoğusu da o kadar gelişecektir, Kuzeyi de Güneyi de o kadar gelişecektir. Yani 780 bin kilometre karelik vatan topraklarını aynı şekilde modern bir düzeye kavuşturacağız ve çalışıyoruz.

Şu anda Güneydoğu, Doğu, bizim iktidarımız döneminde 13 katrilyonluk yatırım aldı. Hiçbir dönemde öyle olmadı. Eğitimde, sağlıkta çok ciddi değişim yaşıyor. Yollar, KÖYDES işte bundan dolayı. Arabaların çıkmadığı köylere şimdi arabalar çıkıyor. 11 ay 'dünyaya kapalıyız Allah'a açığız' diyen bir Bahçesaray vardı. 42 kilometre yolu açtık ve şimdi gidiyor geliyoruz. Şimdi ikinci bir alternatif yolunu yapıyoruz ki sıkıntı yaşamasınlar diye. Neden? Çünkü nerede insan varsa orada biz olmak zorundayız. Bizim için önce insan sonra devlet, önce devlet sonra insan değil. Çünkü insanını yetiştiremeyen, Şeyh Edebali'nin ifade ettiği gibi; 'insanı yücelt ki devlet yücelsin'... İnsanını yüceltemezsen devletini yüceltemezsin. Bu anlayışla çalışıyoruz.''

Sadece Rize'nin değil, diğer 80 vilayetin de emanetini üzerlerine aldıklarını ve bu şekilde yola devam ettiklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Şimdi Güneydoğu'da, Doğu'da yaşayan vatandaşlarım nasıl bir kalkınmanın orada olduğunu görürler. Şimdi bu demokratik açılımı inşallah gerçekleştirelim, ondan sonra Güneydoğu ve Doğu çok daha farklı yatırımlar çekmeye başlayacak. Şu anda terörden dolayı girişimci çekiniyor, korkuyor ama bunu başardığımızda oralara çok daha fazla girişimci gidecek, çok daha farklı yatırımcılar gidecek. İşsizlik o bölgelerde çok daha süratle çözüme kavuşacak. O zaman Diyarbakır'ın evladı kalkıp da Çukurova'ya, Amik Ovası'na gitmeyecek. Diyarbakır'ın ovaları ona yetecek o zaman. Aynı şekilde Muş Ovası'nın evladı oralara gitmeyecek. Muş Ovası onlara yetecek. Biz şu anda Alparslan 1 ve Alparslan 2 barajlarını yapıyoruz. Niye? O günlere hazırlık yapıyoruz şimdiden. Bunları başaracağız. Çözeceğiz bunları.

Aynı şekilde Erzurum, şimdi Kış Olimpiyatları'na hazırlanıyor. Bu Kış Olimpiyatları'yla Erzurum inşallah turizmde patlamasını yapacak. Tarih, kültür, eğitim tüm bu alanlarda çok büyük bir değişim yaşıyor şu anda Erzurum. Peki bugüne kadar gelenlerin aklına bu niye gelmedi? Böyle bir olimpiyatı çekebildiler mi Erzurum'a? 2 tane olimpiyatı Karadeniz'in Trabzon'una çekebildiler mi? Niye çekemediler? Çünkü bunların dış politika anlayışı diye bir şey yoktu ki. Uluslararası kurum ve kuruluşlarda bunların zerre kadar itibarı yoktu ki. Bu, itibar işidir. İtibarın varsa bunu yaparsın, yoksa yapamazsın.''

Şimdi 2010 basket şampiyonasına hazırlanıldığını, Dünya Basketbol Şampiyonası'nın Türkiye'de yapılacağını anımsatan Başbakan Erdoğan, ''Nasıl oldu bu iş? İtibar meselesi, prestij meselesi. Şimdi ne istediyseler tesisler itibarıyla bunları yetiştiriyoruz'' dedi.

Türkiye'de dünya uluslararası para fonu IMF'nin toplantısı olacağını, dünyanın değişik ülkelerinden yaklaşık 15 bin kişinin Türkiye'ye geleceğini kaydeden Erdoğan, bunun için İstanbul'da dev bir kongre merkezi inşa ettiklerini hatırlattı. Şu günlerde inşaatın bitiş aşamasında olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, buranın, dünyanın örnek kongre merkezlerinden biri olduğunu belirtti. Erdoğan, merkezi 11 ayda inşa ettiklerini dile getirerek, ''İş bilenin kılıç kuşananındır. Öyle yan gelip yatarak bu işler olmuyor ama ben istiyorum ki benim vatandaşım bunları görsün, bilsin. Ona göre bu iktidar ne yapıyor, ne ediyor bunu anlasın. Biz dedik ki (uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece) diye konuştu.

Güneydoğu ve Doğu'nun, GAP, DAP, KOP projeleriyle ayağa kalktığını ve şu anda Ekonomi Koordinasyon Kurulunun, Başbakan Yardımcısı başkanlığında Konya Ovası Projesi için bu hafta Konya'da toplanacağını, ardından Ağrı'ya ve Şanlıurfa'ya gideceklerini ifade eden Erdoğan, 3 ayrı ilde ilk tur toplantılarını yapacaklarını söyledi.

''BU MESELEYİ HUKUK YOLUYLA ÇÖZECEĞİZ, BU MESELEYİ DEMOKRASİYE YOLUYLA ÇÖZECEĞİZ, BU MESELEYİ TBMM ÇATISI ALTINDA ÇÖZECEĞİZ''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kamuoyunda ''demokratik açılım'' olarak nitelenen çalışmalara ilişkin olarak, ''Bu meseleyi hukuk yoluyla çözeceğiz, bu meseleyi demokrasiye yoluyla çözeceğiz. Bu meseleyi TBMM çatısı altında çözeceğiz'' dedi.

Erdoğan, İsmail Kahraman Kültür Merkezi'nde düzenlenen AK Parti Rize İl Danışma Meclisi toplantısında yaptığı konuşmada, partisinin siyasetinin küresel bir vizyonu içerdiği dile getirdi.

Türkiye'nin her alanda birçok atılımı gerçekleştirdiğini anlatan Erdoğan, kamuoyunda ''demokratik açılım'' olarak nitelenen konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın çok kısa bir süre içinde çalışmalarını bitireceğini belirterek, ''bunu topluma bizzat kendisinin deklare edeceğini'' söyledi.
İçişleri Bakanı Atalay'ın, bugün de sivil toplum örgütleriyle görüştüğünü anlatan Erdoğan, ''kanaat önderleriyle de görüşüleceğini, ardından rapora son şekli verildikten sonra açıklanacağını'' bildirdi.
''Şimdi yeni bir dönemin arifesindeyiz'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Ramazan ayına girerken; Türkiye, manevi anlamda rahmetle, bereketle buluşmaya hazırlanırken; biz de yeni bir baharın, yeni bir kardeşlik ikliminin adımlarını atıyoruz. 25 yıldır Türkiye'ye ayak bağı olan, 25 yıldır enerjimizi, kaynaklarımızı zenginliğimizi adeta tüketen, 25 yıldır on binlerce kardeşimizin ölmesini, sakat kalmasına, mağdur olmasına neden olan bir meseleyi artık çözüm aşamasına geldik.
Gayemiz annelerin gözyaşını dindirmek, gayemiz ocaklara düşen ateşi söndürmek; gayemiz Türkiye'yi kardeşlik içinde, birlik ve bütünlük içinde geleceğe hazırlamak. Gerçekleştireceğimiz demokratik açılım Türkiye'ye zaafa uğratmayacak. Tam tersine çok daha güçlü, çok daha huzurlu, çok daha müreffeh bir ülke haline getirecek; sadece ülkenin bir kısmındaki anneler değil, Doğu'daki, Güney'deki, Kuzey'deki, Batı'daki tüm anneler rahat nefes alacak. Sadece Hakkari'deki, Bitlis'teki, Diyarbakır'daki annelerin değil Rize'deki, Artvin'deki, Trabzon'daki annelerin gözyaşları dinecek.
Bin yıllardır birbirine kardeş olan, bir biriyle kız alıp veren, birbiriyle akraba olan bu millet, aramıza nifak sokmaya çalışan şer odaklarına en güzel cevabı verecektir. Birbirine, eskisinden daha fazla kenetlenecek.''

''KARARLILIĞIMIZDAN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ''

Türkiye genelinde, ''eşsiz bir mutabakat zemini oluştuğunu'' ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Terörün oluşturduğu kaos ortamından beslenenler ve siyaseten bu konunun istismarını yapan kesimler haricinde, herkesin çözümü özlediğini, hemen şimdi çözümü arzuladığını ve beklediğini ortaya koydu. Biz bu fırsatı heba etmeyecek, bu imkanı heba etmeyecek, Türkiye'nin yeni acılar yaşamasına, gelecek on yıllara da bu meseleyle girmesine inşallah müsaade etmeyeceğiz.

Şuraya dikkatinizi çekiyorum; bu meseleyi hukuk yoluyla çözeceğiz, bu meseleyi demokrasiye yoluyla çözeceğiz, bu meseleyi TBMM çatısı altında çözeceğiz. Ve biz istiyoruz ki tüm siyasi partilerin katılımıyla çözelim ama katılmayacaklarsa ne yapalım? Biz yola yine devam edeceğiz. Herkes ile konuşacağız, gelenlerle beraber çözüm yolunda yürüyeceğiz. Ve biz bu konuda kararlıyız. Bu kararlılığımızdan geri adım atmayacağız. Ve bunu asla tartışma konusu da yapmayız, yapmayacağız. Bizim hassasiyetimiz sadece bu sorunun çözülmesidir. Ve bırakalım, bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü asla tartışma konusu haline getirilmesin.

Bu bir milli birlik mücadelesidir, bunu böyle bilelim. Bu bir milli birlik meselesidir. Böyle görüyoruz. Lütfen kimse bunun üzerinde kimse spekülasyon yapmasın. Bizim son derece hasbi niyetlerimiz var. Onun için diyoruz ki; niyet hayır, akıbet de hayır... Tabii, birçokları televizyonlarda, gazetelerde, şuralarda buralarda bu sürecin aleyhinde yazabilir, konuşabilir; önemli değil. Olacaktır, doğaldır... Herkesin bizim gibi düşünmesi mümkün değil. Bunları da bileceğiz ama ben inanıyorum ki olumlu yazanlar, olumlu konuşanlar daha çok olacaktır.
İftira ile karalama ile bu süreci engellemeye çalışanlar işte buradan çıkıyor. Hassasiyetlerimizi, kutsal değerlerimizi, kırmızı çizgilerimizi istismar etmek isteyenler, bunlar üzerinden kendilerine siyasi rant sağlamak isteyenler olacaktır. Ama ben milletimin sağduyusuna yürekten inanıyorum. Milletim bizim samimiyetimizi görüyor.

Teşkilatımdan şunu istiyorum; Ankara'dan verilen mesajı, siz Rize'nin en ücra köşesine taşıyacaksınız. Eğer Ayder'in en ücra köşesinde bu ses yansımıyorsa, kusura bakmayın, sorumlu olursunuz... Eğer bu ses, ta Andon'da yansımıyorsa, sorumlusu siz olursunuz. Eğer bu ses ta İkizdere'de, Kalkandere'de oralarda yansımıyorsa sorumlusu siz olursunuz. Kadın kollarımız, gençlik kollarımız dolaşacak, bir kitapçık sizlere göndereceğiz. Bir ortak akıl oluşuyor şimdi. Bu ortak akılla, ortaya bir söylem birliği çıkacak. Bu söylem birliği ile bunu tüm Türkiye'ye yansıtacağız. Rize, neyi konuşursa inşallah ondan sonra Hakkari'de, Van da ağrı'da onu konuşacak.

Hakkımızda üretilen yalanlara, hakkımızda üretilen iftiralara karşı uyanık olacağız. Gerçekleri, doğruları vatandaşlarımıza aktarmamız lazım. Tahriklere aldanmayacağız. Dostluk ve kardeşlik zemininde hareket etmek durumundayız. Milletimiz, memleketimiz için sürecin hayırlı olmasını diliyorum. ''

Başbakanın konuşması sırasında, yaşlı bir vatandaş kişisel bir sorunu aktarmak istedi; bir kadın ise ''ekonomik kriz ne olacak'' diye bağırdı. Salondakiler ise bu kişilere tepki gösterdi.

''BİZİM TÜZÜĞÜMÜZDE '3 KEZ ARKA ARKAYA MİLLETVEKİLLİĞİ' YAZAR. 3 KEZ ARKA ARKAYA MİLLETVEKİLLİĞİ YAPAN 4. KEZ MİLLETVEKİLİ ADAYI OLAMAZ''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin tüzüğünde 3 kez arka arkaya milletvekilliği yapanların 4. kez aday olamayacağının belirtildiğine işaret ederek, ''2011 Allah ömür verirse benim son milletvekilliği adaylığımdır. Biz tüzüğü yazarken, her şeyi enine boyuna düşünerek yazdık'' dedi.

Erdoğan, ''Ben Dışişleri Bakanımı kalkıp da Cumhurbaşkanlığına aday gösterdiğim zaman eski cumhurbaşkanlarından biri kalktı dedi ki, 'o makamı kimse elinin tersiyle itmez' biz ittiğimiz gösterdik mi? gösterdik'' diye konuştu.

İsmail Kahraman Kültür Merkezi'ndeki ''AK Parti Rize İl Danışma Toplantısı''nda konuşan Erdoğan, Türkiye'nin kahir ekseriyetinin Müslüman olduğunu ancak Müslüman olmayanların inancının da güvence altında olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

''Biz onların inancını da güvence altına alırız. Bizim medeniyet anlayışımızda bu var. Bizim laiklik anlayışımızda bu var. Bizde inanç gruplarının hepsine aynı mesafede olmak var. Mezhepsel ayrılıklar noktasında kim neyi tercih ederse etmiştir. Biz bunlar arasında bir ayrımcılığa, bölücülüğe asla gidemeyiz, tercihler yapamayız. Biz, bir demokratik, laik, sosyal, hukuk devletinin yönetimiyiz. Burada da gereği nedir? Laik bir devlet anlayışıyla tüm inanç gruplarına yaklaşmaktır. Buna da böyle yaklaşırız, nitekim bizim programımızda çok açık, net yer almıştır, orada vardır. Bugüne kadar biz bunu yaptık yapmaya da devam ediyoruz.''

Erdoğan, Cuma günü partisinin 8. kuruluş yıl dönümünü kutlayacaklarını hatırlatarak, şöyle devam etti:

''8 yıl bir siyasi parti için şüphesiz ki uzun bir süre. Ben öyle görüyorum ama bunu, normal bakıldığı zaman uzun bir zaman olarak görmeyebilirler. Ama biz bu işte çok hızlı bir mesafe almanın gayreti içerisinde olduğumuz için 8 yılı küçümsemiyoruz. Peki neden daha ileri olamadık. Şu Batı'daki muhalefet anlayışı bizde olmuş olsa idi, kurumların dayanışma anlayışı batıda olduğu gibi bizde olmuş olsaydı, biz bugün gelmiş olduğumuz noktanın çok daha fevkinde, çok daha ilerisinde olurduk. Bunları tarih yazacak. Bunları kayıtlara düşeceğiz ama bugün erken.''

''Bu yılın özellikle bizim için önemi şu, 2010'a çok daha farklı hazırlanmamız lazım'' diyen Erdoğan, ''Çünkü 2009'da özellikle dünyadaki küresel finans krizini inşallah son çeyrekte artıya döndüğünü, büyüme noktasında göreceğiz ama 2010 ile birlikte çok daha farklı bir sürecin başlamasını hedefliyoruz. 2010 bu noktada bizim için daha iyi bir noktaya gelir'' dedi.

Toplantıda bulunan bir kadının ''ekonomik kriz ne olacak'' demesi üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
''Bu salona girenlerin tamamının bu Danışma Meclisinin üyesi olmaları söz konusu değil. Danışma Meclisinin dışından da bu salona girenler var. Partili olanı var, partili olmayanı var ve şurada, 'ekonomik kriz nedir, ne değildir' diye sorsan tanımlamaktan aciz olan, gazetede, televizyonda duyduğuyla konuşuyor. Nedir ekonomik kriz? 7 yıl önce şu Rize'de kestiğin çayın parasını 1 sene sonra alıyordun. Yani şu son yıl hariç, son yıla kadar 15 gün 1 ay içerisinde aldığın için mi ekonomik kriz var? Bu yılda da maalesef 1-2 ay gibi bir gecikme oldu. Şimdi de inşallah ikinci çayın parası geliyor. Bunları aldığınız için mi bundan dolayı mı ekonomik krizden bahsediyorsunuz? Rizemizde, ÇAY-KUR'da çalışan birçok 'beyaz yakalı' dediğimiz yavrularımız ÇAY-KUR'a alındığı için mi ekonomik krizden bahsediyorsunuz?''

''MİLLETİN İRADESİNİ GASP ETMEYE NİYETLENMİŞ...''

AK Parti iktidarının demokrasiye yönelik, millet egemenliğine yönelik her türle tehdit, her türlü girişimi cesaretle, kararlılıkla göğüslediğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

''Millet iradesi üzerinde hiçbir gölgeye, hiçbir karartıya asla ve asla müsaade etmeyiz. Milletin iradesini gasp etmeye niyetlenmiş hukuk dışı örgütlenmelere, çetelere, mafyaya karşı yılmadan, yorulmadan asla geri adım atmadan kararlı bir mücadele verdik. Önümüze çıkan engelleri demokrasi ve hukuk çerçevesinde aştık. Tüm badireleri sabırla, soğuk kanlılıkla geride bıraktık. Tahriklere, provokasyonlara, iftiralara, karalamalara asla boyun eğmedik. 8 yıl sonra bugün aziz milletimizin karşısına alnımız açık, başımız dik olarak çıktık, çıkıyoruz. Allah'ın izniyle aradan 80 yıl da geçse bu parti ve bu hareket 14 Ağustos 2001 tarihindeki kadar ak, o günkü kadar temiz, o günkü kadar heyecanlı ve coşkulu şekilde milletin huzuruna çıkacaktır.''

Türkiye'nin tarihini yazacak olanların, tarihe not düşecek olanların AK Parti'ye demokrasi tarihi içinde mümtaz bir yer ayıracaklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

''Çünkü AK Parti, demokrasiyi koruduğu, kolladığı kadar onu yüceltmeyi ve kalıcı hale getirmeyi de başarmış, milletimize, ülkemize yaşattığı ilklerle tarih sahnesinde haklı yerini almıştır. AK Parti, temiz siyasetin öncüsü olmuştur ülkemizde. Siyasetin, kirlenmesine ve kirletilmesine müsaade etmemiştir. AK Parti, bu ülkede karşılıksız para basmak suretiyle benim vatandaşımın cebindeki parayı çalmamıştır. AK Parti, bu ülkede yüzde 30 enflasyonla enflasyon canavarına benim Ayşemi, Fatmamı, Ahmetimi, Mehmetimi mahkum etmemiştir. Buyurun şu anda enflasyon nerede? 6'da... 30 nire, 6 nire? Bacım oradan konuşuyor. Sorsana ona enflasyon 30'du 6 oldu bu ne demek? Bilmez. Bak yüzde 63 faizle devlet borçlanıyordu. Ama şimdi yüzde 10'un altına düştü. Aradan yüzde 53 fark var. 'Bu faiz senin cebinden çıkıyordu, şimdi böyle bir şey yok, neresi bunun ekonomik kriz' desen verecek cevabı yok. Anlamaz bu işten.''

''BİZ OMURGALIYIZ, OMURGASIZ TİPLERİ SEVMEYİZ''

Erdoğan, göreve geldiklerinde Türkiye'nin kamu net borç stokunun yüzde 73 olduğunu anımsatarak konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Şu anda yüzde 42 idi. En kötü durumda bile yüzde 42... Aradaki fark yüzde 31. Gayri Safi Milli Hasılaya oran bu. Ama sorsan benim kardeşim bunu bilmez. Ben darlanmoyorum da bu yanlış konuşanlar bizi rahatsız ediyor. Bunlara aldanıyorlar bu bizi üzüyor. Çünkü bu ülkede ne yazık ki armudu yenen ağaç taşlanıyor. Meyvesi olmayan ağacı kim taşlar gerek var mı, yok. At denize balık bilmezse halik bilir. Hiç önemli değil. Verip vermemesi beni o kadar enterese etmiyor.''

Erdoğan, bu millete hizmet için yola çıktıklarını belirterek, şunları söyledi:

''Efendi olmak için değil. Kim bana oy vermiş bunu araştırmak için değil. Derdimiz bizim başka. Biz ne dedik? Hemşehrilerim şunu iyi bilin, biz omurgalıyız. Omurgasız tipleri sevmeyiz onu söyleyeyim. Bİzim tüzüğümüzde '3 kez arka arkaya milletvekilliği' yazar. 3 kez arka arkaya milletvekilliği yapan 4. kez milletvekili adayı olamaz. Tüzüğü yazan beyefendi de burada. Hayati Yazıcı. 2011 Allah ömür verirse benim son milletvekilliği adaylığımdır. Biz bu tüzüğü yazarken, her şeyi enine boyuna düşünerek yazdık.

Tapulu malımız mı bizim Parlamento? Arkamızdan gelenler oraya girsin, onun için adam yetiştir adam... O parlamentoya gelip de sittin sene burada duranlar ne kazandırdı ki bu ülkeye. İşte Baykal Efendi yıllar yılı oralarda ne yaptığı ortada. Sorun bakalım senin kaç tane dikili ağacın var bu memlekette ama biz hamdolsun bu ülkenin 81 vilayetine de gidelim ha şu eseri biz diktik deriz. Biz buyuz. İlla ki bu millete hizmet Parlamento'nun içerisinde yapılacak diye bir kayıt yok. Onun dışında da hizmet veririz. Vakıflarla yaparsın. İşte ABD'de 2 kez devlet başkanlığı yapıyor ondan sonda bakıyorsun kimisi vakıf kuruyor o vakıflarla hizmetini sürdürüyor kimisi bakıyorsun çekiliyor. Orada değişik şekilde hizmetler veriyor. Kimisi bakıyorsun dünyanın değişik ülkelerini geziyor konferanslarla hizmetler veriyor. Demek ki oluyor. Gelip de oraya direk çak, Parlamentoda kal. Yok öyle bir şey. AK Parti'nin siyaset anlayışında bu yok. İşte biz örnek olacağız.

Biz bu ülkede ilkleri yaptık. Ben Dışişleri Bakanımı kalkıp da cumhurbaşkanlığına aday gösterdiğim zaman eski cumhurbaşkanlarından biri kalktı dedi ki, 'o makamı kimse elinin tersiyle itmez' Biz ittiğimiz gösterdik mi? Gösterdik. Ama bu sözün sahibi olan o sayın Cumhurbaşkanı acaba bu örneği gördüğü halde kalkıp da teşekkür edebildi mi? Çünkü onların kitabında teşekkür, şükran yok, onların kitabında hep itham var. Yarın medya bunu da yazar.''

''ŞEFFAF SİYASETİN SÖZCÜSÜ''

Partilerinin şeffaf siyasetin öncüsü olduğunu ifade eden Erdoğan, siyasetin millet dışında bir iradeye teslim olmasına asla müsaade etmediklerini söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:

''AK Parti yozlaşmamıştır, rehavete prim vermemiş, şımarmamış, kibirlenmemiş popülist siyasete asla tenezzül etmemiştir. En önemlisi AK Parti millet iradesini gölgelemeye dönük her türlü girişim karşısında milletin kendisine verdiği yetkiye dayanarak, milletten aldığı güç ile sarsılmadan durmuş, milletin emanetini hakkıyla, layıkıyla savunmuştur.

Bugüne kadar iktidarda bulunan partilerin çok kısa bir zamanda gevşediğine, rehavete kapıldığına, yozlaştığına ve yıprandığına şahit olduk. AK Parti, siyasetin bu kötü alışkanlığına da bir istisna şerhi koymuştur. 18 Kasım 2002'de iktidarı devraldığı günkü güven katsayısını eksiltmek bir yana girdiği dört seçimde güveni arttırarak, muhafaza ederek yoluna devam etmiştir. Bunun için Rize il teşkilatıma, Rize ile birlikte tüm Türkiye'deki kardeşlerime bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum. Heyecanımızı muhafaza etmek durumundayız. Şu heyecan güzel, bunu hep birlikte muhafaza edeceğiz.''

BİZE ULAŞIN