"Açılım ABD kaynaklı"

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sert tepki gösterdiği Kürt açılımının ABD kaynaklı olduğu iddialarına destek verdi.

Baykal, Kürt açılımının Washington'da Atlantik Enstitüsü'nün 13-15 Nisan tarihli toplantılarında düzenlenen rapor doğrultusunda gerçekleştirildiğini söyledi.

Baykal, partisinin Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baykal, çeşitli çevrelerce dile getirilen ve en son MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin gündeme getirdiği, Başbakan Erdoğan'ın "İspatlamayan namussuzdur, alçaktır" diye tepki gösterdiği Kürt açılımının ABD projesi olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıttığını bildirdi. Başbakan'ın bu konuda çok susturmaya yönelik bir üslup tercih ettiğini, "hakaret ederek, küfrederek" durdurmaya çalıştığını ifade eden Baykal, "Ama açık gerçektir; Türkiye'nin önündeki bu proje uzun süreden beri uluslararası ilgi ve katkı ile şekillendirilmiş bir projedir. Bunun tartışılır bir tarafı kesinlikle yoktur, çok açık yalın gerçektir" dedi. Bir süredir 2007 tarihli bir raporun konuşulduğunu ancak 2009 tarihli bir rapor olduğunu açıklayan Baykal, şöyle konuştu: "Bu rapor hem Türkiye'nin bu konularıyla yüksek bir uluslararası ilginin ortaya çıktığına tanıklık ediyoruz. Atlantik Konseyi diye bir ABD kuruluşu, içinde devlet yönetiminde sorumluluk almış, sivil toplumda görev yapan çeşitli kişiler bir arada çalışıyorlar. Bu çalışmalar sonucunda raporu açıklıyor. En son 13-15 Nisan 2009'da Washington'da bir toplantı yapıldı. Buna 14 Türk ve Iraklı bazı siyasetçiler de katıldı. Toplantıya katılanlar arasında Norveç'in Washington Büyükelçisi de vardı. Sadece sivil toplum kuruluşları değil. Ve Norveç hükümeti bu çalışmaların gerçekleşmesi için fon tahsis etti. Yani o finanse ediyor, finansmanına katkı yapıyor. Açık Toplum Enstitüsü temsilcisi, ABD ve İngiltere'nin eski Ankara Büyükelçileri bu toplantıda yer aldılar. Ve Eylül'de İstanbul'da bir toplantı daha yapılacak. Şimdi böyle bir toplantı var. Ayrıca bu kişiler Türkiye'ye geldiler. Bunları Dışişleri Bakanlığı ağırladı. Onlara yardımcı oldu, yönlendirdi. Randevular aldı, temaslar gerçekleştirildi. Türkiye'den giden kişiler o konularda ciddi katkılar yaptılar. Katkılarının özellikle Anayasa'daki Türklükle ilgili maddenin yönelik talep şeklinde olduğu ortaya çıktı. Raporda bu madde Türk temsilcilerinin ısrarı ve talebi üzerine kondu ve burada PKK üyelerine kademeli af çıkarılması önerildi. DTP'li tutukluların serbest bırakılması önerildi. Anayasa'daki Türk devletinin çıkarılması önerildi. TCK'nin çeşitli maddelerinin kaldırılması, bunların uygulamasına son verilmesi talep edildi. Bazıları konusunda girişimi Hükümet yapmıştır. Ve yargının katı ve hesap vermeyen niteliğine son verilmesi talep edildi, yargının hizaya getirilmesi istendi, bu da Hükümet'in bir girişimidir. "Ankara, Öcalan'la görüşmeyi kabul etmeyebilir ama DTP'liler etkili bir muhatap olabilir, bu meseleyi çözer' denildi. Bu çerçevede yeni düzenlemelerin, reformların yapılması istendi. Bu açık gerçek, bunun örtülebilir, kamufle edilebilir bir tarafı yok. Türkiye'de birdenbire bir ay önce bu konuda düğmeye basılmışçasına harekete geçilmesi ve bu 1 ay içinde İçişleri Bakanı'nın işini gücünü bırakıp gece gündüz bu işe yönelmesi bir tesadüf değildir. Bunun altında hiç kuşku yok Türkiye'ye yönelik bir yol haritasının uygulanması beklentisi vardır. Hükümet de buna girmiştir, Cumhurbaşkanı'nın bahsettiği olay herhalde budur. Eğer biz şimdi kendimiz harekete geçmezsek başımıza başka işler gelir derken herhalde kastettiği budur. Bunun saklanır, gizlenir bir tarafı yoktur. Başbakan şimdi ağır hakaretler, küfürler söyleyerek bu gerçeğin konuşulmasını engelleyemez. Olayın bu niteliği çok açıktır. Başbakan'ın telaşından zaten bu konunun önemli ve hassas bir konu olduğu ortaya çıkmıştır." Türkiye'nin Kürt meselesini başkalarının yönlendirmesinde ele alması durumunda bunun Türkiye'ye de bölgeye de yarar getirmeyeceğini dile getiren Baykal, "Bunun somut örneklerini çevremizde görüyoruz" dedi.
BİZE ULAŞIN