AK Parti'nin milat kongresi

Önümüzdeki günlerde siyasetin giderek ısınacağı, AK Parti'nin dünkü kongresinde belli oldu. Kongre tek kelime ile özetlenecek olsa "Milat" denilebilirdi. "Peki neyin miladı?" diye sorulacak olsa "Çok şeyin" cevabı verilebilirdi. Her şeyden önce, AK Parti'nin Milli Görüş esintili ilk kongresinin gerilerde kaldığı ve merkez partisi olduğu tescillendi. Yeniden inşa edilen siyasi merkezin miladına tanıklık edildi. İkinci olarak, AK Parti'nin sınırları Türkiye dışına taşan, reformcu yapısının çevre ülkelere yayıldığı görüldü. Dün, küresel parti kimliğinin de miladı idi. Üçüncü olarak, demokratik açılımın miladı ortaya kondu. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, "Geçmişte yanlışlarımız varsa bunları bir tarafa koyalım. Bir milatla, yeniden yola koyulalım" vurgusu zaten yeterince mesaj içeriyordu. Ve son olarak, karizmatik liderliği ile Erdoğan'ın AK Parti'deki genel başkanlık serüveninin de miladı geçildi. Bundan sonrası kader çizgisi ile paralel gidecek gibi. Muhtemelen Erdoğan'ın gireceği yol, "yarı başkanlık veya başkanlık" sisteminden geçecek. Gelelim kongrenin bir diğer yüzüne... Simgeler, titizlikle seçilmişti. 81 ilden gelen gençlerin oluşturduğu halk oyunları ekibinin halaydan horona, semahtan zeybeğe uzanan profili kongrenin ana teması olan, "Biz, birlikte Türkiye'yiz" vurgusu ile örtüşüyordu. Başbakan'ın, Diyarbakır'dan gelen kadınlarla diyalogu, "Bu topraklarda kimsenin bir başkasını ötekileştirmeye, dininden, mezhebinden, etnik kimliğinden ötürü dışlamaya hakkı olamaz" ifadesi, Güneydoğu'nun havasını değiştirmeye matuftu. Bursaspor-Diyarbakırspor maçında çıkan olayların provokasyon olarak nitelenmesi, şehit cenazelerindeki sloganların eleştirilmesi ise "MHP ile köprülerin atıldığı" anlamına geliyordu. "Bildiğimizi dayatmıyoruz, gelin beraber yapıyoruz" sözü, Erdoğan'ın her şeye rağmen CHP ile bir temas noktası yakalama umudunu canlı tuttuğunu gösteriyordu. Türkiye'nin zenginlikleri anlatılırken Said Nursi'ye değinilmesi, "dini eksenden" ziyade, terör bölgesindeki vatandaşları buluşturmayı esas alan "milli-muhafazakâr eksen" içeriyordu. "Hükümetin çetelerle, mafyalarla, kirli senaryolarla dağıtılacağını sananlar karşılarında hukuku ve milleti bulurlar" ifadesi de kararlılık göstergesiydi. Kongrede, demokratik açılımın içinin doldurulmasını bekleyenler, "aceleci oldukları" hissine kapıldılar. Öyle görünüyor ki Başbakan, süreci TBMM'ye anlattıktan sonra, meydanları dolaşacak. Halkın nabzını yakaladığı an, seçimin tarihi netlik kazanacak. Nihayet, etkileyici atmosferi ile kongrenin aksayan yönü, Başbakan'ın geç başlayan ve iki saati aşan konuşmasının son bölümünde salonun boşalması idi.

BİZE ULAŞIN