"Yeni bir sayfa açacağız"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, milletle terör örgütü arasında duvar örmek, ilişkiyi koparmak, terör örgütünü yalnızlığa itmek gerektiğini bildirerek, ''Dağa çıkışı engellemek, dağdan inişi hızlandırmak durumundayız'' dedi.Başbakan Erdoğan, Swiss Otel'de düzenlenen ''Başarılı Türk Müteahhitlerine Ödül Töreni''nde bir konuşma yaptı.

Konuşmasında, terör nedeniyle kaybedilenlerin çok açık ve net bir şekilde ortada olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Neleri kaybetmedik hem madden hem manen'' dedi.

Erdoğan, 2013 yılında GAP, DAP ve KOP'un tamamlanmasının, projelerin kapsadığı iller ve bölgeler kadar tüm Türkiye için de yeni bir sayfa açacağını belirterek, şunları söyledi:

''Son 30 yıldır terörle etkin bir mücadele edildi. Ancak salt terörle mücadelenin, sorunları çözmediği, çözemediği de görüldü. Aynı şekilde paketler açıldı, bölgenin ekonomik olarak desteklenmesinin, terörün zeminini yok edeceği hedefiyle girişimler yapıldı. Ancak bunlar da sonuna kadar götürülemedi ya da sonuç alınamadı. Biz şu anda çok daha kapsamlı bir şekilde meseleye yaklaşıyoruz. Terörle mücadeleye de devam edeceğiz. Bu işin psikolojik boyutu var, sosyolojik boyutu var.''

''IRAK'TA 1 MİLYONUN ÜZERİNDE DUL KADIN...''

Başbakan Erdoğan, Irak ziyaretinde Irak Başbakanı Nuri El Maliki'den bazı bilgiler aldığını belirterek, ''Şu son 7 yıl içerisinde Irak'ta dul kalan kadın sayısı, bana Sayın Başbakan'ın verdiği rakam 1 milyonunu üzerinde...Bunun meydana getirdiği sosyolojik yıkımı düşünebiliyor musunuz? Peki buna karşı verilebilecek bir mücadeleyi düşünebiliyor musunuz? Bu sosyolojik sorun nasıl tedavi edilebilecek? Uzaktan seyredildiği zaman işler kolay geliyor'' diye konuştu.

''Biz şu anda hamdolsun bunları yaşamıyoruz ama buna benzer az da olsa yıkımları ülkemizde biz de yaşıyoruz'' diyen Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bizim bunları yaşatmamamız lazım. Sorumluluk mevkiinde olan insanlar olarak biz bu sorumluluğu hissederek bu işin üzerine gitmek istiyoruz. Onun için, işin psikolojik boyutu var, sosyolojik boyutu var, olayın güvenlik boyutu var, diplomatik boyutu var, ekonomik boyutu var. Tüm bunların üzerine ısrarla giderek bu işi çözmek zorundayız. Dağa çıkışı engellemek, dağdan inişi hızlandırmak durumundayız. Yani milletle terör örgütü arasında bir duvar örmek durumundayız. O ilişkiyi koparmak durumundayız. Yalnızlığa itmek durumundayız. Ve orada herhangi bir eyleme, olaya karışmamış olanların inanıyorum ki anasının, babasının yanına dönmesi birçok şu anda ıstırap içinde olanları da o ıstıraptan kurtaracaktır ve bu süreci çok daha kolaylaştıracaktır.

Ama maalesef hep söylüyorum terörün bir piyasasının oluştuğunu görüyorum. Terör örgütü kendisine militan bulmak, sempatizan bulmak için bölgeye yapılan her türlü yatırımı hizmeti sabote etmenin mücadelesini veriyor. Bölge ne kadar yoksun kalırsa ne kadar mahrumiyet içinde olursa kendisinin o kadar ayakta kalabileceğini, hayatta kalabileceğini hesap ediyor.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Terör örgütü, 'kültürel eserlere, Hasankeyf'e el dokundurtmayız' savıyla karşımıza çıktı. Aslında dert başka. Çünkü orada böyle bir barajın (Ilısu Barajı) yapılmasının onların pazarını bozacağı ortada'' dedi.

Zaman zaman sanatçıların da işin aslını, ne yapılacağını araştırmadan, bilmeden oraya gittiklerini görünce üzüldüklerini belirten Erdoğan, ''Ben inanıyorum ki bu proje bittiği zaman sanatçılarımız gelecekler, o zaman Hasankeyf halkıyla birlikte bunun mutluluğunu ilan edecekler, burada yaşayacaklar'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, Swissotel'de düzenlenen ''Başarılı Müteahhitlere Ödül Töreni''nde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin G-20 toplantılarına katılarak orada olumlu eleştiri ve görüşlerini dile getirdiğini belirtti. Türkiye'nin dünyadaki görünümünü olumlu yönde değiştirirken eş zamanlı olarak güvenli bir yatırım üssü haline geldiğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bakınız biz çetelerle, mafyayla, hukuk dışı örgütlenmelerle hiç tavizsiz mücadele ederken, sadece demokrasi için, sadece milli egemenlik için, sadece istikrar ve huzur için, hukukun üstünlüğü için değil, aynı zamanda bu ülkeyi büyütmek, bu milletin ekmeğini çoğaltmak için bunu yapıyoruz. Demokrasinin üzerinde gölge varsa, ekonominin üzerinde de gölge vardır. Bunu anlamak, bunun gereğini yerine getirmek zorundayız ki yaptığımız da budur. Demokrasinin, hukukun daha fazla gelişmesi, istikrarın daha güçlü hale gelmesi demektir.

Son zamanlarda çalışmalarına başladığımız 'milli birlik' sürecini mutlaka ve mutlaka bu zaviyeden ele almak durumundayız. Daha önce de ifade ettim, Türkiye son 7 yılda bizim iktidarımız döneminde gerçekleştirilen reformları bundan 20 yıl, 30 yıl, 40 yıl önce gerçekleştirmiş olsaydı, soruyorum arkadaşlar bugün nerede olurdu? Demokratik açılımlar bugün değil de bundan 20-30 yıl önce gerçekleşseydi, Türkiye'nin ekonomisi bugün nerede olurdu? Doğu ve Güneydoğu'da sorunlar erken tespit edilse ve çözüm aransaydı, Alevi vatandaşlarımızla, azınlıklarla, işsizlikle ilgili, ekonominin ihtiyaç duyduğu yapısal reformlarla ilgili gerekli adımlar zamanında atılsaydı, göstergelerimiz bugün nerede olurdu?''

Gelecek nesillerin artık bu soruları kendisine sormamasını istediklerini dile getiren Erdoğan, ''Türkiye'nin kaynakları, Türkiye'nin enerjisi, Türkiye'nin birikimleri artık heba olup gitmesin. Türkiye'nin imarına, şehirlerimizin imarına, yeni iş imkanlarına, yatırımlara harcansın istiyoruz'' diye konuştu.
Başlattıkları milli birlik sürecinin Türkiye açısından son derece olumlu sonuçlarının olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Kardeşliğimiz pekişecek, akan gözyaşlarının dinmesi, akan kanın durması açısından olumlu sonuçları olacak. Huzurun, refahın, istikrarın daha da sağlamlaşması açısından bu sürecin olumlu sonuçları olacak ama tüm bunlarla birlikte bu sürecin ekonomik yansımaları da olacak. Hem bölge hem de ülkemizin geneli için ben inanıyorum ki yeni bir kalkınma atılımı başlayacak. Burada kaybettiklerimiz, terör sebebiyle kaybettiklerimiz çok açık ve net ortadadır.''

ILISU BARAJI

Başbakan Erdoğan, Ilısu Barajı'ndan da söz ederek, dünyanın artık geçmiş 50 yılın, 100 yılın dünyası olmadığını söyledi.

''Şimdi biz Ilısu Barajı'nı yapıyoruz? Niye? Eskiden şu söylenirdi: 'Su akar, Türk bakar'... Bu kadar su kaynaklarımız var, akıp gidiyor, seyrediyoruz. Dedik ki 'Biz bunu tersine çevirelim. Ne olsun? Su akar Türk yapar'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bunun için de Ilısu Barajı ile ilgili adımlar atıldı. Geldik ki hiçbir şey yok ortada. 'Bu süreci hızlandırmamız lazım' dedik ve hızlandırıldı. Tamam, barajın olduğu bölgede tarihi eserler var, hepsine katılıyoruz ama artık tarihi eserlerin nakli denilen bir olay da var. Yani bunları azami ölçüde, azami oranda oradan farklı bir yere taşıma imkanı da var. Karşımızda ilk etapta terör örgütünü bulduk. Terör örgütü, 'kültürel eserlere, Hasankeyf'e el dokundurtmayız' savıyla karşımıza çıktı. Aslında dert başka. Çünkü orada böyle bir barajın yapılmasının onların pazarını bozacağı ortada ama tabii Türkiye'ye kazandıracağı çok şey var ve ortada da öyle muhteşem bir proje var ki bu projeyle hem Hasankeyf'i taşıyoruz hem de ilçeyi çok modern bir şekilde yine farklı bir yerde inşa ediyoruz. Bir de öbür taraftan Ilısu Barajı'nı yapıyoruz.
Şimdi böyle muhteşem bir proje, farklı bir yatırım ve bunun karşısına dikilenler, malum önce dediğim gibi maalesef terör örgütü fakat zaman zaman da artık işin aslını, ne yapılacağını araştırmadan, bilmeden sanatçılarımızın da oraya gittiğini görünce üzülüyoruz. Halbuki araştırsalar, sorsalar, ne var, ne oluyor, bunun süreci, takvimi nedir, hakikaten burada bunlar suların altında kalacak mı, böyle bir şey var mı sorsalar inanıyorum ki böyle bir yanlışın içinde onlar da olmayacak. Ben yine inanıyorum ki bu proje bittiği zaman sanatçılarımız gelecekler, o zaman Hasankeyf halkıyla birlikte bunun mutluluğunu ilan edecekler, burada yaşayacaklar. Buna da inanıyorum. O günleri de göreceğiz ve biz bu adımı atarken ülkemizin bu ihmal edilmiş, geri kalmış bölgelerini abad etmek, ihya etmek için bu adımları atıyoruz. Burada şu anda yüzlerce, binlerce işsiz insan ekmek, aş buluyor. Bu inşaat 7-8 yıl sürecek ve o çevredeki kurulacak olan yeni yapılanmayla, şehirleşmeyle farklı bir durum, güzellik, eser, bir değişim, dönüşüm ortaya çıkacak. Bunları özellikle yaşamanın, ön yargılarla, ön kabullerle değil, bilerek, anlayarak karşısında olmanın inanıyorum ki işimizi çok daha kolaylaştıracağı ortadadır.'' Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD'nin, üç terörist başının, uyuşturucu olaylarının içerisinde olduklarını tespit edip Amerika'daki mal varlıklarını dondurduğunu belirterek, ''Avrupa'da bunun çok daha fazlası var, Avrupalı liderlere bunu defaatle söylememize rağmen, Avrupalı liderler hala bu işe duyarsız'' dedi.
Başbakan Erdoğan, ''Çok daha fazlası var, hem teröre karşı olduklarını söylerler, teröre karşı ortak mücadele derler, ilan etmelerine rağmen de bu işin üzerine söylememize rağmen, isim vermemize, belge vermemize rağmen gitmezler. Hatta kırmızı bültenle arananları bile kendi ülkelerinde barındırırlar. Bu kadar açık söylüyorum, ülkemden kaçıp gidenleri de barındırırlar, onlara ikamet de verirler. Nerede kaldı demokrasinin gerçekten özgürlüklerden yana olma anlayışı?'' diye konuştu.

Erdoğan, Swissotel'de düzenlenen ''Başarılı Türk Müteahhitlerine Ödül Töreni''nde yaptığı konuşmada, Ilısu Barajı inşaatı sayesinde yüzlerce, binlerce işsizin ekmek ve aş bulduğunu belirtti. Erdoğan, ''Bu inşaat 7-8 yıl sürecek ve o çevrede kurulacak olan yeni yapılaşmayla farklı bir güzellik, durum ortaya çıkacak. Bunları özellikle yaşamanın, ön yargılarla ön kabullerle değil, bilerek anlayarak, karşısında olmanın inanıyorum ki işimizi çok daha kolaylaştıracağı ortadadır'' ifadesini dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, terör örgütünün, Türkiye'nin milli birlik sürecini yaralamak, baltalamak, sarf ettikleri sözlerle ve yaptıklarıyla bunları engellemek isteyenlerin bu piyasadan artık çıkar sağlayamayacaklarını gördüklerini söyledi. ABD'nin, üç terörist başının, uyuşturucu olaylarının içerisinde olduklarını tespit ederek, Amerika'daki mal varlıklarını dondurduğunu anımsatan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bakın bunlar önemli gelişmeler ama ben size şunu da söyleyeyim: Avrupa'da bunun çok daha fazlası var. Avrupalı liderlere bunu defaatle söylememize rağmen, Avrupalı liderler hala bu işe duyarsız. Çok daha fazlası var. Hem teröre karşı olduklarını söylerler, 'teröre karşı ortak mücadele' derler, terör örgütü olarak da ilan ederler, ilan etmelerine rağmen de bu işin üzerine, söylememize rağmen, isim vermemize, belge vermemize rağmen gitmezler. Hatta kırmızı bültenle arananları bile kendi ülkelerinde barındırırlar. Bu kadar açık söylüyorum: Ülkemden kaçıp gidenleri de barındırırlar, onlara ikamet de verirler. Nerede kaldı demokrasinin, gerçekten özgürlüklerden yana olma anlayışı?
Biz bu noktada ülkesinde dışarı çıkma yasağı olduğu halde ülkesinde birçok yolsuzluklara ulaştığı için yargılanma süreci devam edenlerle ilgili verilmiş bu kararlar varken, bu karara rağmen kalkıp da eğer bir Avrupa ülkesi böyle bir şeye yol açıyorsa, bunu ne biz affederiz, ne tarih affeder. Kendileriyle bunları konuştuk, konuşmaya da devam ediyoruz ve konuşmaya da devam edeceğiz. Burada bir kez daha altını çiziyorum.''

''YURT DIŞINDAN OLUMLU TEPKİLER ALIYORUZ''

Türkiye'nin şüphesiz ki bu sorunlarla ilelebet yaşayamayacağını vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Başta terör sorunu, azınlıklar sorunu, etnik unsurların sorunları var. Aynı şekilde işte Ermenistan'la attığımız bir adım var. Bu da bizim için çok önemli sorun. Yani sorun alanlarını minimize etmeye mecburuz. Çok daha açık net söylüyorum: Sorun alanlarını minimize etmeye mecburuz. Türkiye çözümsüzlükle güçlü şekilde yoluna devam edemez. Türkiye enerjisini, kaynaklarını artık daha fazla bu sorunlara aktaramaz. Kararlı bir şekilde, cesur bir şekilde sorunların üzerine gideceğiz. Türkiye'ye ayak bağı olan bu meseleleri bir daha açılmamak üzere tarihin inşallah tozlu raflarına hep birlikte göndereceğiz. Bu noktada toplumun her kesiminden son derece güzel, olumlu tepkiler aldık, almaya da devam edeceğiz. Aynı şekilde yurt dışından olumlu tepkiler alıyoruz. Avrupa Komisyonu İlerleme Raporu bizim çabalarımızı teyit ediyor. Irak'ta yaptığımız temaslarda, bu çabalarımızın ilgiyle ve umutla izlendiğini müşahede ettik. Çünkü onların da canı yanmış. Damdan düştükleri için konuyu biliyorlar ve onun için takdir ediyoruz, tebrik ediyoruz.''

Erdoğan, iş adamlarına da şöyle seslendi: ''Ben iş adamlarımızdan daha fazla destek bekliyorum. Sürecin ekonomik boyutu üzerinde düşünmelerini, milli birlik sürecinin ekonomik yansımalarını değerlendirmelerini ve bize yol göstermelerini bilhassa rica ediyorum. Bakınız benim bir müteahhidimin iş makineleri orada yakıldığı zaman benim yüreğim o anda aynen o şekilde yanıyor. Ya, ne yaptı sana bu iş makinesi? İş makinesini niye yatarsın. Ne yaptı sana ya? Sen yokluk, yoksulluk, geri kalmışlık, bundan dertli değil misin? İşte iş makineleri bu bölgenin yolu olmayanına yol yapıyor. Bu müteahhit de burada bu hizmeti yapıyor. Sen gidip orada bu makineleri yakıyorsun, bunun izahı var mı? Ama insanlık meselesi, insani düşünme meselesi başka bir şey. İnşallah Türkiye yeni yılda, çok farklı bir konuma, seviyelere gelecektir. İnanıyorum ki sorunları geride bıraktıkça, Türkiye çok daha iyi seviyeleri yakalayacaktır. Bu başarı da hiç kuşkusuz sizlerin değerli müteahhitlerimizin Türkiye'nin yeniden inşasında kentlerimizin değişim, dönüşümünde çok büyük faydaları oldu. Aynı zamanda Türkiye'nin dünyaya bakışını sunmada, göstermede çok büyük etkileriniz oldu. Katkılarınızın artarak devamını diliyorum.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye'yi dünya ekonomileri arasında 26'ncı sıradan aldık 17'nci sıraya yükseldi. Fevkalade bir hal olmazsa bu yıl sonu itibarıyla bir basamak daha çıkıyoruz, 16'ncı sıraya yükseleceğiz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Swissotel'de düzenlenen ''Başarılı Türk Müteahhitlere Ödül Töreni''nde yaptığı konuşmada, sektörün önemli uluslararası dergilerinden biri tarafından hazırlanan ''dünyanın en büyük müteahhitleri'' listesine, Türkiye'nin 31 firmayla Çin'den sonra ikinci sırada girmesinin göğüslerini kabarttığını söyledi.

Erdoğan, iktidarları boyunca 5 kıtada 80'e yakın ülkeye resmi ziyarette bulunduğunu anımsatarak, ''İstisnasız gittiğim her ülkede Türk iş adamlarımızla, yatırımcılarımızla karşılaştım. Bunun da ötesinde görüştüğüm devlet başkanları, başbakanlar, üst düzey yetkililer bana Türk iş adamlarının başarılarını ilettiler" dedi.

Erdoğan, gittikleri her ülkede iş adamlarının yatırımlarını, müteahhitlerin inşa ettikleri barajları, yolları, havaalanlarını görme fırsatı bulduklarını belirterek, Irak'ta Basra'dan Kerkük'e, Bağdat'tan Erbil'e kadar neredeyse her yerde Türk müteahhitlerin bulunduğunu söyledi.

Erdoğan, ''Şurası son derce önemli, siyasetçiler, devlet adamları ülkesindeki iş adamlarının sivil toplum örgütlerinin, bilim adamlarının, sanatçıların, düşünürlerin topyekun milletin önünde bir engel olmamalıdır. Ön açan, katkı veren, motive eden olmalıdır. İktidar yol açar. Yoldaki engelleri temizleyecek, bir aksama varsa bir tıkanıklık varsa bunları ortadan kaldıracak. Siyasetçi ülkenin itibarını yükseltecek, gücünü ağırlığını arttıracak, varsa problemlere çözüm yolları arayacak'' diye konuştu.
Erdoğan, 7 yıl boyunca dış politikada attıkları her adımı eleştirenler olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

''Komşularımızla tesis ettiğimiz iyi ilişkileri, sorunların çözümü yönünde attığımız adımları barışa yönelik girişimlerimizi maalesef kıyasıya eleştirenler çıktı. Üzülerek ifade etmek durumundayım, yurt dışı temaslarımızı küçük hesaplarla değerlendirenler, kıyasıya eleştirenler başbakan olarak çok gezdiğimizi söyleyenler oldu. İşte beraberimde olan müteahhit arkadaşlarımız nasıl gezdiğimizi çok yakından görüyor ve tespit ediyorlar. Nasıl orada bir faaliyet içerisinde olduğumuzu yakından görüyor ve tespit ediyor. Benim iş adamım hangi ülkeye gidiyorsa hangi ülkede yatırım yapıyorsa benim de gidip o ülkede temas kurmam, diplomatik ilişkileri güçlendirmem orada iş adamlarım için sağlıklı yatırım zemini oluşturmak için gayret etmem gerekiyor. Bir ülkede benim vatandaşım varsa soydaşım varsa benim oraya gitmem, onlarını meselelerini en üst seviyede takip etmem, çözmeye çalışmam gerekir. Bundan daha tabii bir şey olabilir mi?''

KOMŞU ÜLKELERE YAPILAN İHRACAT

Başbakan Erdoğan, komşu ülkelere yapılan ihracata ilişkin olarak da şu bilgileri verdi:
''Şu rakamlara özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Bizim Yunanistan'a ihracatımız 2002'de 590 milyon dolar, 2008 sonunda 5 kata yakın tam 2 milyar 429 milyon dolar. Bulgaristan'a ihracatımız 2002'de 380 milyon dolardı, yine yaklaşık 5 kat arttı 2 milyar 151 milyon dolar oldu. Romanya'ya 2002'deki ihracatımız 566 milyon dolardı, 2008 sonunda ulaştığımız rakam yaklaşık 4 milyar dolar. Rusya'ya ihracatımız 2002'de 1 milyar 272 milyon dolardı, 6 milyar 483 milyon dolara çıktı. İran 334 milyon dolardan 2 milyar dolara, Gürcistan 103 milyon dolardan 997 milyon dolara, Suriye 266 milyon dolardan 1 milyar 115 milyon dolara çıktı. Irak'a toplam ihracatımız 829 milyon dolardan 2008 sonu itibarıyla 4 milyar dolara ulaştı. Komşularla ihracatımız 2002'den 2008 sonuna kadar 5-6 kat, bazı durumlarda 10 kat arttı. Bu seviyeleri yakalamanın kimlerle mümkün olduğu ortada, bu tablonun oluşmasında hükümet olarak, ihracatçılarımız olarak eğer bu el ele bu dayanışma olmasaydı buralara gelmemiz mümkün değildi."

''KAZANAN TOPYEKUN TÜRKİYE''

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Dünyada kriz ne olursa olsun, bunu başından itibaren söyledim, 'en az zararla biz atlatacağız' ve biz atlatıyoruz, kim ne derse desin. Ve sizlerin sayesinde yurt dışı müteahhit hizmetlerindeki tablo da son derece çarpıcı. 2002 yılında firmalarımızın yurt dışında yüklendikleri iş miktarı, 1.7 milyar dolardı. 2008 yılında bu rakam 14 kat artışla 23.6 milyar dolara yükseldi. Korkunç, muhteşem bir olay. Türkiye dış politikada aktif oldukça ekonomide kazandı. Ekonomide kazandıkça dış politikada daha fazla ağırlık elde etti. Geçmişte bu denklemi kuramayanlar Türkiye'nin her alandaki göstergelerini aldıkları yerden daha da geriye götürdüler. Biz bu denklemi kurduk, bu vizyonu oluşturduk. Ülkemize milletimize bir ufuk çizdik. 7 yıl boyunca da hedeflerimizin arkasında sapasağlam durduk. Kazanan sadece A şahsı B şahsı değil, A şirketi B şirketi değil, topyekun Türkiye.''

BUZDOLABI VE OTOMOBİL SATIŞLARI

Başbakan Erdoğan, ''Türkiye'yi dünya ekonomileri arasında 26'ncı sıradan aldık 17'nci sıraya yükseldi. Fevkalade bir hal olmazsa bu yıl sonu itibarıyla bir basamak daha çıkıyoruz. 16'ncı sıraya yükseleceğiz. Şu andaki gelişmeler onu gösteriyor. Sokaktaki vatandaşın bu değişimden, bu dönüşümden istifade etmediğini söylemek de çok ağır bir haksızlık olur" dedi. Başbakan Erdoğan, buna örnek olarak iktidara geldiklerindeki buzdolabı ve otomobil satışlarıyla 2008 yılındaki satışlar arasındaki farkı gösterdi.
''Ekonomiyi dış politikadan, dış politikayı ekonomiden bağımsız düşünemeyiz. Aynı şekilde demokratikleşmeyi ekonomiden, dış politikayı demokratikleşmeden bağımsız düşünemezsiniz. Bunları birbiriyle ilgisizmiş gibi değerlendiremezsiniz'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Türkiye bugün AB ile katılım müzakerelerini yürüten bir ülkeyse müzakereler çerçevesinde reformlarını kararlılıkla yapan bir ülkeyse bundan ekonomi de büyük kazanç elde edecektir. BM Güvenlik Konseyi'ndeki geçici üyeliği sadece dış politikamızın değil aynı zamanda ekonomimizin de olumlu etkilenmesine yol açıyor. Aynı zamanda ekonomimizin de her açıdan olumlu etkilenmesine zemin hazırlıyor.''

BİZE ULAŞIN