Erdoğan: PKK'nın üstlenmesi taktik olabilir

Başbakan Erdoğan, Tokat’taki saldırıyı PKK’nın üstlenmesinin bir strateji ve taktik olabileceğini söyledi.

Cuma 11.12.2009 00:00
Son Güncelleme: Cuma 11.12.2009 17:42
ABONE OL
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Tokat'ın Reşadiye ilçesindeki saldırıyla ilgili olarak, ''Güvenlik ve istihbarat birimlerimiz, bu saldırının planlayıcılarını, hazırlayıcılarını, tetikçilerini, yardım ve yataklık yapanlarını her kim olursa olsun tümünü inanıyorum ki, ortaya çıkaracaklardır'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Meksika'ya yaptığı resmi ziyaretten Ankara'ya dönüşünde Esenboğa Havalimanı'nda yaptığı açıklamada, Washington'da tüm milleti derin hüzne boğan saldırıya ilişkin değerlendirme yaptığını anımsattı.

Yerli ve yabancı basın mensuplarının katıldığı basın toplantısında bu konuyla ilgili açıklama yaptığını da ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Orada da söylediğim gibi güvenlik ve istihbarat birimlerimiz, bu saldırının planlayıcılarının, hazırlayıcılarının, tetikçilerinin, yardım ve yataklık yapanlarının her kim olursa olsun tümünü inanıyorum ki, ortaya çıkaracaklardır.

Tabii, ilk anda, 'bunu kim yapmıştır, kim etmiştir' gibi bunun üzerinde güvenlik güçlerimizin yaptığı bazı değerlendirmeler vardı. Sonunda bu işi bölücü terör örgütü malum üstlendi. Tabii bu da ayrı bir strateji, taktik olabilir. Ama bölücü terör örgütünün o bölgede farklı terör örgütleriyle işbirliği halinde olduğunu da zaten geçmişten bu yana uygulamalarıyla biliyoruz ve bu çalışmalarla ilgili güvenlik güçlerimiz tüm bunlara rağmen işin gerçek yüzünü de ortaya çıkarabilmek için çalışmalara devam ediyor. Bugün de Genelkurmay Başkanlığımız ayrıca haftalık basın açıklamasında konuyla ilgili açıklamayı sanıyorum onlar da yapmış bulunuyorlar. Bundan sonraki süreçte de yine bu tür olayların o bölgelerdeki hassasiyetleri de artırmak suretiyle devam edeceğini ifade etmek istiyorum.''

"MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİK PROJESİ"

''Terörle mücadelede iyiniyetlerini kimsenin suistimal edemeyeceğini'' ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bunlara niye sormuyorsunuz, 'sizin çözüm için bildiğiniz bir şey var mı' diye. Bizim şu yaptıklarımızın dışında terörle mücadelenin güvenlik boyutuysa, bunun zaten bir askeri kanadı vardır. Bir emniyet kanadı vardır. Askeri kanatta da emniyet kanadında da elinden geleni yapmıyor mu? Elinden geleni yapıyor.
Hükümet olarak biz güvenlik güçlerimize 'niye şunu yapıyorsunuz' diye bugüne kadar bir müdahalemiz mi oldu? Hayır ama biz güvenlik güçlerimizin yaptığının dışında yeni bir süreci başlattık. Nedir bu yeni süreç? dedik ki bunun psikolojik boyutu vardır. Bu mücadelenin sosyolojik boyutu vardır, diplomatik boyutu vardır, ekonomik boyutu vardır. Tüm bunları içeren bir milli birlik kardeşlik projesi lütfen buna dikkat edin milli birlik kardeşlik projesi ve hedefiyle demokratik açılım süreci olsun dedik ve bu çalışmayı bu şekilde başlattık. Bu beyefendiler bu çalışmaya başından beri takoz oldular, çözüme yönelik bir projeleri var mı? Yok... Ama dikkat ederseniz sürekli ihanet, hıyanet... Söyledikleri şey bu.
Onlar ne kadar bunu söylerlerse söylesinler, biz şu inandığımız çözüm sürecini aynı kararlılıkla devam ettireceğiz ve tüm Anadolu'nun yollarına düşmek suretiyle halkımızla bu süreci bu projeyi paylaşacağız.''

"MUHALEFETLE BİR ARAYA GELMEYİ ARZU ETMİYORUM"

Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün tansiyonu düşürmek için muhalefet dahil görüşme çağrısıyla ilgili olarak, "Ateşi mi söndüreceğiz, yoksa benzin mi dökeceğiz. Cumhurbaşkanı daha önce de benzer adımlar attı. Ben gelebilecek davete katılırım. Temenni ederim olumlu bir netice çıksın. Ama bundan farklı bir sonuç çıkacağını sanmıyorum. Muhalefetle bir araya gelmeyi arzu etmiyorum. Hükümete hakarette bulunan bir anlayışla bir araya gelmemiz sözkonusu olamaz. Güvenlik güçlerimize 'Terörle mücadele etmeyin mi' dedik? Niye sormuyorsunuz, 'Bir çözüm öneriniz var mı? Projeye başından beri takoz oldular. Hıyanet, ihanet... Tüm sözledikleri bu."

ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmeye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun katılmamasıyla ilgili bir soru üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

''Dışişleri bakanları bu tür ikili görüşmelere illa katılır diye bir şey söz konusu değil. Fakat orada karşılıklı olarak böyle bir teyitleşme olunca ısrar etmenin zaten anlamı olmaz. Biz de görüşmeyi başbaşa yapma durumunda olduk. Tabii Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı katılmadı da ABD Dışişleri Bakanı katıldı mı? Hayır, o da katılmadı ve biz Sayın Obama ile bunu ikili olarak başbaşa gerçekleştirmiş olduk. İşin aslı budur.''

Bir gazetecinin, ''Tokat'taki saldırıyla ilgili konuşurken en son cümleniz 'bu tür olayların hassasiyetleri arttırmak için devam edebileceğini düşünüyorum' olmuştu'' şeklindeki hatırlatması üzerine Erdoğan, ''Bölgeyle ilgili olarak'' karşılığını verdi. Aynı gazetecinin ''Yani bu tip saldırıların açılıma karşı olabileceğine dair bir şey mi kastettiniz'' sorusunu Erdoğan, şöyle yanıtladı:

''Washington'da yaptığım açıklamada da söyledim. Bu tür saldırıların hepsi bizim bu milli birlik ve kardeşlik projemizde demokratik açılım sürecimizi engellemeye, baltalamaya yani bu projeyle ilgili umutları ortadan kaldırmaya yönelik saldırılardır. Bunu orada da söyledim. Yine aynı şeklide teyit ediyorum. Fakat terör örgütünün tabii bu Tokat-Reşadiye bu bölgeler Karadeniz'e inme çalışmalarıdır ve bunu başarabilmenin gayretleridir. Bunun için de tabii bölgedeki güvenlik, hassasiyet bunlar daha fazlasıyla artacaktır, arttırılacaktır.''

Erdoğan, '(Gerçek yüzü ortaya çıkacaktır) ifadesini kullandınız, gerçek yüzü derken farklı bir adres mi olabilir, başka bir şey mi var arkasında bunu kast ettiniz'' sorunu Erdoğan, ''Amaçlar'' diye yanıtladı. Aynı gazetecinin, ''Yani terör örgütü haricinde başka bir yapılanma mı söz konusu'' sorusu üzerine de Başbakan Erdoğan, ''Ben böyle bir şey söylemedim. Zaten bu tür bir vahşeti, ancak terör örgütü yapar, başkası yapamaz'' karşılığını verdi.

''SÜREKLİ OLARAK İMRALI'YI ADRES GÖSTERMEK...''

DTP'nin bu süreçteki tavrını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

''DTP alışılmış görevini yerine getiriyor. Biz yaklaşımlarının bu süreçte böyle olmamasını çok arzu ederdik. Özellikle demokratik parlamenter sistemler içinde siyasi partilerin konumu bellidir. Hiçbir siyasi parti terör olaylarına bırakın destek vermeyi ima yoluyla dahi böyle bir desteği verdiğini ortaya koymamalıdır. Fakat sürekli olarak İmralı'yı adres göstermek, sürekli olarak adeta terör örgütünü sahipleniyormuş havalarında bulunmak... Tabii bu tür yaklaşımlar halkımızın nezdinde ne gibi bir psikoloji oluşturuyor, bunu zaten yakından halkımızın içinden insanlar olarak biliyorum. Bu süreci de tabii bizim tasvip etmemiz mümkün değil.''

Başbakan Erdoğan, Danıştayın katsayı kararı konusunda YÖK'ün başvurusunu reddetmesine ilişkin bir soru üzerine de şunları söyledi:

''Bu konunun tabii şu anda birinci derecede muhatabı YÖK. YÖK konuyla ilgili düşüncelerini açıkladı. Fakat biz de bu alınan kararların ta işin başından itibaren YÖK'ün görüşme taleplerine karşın Danıştayın olumsuz yaklaşımları ve daha sonra vermiş olduğu bu kararlar bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Çünkü aynı Danıştayın bu konuyla ilgili daha önce vermiş olduğu kararlar var. 'Bu işin sorumlusu YÖK'tür' diye iki kez bu kararı veren Danıştay, bu defa farklı bir kararla o verdiği kararları yok farz eden bir tavır ortaya koydu. Şu anda da YÖK herhalde bu değerlendirmeleri kendi içinde yaparak atılması gereken bir adımı yine hukuk devleti içinde, hukuka uygun şekilde atacaktır. Ben ülkemiz için gençliğimiz için hayırlı olacak bir adımdır diye düşünüyorum.''

DTP'nin kapatılma davasına ilişkin bir soruya da Erdoğan, ''O, Anayasa Mahkemesinin kararıdır. Bu konuyla ilgili düşüncelerimizi, parti kapatmalarına yönelik düşüncelerimizi daha önce zaten açıklamıştık'' yanıtını verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde meydana gelen patlamayla ilgili, ''Şu ana kadar bize gelen olumlu bir haber yok. Buradan milletçe başımız sağ olsun diyorum'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Meksika'ya yaptığı resmi ziyaretten Ankara'ya dönüşünde Esenboğa Havalimanı'nda yaptığı açıklamada, Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde meydana gelen patlamayla ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:

''Arkadaşlarımdan aldığım son bilgi, az önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız, ocağın olduğu mahalde, kendisiyle görüştüm. Bildiğiniz gibi yerin 220 metre derinliğinde ve orada bir o kadar da uzunluktaki galeri ve galerinin özellikle sıkıntılı olmayan bölgesinden sonra yine 40 metrelik alanda bir grizu patlaması cereyan ettiği ve oradaki heyelanın halen yoğun bir şekilde devam ettiği bölgede, 19 işçimizin mahsur kaldığı bildirilmişti. Ve şu ana kadar 2 işçimizin cesedine ulaşıldı ve bunlar çıkarıldı. İkindi namazında cenazeleri kaldırılacak. Şu anda adli tıbba sevk edilmiş durumdalar. Diğerleriyle ilgili çalışmalar devam ediyor. Şu ana kadar bize gelen olumlu bir haber yok. Buradan milletçe başımız sağ olsun diyorum. Ailelerine, yakınlarına, mesai arkadaşlarına sabırlar diliyorum. Hayatını kaybeden kardeşlerimize de Allah'tan rahmet diliyorum.''

Başbakan Erdoğan, 6-10 Aralık tarihleri arasında ABD ve Meksika'ya yaptığı ziyaretler ile ilgili bilgi verirken de ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmelerde Türkiye ve ABD ilişkilerini, şu ana kadar attıkları adımları ve iki ülkenin ortak gündemini meşgul eden çeşitli konuları ele aldıklarını bildirdi.
''Bu çerçevede, başta Irak, Afganistan, Orta Doğu, Balkanlar, Doğu Akdeniz, Kafkaslar, Kıbrıs, Türkiye-Ermenistan normalizasyon süreci, terörizmle mücadele, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi çalışmaları ve enerji arz güvenliği olmak üzere çeşitli konularda görüş alışverişinde bulunduk'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''Ziyaretim sırasında, ayrıca ABD Kongresinin önde gelen üyeleri ile bir araya geldim. Alman Marshall Vakfı'nın ve Siyaset Ekonomi Toplum Araştırmaları Vakfı tarafından düzenlenen etkinliklerde ve Johns Hopkins Üniversitesinde birer konuşma yaptım. Türk-Amerikan Dernekleri Asamblesini kabul ederek onlarla oradaki çalışmalarını değerlendirme fırsatımız oldu ve Amerikan medyasından bazılarıyla mülakatlarımız oldu.

Ziyaretim sırasında yaptığım temaslarda Türkiye-ABD ilişkilerinin çeşitlendirilmesi ve daha da güçlendirilmesinin her iki ülkenin ortak arzusu olduğu bir kez daha en üst düzeyde teyit edilmiş oldu ve bundan sonraki süreçte bu çalışmaları Nisan 2009'da Sayın Barack Obama'nın Türkiye'ye yaptığı ziyarette ifade ettiği gibi, model işbirliği noktasında bir süreci başlatalım ama bunun içeriği nasıl olsun, bu konuları değerlendirme fırsatımız oldu. Bizim tarafımızdan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanımız Zafer Çağlayan'ı görevlendirdik ve kendileri de yine en üst düzeyde iki elemanlarını bu konuda görevlendirdiler. İlk görüşmeyi de o gün bizim toplantımızdan sonra arkadaşlarımız yaptılar. Bu süreç de başlamış oldu. Gerek ekonomik ilişkilerde gerek bilimde, sanatta, teknolojide, askeri, siyasi ilişkilerde ABD-Türkiye arasında neler yapabiliriz bunları görüşme imkanı olacak ve ilk görüşmeden sonra da artık bunları uygulama alanına sokmanın gayreti içerisinde olacağız.''

Başbakan Erdoğan, ABD ziyaretini, ''Tabii ziyaretimin ayrıca ABD ve dünya kamuoyuna ülkemizin dış politikasına ilişkin temel mesajlar vermek, Türkiye'nin bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın teminine yönelik çabalarda oynadığı rolü vurgulamak açısından yararlı olduğu görüşündeyim'' sözleriyle değerlendirdi.

MEKSİKA ZİYARETİ

Washington'un ardından 8-10 Aralık 2009 tarihlerinde Meksika'yı ziyaret ettiğini hatırlatan Erdoğan, diplomatik olarak iki ülke arasında 81 yıllık bir geçmiş bulunmasına rağmen üst düzey üç ziyarette bulunulduğunu kaydetti.

Meksika ile Türkiye'nin pek çok ortak yönleri bulunduğunu belirten Erdoğan, ''Meksika, şu anda dünya ekonomisi içerisinde 13. sırada. Biz de 17. sıradayız ve ekonomik ilişkilerde birbirine yakın iki ülke olmamız hasebiyle uluslararası kurumlarda da gerek BM Güvenlik Konseyi'nde şu anda beraberiz. Bunun yanında, G-20 ve OECD'de beraberiz'' dedi. Erdoğan, şöyle konuştu:

''Hem ekonomik konularda hem de dünya siyasi konularını birlikte değerlendirme fırsatını bulabileceğimiz iki ülkeyiz. Benzer yanlarımız gerçekten çok. Gerçi uzaklık itibarıyla sadece şöyle havayolu itibarıyla 14 saat mesafede olan bir ülke. Orada görüşmelerimizi yaptığımız esnada, Dışişleri Bakanı, 'ben şu anda Uruguay'dan geliyorum, 11 saatte geldim' derken aslında tabii o bölgenin bir ülkesinden 11 saatte böyle bir yolculuk gerçekleştiğine göre 14 saat de çok fazla uzun değil. Ama artık uzaklar yakın olduğuna göre bizim de bunları gayet iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Bu konuyla ilgili aynı iradeyi biz karşı tarafta da gördük ve arkadaşlarımız tarafından bazı sıkıntılar olduğu öne sürülüyordu, örneğin vize gibi ve bu konuyla ilgili ilk etapta iş adamlarına yönelik vizede 5-10 yıllık bir vize, ama çok girişli bir vizenin olması konusunda, bunun sözü verildi ve temenni ediyorum ki bu kapının açılışıyla iş adamlarımızın karşılıklı olarak gidiş gelişleri çok daha farklı olacaktır ve orada bulunan iş adamlarımız yok değil, var.

Bu işadamlarımızın oradaki, bazı özellikle serbest ticaret anlaşmasından kaynaklanan sıkıntıları var. Bunu gidermeye yönelik gerek senatoda yaptığım konuşmada bunları ifade ettim ve gerçekten çok farklı bir senatoları var, 128 senatörden oluşan ve bu senato konuşmasında bunu ifade ederken yatırımların teşviki anlaşması noktasında kendileriyle bunu paylaştım. Aynı şekilde, çifte vergilendirmenin önlenmesi noktasında çünkü hükümetin rahatlaması hususunda bir sıkıntı vardı. Bunu senatoyla paylaşmak suretiyle belki aşmaya yardımcı oluruz, dedik. Aynı zamanda yine Meksika'da, sanayi ve ticaret odası organize ettiği bir toplantıda Meksika'nın ileri gelen iş adamlarıyla bir arada olduk ve onların bu konuda taleplerini şu anda senatoyu oluşturan 5 siyasi partinin liderlerine, temsilcilerine iletmeleri konularını da müzakere ettik.''

Meksika Cumhurbaşkanı Felipe Calderon'un gerek şahsına gerekse heyete gösterdiği ilginin çok anlamlı ve farklı olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, görüşmelerin samimi bir hava içerisinde devam ettiğini söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Gerek organize suçlarla ilgili işbirliği, çünkü nasıl bizde uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili biz bir transit ülke durumuna düşürülüyorsak aynı sıkıntı orada da söz konusu. Bizde Afganistan üzerinden gelen, orada da Kolombiya üzerinden gelen böyle bir sıkıntı söz konusu. Burada, 'birikimlerimizi paylaşma söz konusu olabilir' denildi. Aynı şekilde onların 1990'lı yıllarda terörle mücadele konusunda ciddi sıkıntıları olmuş. 'Bu konularda görüş alışverişinde bulunabiliriz' dediler. Ve iletişim noktasında bazı birikimleri var. Burada Ulaştırma Bakanlığımız ile onların iletişim ve ulaştırma noktasında bir arada yapacakları çalışmalar olabilir, dedik.

Meksika'da yine Dışişleri Bakanlığında Mathias Romero Enstitüsünün düzenlediği bir toplantıya katıldı. Yaklaşık 250-300 katılımcının olduğu, 40'ı aşkın kordiplomatın da katıldığı bir toplantıydı ve o toplantı da gayet verimli bir şekilde geçti. Ve bu ziyaret esnasında tabii bir diğer önemli olay, özellikle Meksika'nın şu anda Türk müteahhitlik sistemiyle müşterek yapabileceği çok ciddi çalışmalar var. Gerek alt yapı gerekse üst yapı noktasında, bizim inşaat sektörünün gücünü de bildikleri için müşterek atabileceğimiz adımlar olabilir dediler. Bizler de tabii bu konuda biz de ilgili arkadaşlarımızı uyaracağız ve orayla müşterek çalışmaları sürdüreceğiz. Bu arada, kendilerine Latin Amerika Zirvesi ile ilgili gözlemci üye sıfatıyla katılma teklifimizi ilettiğimizde onu da çok önemli bir konu olarak gördüler ve bizi de gözlemci üye sıfatıyla oraya katılmaya yazılı olarak da daveti gönderdiler veya gönderecekler.

Çünkü hemen orada talimatı Sayın Cumhurbaşkanı verdi. Şubatta bu zirve yapılacak. Çünkü, Latin Amerika ve Karayiplere açılım politikamızı da böylece gerçekleştirmiş oluyoruz. Bu bizim için çok önemliydi. Nitekim şu anda zaten Peru ve Kolombiya'ya büyükelçiliklerimizi açıyoruz. Bunlar ilk adımlarımız oluyor ve böylece nasıl Afrika'da şu anda büyükelçilikleri açmaya başladıysak, Latin Amerika ve Karayiplerde de bu adımları atmak suretiyle Türkiye'nin kendine yakışan bir dış politikayı bizzat yerinde yürütebilmek arzusuyla bu adımları da gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Tabii, Meksika ile BM Güvenlik Konseyindeki geçici üyeliklerimiz ve diğer platformlardaki birlikteliklerimiz birçok konuda beraber adımları atmamızı da getirecek.''