"Grubumuz TBMM'den çekilmiştir"

Anayasa Mahkemesi'nin kapatma kararının ardından gözler DTP'lilerin izleyeceği stratejiye çevrildi.

Cumartesi 12.12.2009 00:00
Son Güncelleme: Cumartesi 12.12.2009 13:33
ABONE OL
Kapatılan DTP'nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk, Anayasa Mahkemesinin DTP'yi kapatma kararının ''hukuki değil, siyasi olduğunu'' iddia etti.

Türk, parti genel merkezi önünde gazetecilere yaptığı açıklamaya, ''Bugün belki de son kez sizinle beraberiz. 2 buçuk yıldan beri birlikte çalışmalar yaptık, düşüncelerimizi sizlerin vasıtasıyla Türkiye kamuoyuna, halkımıza yansıtmaya çalıştık. Olabildiğince sizlerle düşüncelerimizi paylaştık. Bugün de biraz önce ifade ettiğim gibi, bugün son basın toplantım'' sözleriyle başladı.

Bursa'daki maden faciasında 19 işçinin ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getiren Türk, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diledi.

Türkiye'nin önemli bir sürecin içinde bulunduğunu belirten Türk, parlamentoya girdikleri ikibuçuk yıldan beri hep barışı savunduklarını söyledi.

Türk, şunları kaydetti:

''Dedelerimizin, Orta Doğu halkının her zaman kullandığı bir deyim var, 'Kan kanla temizlenmez, şiddet şiddetle temizlenmez, silah silahla temizlenmez'. Bu akan kanın durması için mutlaka tertemiz suyu kullanmamız lazım, barışı esas almamız lazım. Çatışmalı sürecin ortadan kaldırılması için çaba göstermemiz lazım. DTP, bu yaşanan acıları hep yüreğinde hissetti ve bu acıların sona ermesi için çaba gösterdi. Halkımızla barışı sağlamaya yönelik, halkları kucaklaştırmaya, Türkiye'yi kucaklaştırmaya yönelik gerçekten çok ciddi çabalar sarf ettik. Ama bugün bakıyoruz ki barışı isteyenler terörist ilan ediliyor. Şiddetin durmasını isteyenler, farklı bir muameleyle karşı karşıya kalıyor.''

Bugüne kadar bütün konuşmalarda, ''Silah hak arama yöntemi olmaktan çıkmalıdır. Şiddet Türkiye'nin gündeminden çıkmalıdır'' dediklerini hatırlatan Türk, bir tek konuşmalarında ''Bu iş şiddetle çözülür'' sözünün bulunamayacağını söyledi.

''HUKUKİ BİR KARAR DEĞİL, SİYASİ BİR KARAR''
Hep şiddetin sona ermesi için çaba gösterdiklerini ifade eden Türk, şöyle devam etti:

''Ancak bütün bu gerçekler, bu çalışmalarımız ortadayken Anayasa Mahkemesinin siyasi bir karar alarak, statükoyu, resmi ideolojiyi savunan bir kararla ortaya çıkması, gerçekten inancımıza, barışa olan inancımıza, kardeşliğe olan inancımıza, halkların bu konudaki inançlarına darbe vurmuştur. Bu hukuki bir karar değildir, siyasi bir karardır. Bunun çok iyi görülmesi gerekiyor. Bunun başka türlü izahı yok.''
Anayasa Mahkemesi'nin kararını fazla tartışmak istemediğini belirten Türk, siyasi yasak getirilen Leyla Zana'nın bu partinin kurucusu olmadığını, destek amacıyla partiye kayıt olduğunu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının uyarısı üzerine ise kaydının hemen silindiğini ve ayrıldığını anlattı. Zana'nın partinin hiçbir siyasi tartışmasına katılmadığını ifade eden Türk, ''Ama kararda bakıyoruz, kapatma nedenlerinden biri Leyla Zana gösterilmiştir. Hiçbir siyasi çalışması olmamış, hiçbir parti meclisine katılmamış, parti adına hiçbir çalışmanın içinde olmamıştır. Bu örnek bile, 'Titizlikle inceledik' diyen Anayasa Mahkemesinin ne kadar titiz davrandığını kamuoyunun vicdanına havale ediyorum'' diye konuştu.

-''DEMOKRATİK SİYASETİ SÜRDÜRECEĞİZ''-

''Demokratik siyaset devam edecek. Siyaset boşluk kabul etmez'' ifadelerini kullanan Ahmet Türk, siyasetin yüceliğine inandıkları, parlamentoyu bir çözüm yeri gördükleri için bugüne kadar siyaset yaptıklarını kaydetti. Türk, ''Bundan sonra da elbette ki o demokratik siyaseti sürdüreceğiz'' dedi.

''Artık Türkiye halkının da bazı şeyleri görmesi gerektiğini'' söyleyen Türk, şöyle devam etti:

''(Ergenekon terör örgütünün avukatıyım) diyenler, Ergenekon terör örgütünün davalarına girip takip edenler, sonuna kadar savunanlar hakkında bu ülkede Yargıtay Başsavcısı dava açmıyor. Ama barışı isteyenlerle ilgili davalar açıyor. (Türk halkının öfkesini görecekler) diyenler, adeta halkları karşı karşıya getirmek için mesaj verenler hakkında, savcılar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Milliyetçi Hareket Partisi gibi bir partiyle bunları çok açık bir şekilde dile getiren partilerle ilgili dava açmıyor. Ama meşruiyeti savunan, Kürt halkının özgür, eşit geleceği üzerinde siyaset yapan, halkların özgürleşmesi, çağdaş demokrasinin Türkiye'ye yerleşmesi için çaba gösterenler, demokrasiyi esas alanlar, statükocuya karşı çıkanlar, tekçi zihniyeti mahkum edenler, toplumsal realiteyi dile getirenler bugün bu ülkede bölücü. Bu ülkenin demokrasi taleplerini tehlikeli gören bir mantıkla karşı karşıyayız.''
Türk, demokratik siyasetin önemini gördüklerini kaydederek, ''Mantıklar ne kadar ötekileştirici olursa olsun, bu ülke mutlaka bir gün barışını sağlayacaktır. Halkların ortak mücadelesi, demokrasiyi savunanları ortak refleksi, bu tekçi zihniyeti ortadan kaldıracaktır'' dedi.

''Bu mücadeleyi sürdürürken, Türkiye'de demokrasi isteyenlerin, ezilenlerin, demokrasi için bedel ödemeye hazır olanların, etnik kimliği ne olursa olsun, Türkiye yurttaşları olarak, bir gün bu yanlış, inkarcı, asimilasyoncu zihniyete 'dur' diyeceklerine inandığını'' söyleyen Türk, bugün, her dönemden daha acı bir durumla karşı karşıya bulunulduğunu ve bunun önlemlerinin alınması gerektiğini dile getirdi.

''TÜRKİYE'Yİ ADETA FELAKETİ SÜRÜKLEMEKTE''
Demokrasiyi savunanların, ortak bir mücadele alanını geliştirmesi gerektiğini ifade eden Türk, ''Biz bugünü, kurtuluşun yolu, aklın, mantığın ortaya çıkacağı gün olarak değerlendiriyoruz. Türkiye halkı, artık ortak aklı ve mantığı ortaya koymak zorundadır'' dedi.

Parlamentonun yapısını bildiklerini ifade eden Türk, şöyle konuştu:

''Parlamentonun bu anlayışı Türkiye'yi adeta felakete sürüklemektedir. Diyaloğun olmadığı bir parlamento, sorunların çözümüne, tartışılmasına tahammül etmeyen bir parlamento var bu ülkede. Yazıktır, bu ülkenin insanına yazıktır. Kürt'e yazıktır, Türk'e yazıktır. Gelin, bu mantıktan kurtulun diyoruz. Türkiye için bir şans yaratalım, barış için bir şans yaratalım, kardeşlik için bir şans yaratalım. Yapmayın, diyoruz. Bütün bu koşullara rağmen, bu haksızlıklara rağmen, bu ötekileştirici politikalara rağmen, buradan çağrı yapıyorum. Bu ülkedeki sorunları görmezden gelemezsiniz. Tarih sizi yargılar, halkların vicdanı sizi yargılar. Lütfen, daha fazla kaosa, bir çatışmaya, bir iç çatışmaya götürmeyin Türkiye'yi. Gelin, bir araya gelin. Tartışın, konuşun. Bu halkların öncülüğünü yapın. Bu halkların taleplerini anlayın, içselleştirin, diyoruz. Biz bin yıldır bu ülkede birlikte yaşadık. Acımasız politikalar, yanlışlıklar, adeta insanlarımızda birbirine güvenmeyi zedelemiş, ötekileştirmiş. Bunu artık görün ve bunun tedbirlerini alın. Bu, Türkiye'nin geleceği için çok önemli. Demokrasi için çok önemli.''

''PARTİNİN KAPATILMASINDAN RANT SAĞLAYACAĞINA İNANDI''
Anayasa Mahkemesinin kararının siyasi olduğu iddiasını tekrarlayan Türk, ''(Halkın iradesini yok sayamazsınız) diyen, Anayasa Mahkemesi'ni en ağır eleştiren AKP hükümeti ve partisi, onu tartışırken daha sonra DTP'nin kapatılmayla karşı karşıya kaldığı süreçte suskun, sessiz kaldı. Partinin kapatılmasından rant sağlayacağına inandı, demokrasiyi katletti. AKP, kendisi için demokrat parti'' ifadelerini kullandı.

Anayasa Mahkemesinin kararının hukuki gerekçelerine girmek istemediğini söyleyen Türk, kararın tartışılacağını ifade etti.

Türk, ''Demokratik siyaseti önemsiyoruz. Bu konuda arkadaşlarım kararlılıklarını çok açık ifade ettiler. Grubumuz fiili olarak parlamentodan çekilmiştir, çalışmalara katılmayacaktır. Ama umut ediyorum ki herkes bugünü yarını, geleceği yeniden düşünür. Geçmişte aldığımız kararımızın arkasındayız ama tabii bu ülkede dostlarımız, demokrasi mücadelesi veren insanımız var. Her şeyi daha geniş paylaşacağız'' diye konuştu.

Öte yandan, Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk, partiye girişlerinde DTP'li bazı milletvekilleri tarafından kapıda alkışlarla karşılandı.

Türk'ün açıklamalarının ardından bir grup partili, Türkçe ve Kürtçe slogan attı.

Bu sırada Bağımsız Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, ''İstifalarınızı TBMM'ye ne zaman sunacaksınız?'' sorusuna ''Zamanı gelince'' yanıtını verdi.

Bağımsız Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da partiye gelişinde, Ahmet Türk için, ''O bizim devamlı eş başkanımız. Kararlarla değişmez'' dedi.

Bağımsız Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ise ''Türkiye'nin bir virajı alamadığını'' öne sürerek, ''Demokrasi susturan değil, konuşturan ve açan bir rejimdir'' diye konuştu.

SİNE-İ MİLLET'İN YOLU GENEL KURUL'DAN GEÇİYOR
Anayasa Mahkemesi'nin kapatma kararı verdiği DTP, daha önce açıkladığı sine-i millete dönme kararını uygulamaya koymaya hazırlanırken, sine-i millete dönmenin yolu için TBMM Genel Kurulu'ndan geçiyor.

Anayasa Mahkemesi'nin kararının ardından Ahmet Türk bugün yaptığı açıklamada "Meclis çalışmalarından fiilen çekildikleri"ni açıklarken, Anayasa ise sine-i millet kararının uygulanmaya konulması için TBMM Genel Kurulu'nun onayını şart koşuyor. Anayasaya göre ara seçim için 28 milletvekilliğinin boşalması gerekiyor. Bu durumda 3 ay içinde ara seçime gidilmesi gerekiyor. Kapatılan DTP'nin milletvekillerinin istifaları halinde, halen 6 boş üyeliğin olduğu TBMM'de boşalan sandalye sayısı 27'e yükseliyor. İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras'ın da DTP'lilere destek vermesi ve istifa etmesi durumunda ise boş üyelik sayısı ara seçim için gerekli olan 28'e ulaşıyor.

Hesaplar bu yönde olsa da Anayasa'nın 84'ncü maddesi milletvekili istifasının Genel Kurul'da kabul edilmesini öngörüyor. Anayasa'nın 84'ncü maddesi "İstifa eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi, istifanın geçerli olduğu TBMM Başkanlık Divanınca tespit edildikten sonra, TBMM Genel Kurulunca kararlaştırılır" hükmünü taşıyor. DTP milletvekillerinin istifasının kabulü içinse genel kurul salonunda bulunanlar arasından kabul oylarının ret oylarından bir fazla çıkması gerekiyor. Bu sayı ise 139'dan az olamıyor.

DEVAMSIZLIKTAN DA MİLLETVEKİLLİĞİ DÜŞÜYOR
Meclis İçtüzüğü'nün "üyeliğin düşmesi" ile ilgili 135'nci maddesi ise "İstifa eden, Türkiye Büyük Millet Meclisine seçilmeye engel bir suçtan dolayı hüküm giyen, kısıtlanan, üyelikle bağdaşmayan bir hizmeti sürdürmekte ısrar eden, Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içinde toplam beş birleşim günü katılmayan milletvekilinin üyeliği, 136, 137 ve 138 inci maddelere göre düşer" hükmünü öngörüyor. Bu hükme göre de DTP milletvekillerinin özürsüz, izinsiz olarak bir ay içinde toplam beş birleşim gününe katılmamaları halinde milletvekilliğinin düşmesi gündeme gelecek.

İçtüzüğün 138'nci maddesine göre de kapatılan DTP milletvekillerinin Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içinde toplam beş birleşim günü katılmamaları halinde, devamsızlıkları Başkanlık Divanınca tespit edilecek, Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyona gönderilecek. İçtüzüğün 138'nci maddesinde şöyle deniliyor:

"Bir milletvekili Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içinde toplam beş birleşim günü katılmazsa devamsızlığı Başkanlık Divanınca tespit edilir ve Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyona gönderilir. Karma Komisyon, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasındaki hükümlere göre durumu inceler ve raporunu hazırlar. Bu raporu görüşen Genel Kurul devamsızlık sebebiyle milletvekilliğinin düşmesi gerektiğine üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar verirse, üyeliği düşer. Üyeliğinin düşmesi istenen milletvekili isterse Karma Komisyonda ve Genel Kurulda kendisini savunur veya bir üyeye savundurur. Son söz her halde savunmanındır. Oylama, Karma Komisyon raporu üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasından itibaren yirmidört saat geçmeden yapılamaz. Bir yasama yılı içinde izinsiz veya özürsüz olarak toplam kırkbeş birleşimden fazla yok sayılan milletvekilinin yolluklarının üç aylığı kesilir. "