Başbakan Erdoğan Suriye'de

Çarşamba 23.12.2009 00:00
Son Güncelleme: Çarşamba 23.12.2009 17:19
ABONE OL
Başbakan Recep Tayip Erdoğan, ''Biz dış politikamızı birilerinin vereceği talimata göre belirleyemeyiz, biz dış politikamızı kendimiz belirleyeceğiz, bunu böyle halletmek durumundayız'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Şam'da Dedeman Otel'de düzenlenen Türkiye-Suriye İş Konseyi toplantısında iş adamlarına seslendi.

Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti: ''Biz Casyun tepesinden Şam'a baktığımızda bize yabancı bir şehri seyretmiyoruz, eminim ki sizlerde Topkapı sırtlarından Boğaz'a baktığınızda yabancı bir şehri seyretmiyorsunuz. Bu kadar ortak yönü, bu kadar ortak değeri, bu kadar ortak tarihi ve kültürü olan iki milletin birbirine uzak olmasını, birbirinden ayrı düşmesini kabul edemezdik, içimize sindiremezdik. İşte onun için canla başla çalıştık, gecemizi gündüzümüze kattık ve bugünleri hep birlikte inşa ettik. Daha kat edeceğimiz uzun bir mesafe var. İnanıyorum ki aradaki başka engelleri de kaldıracağız, başka pürüzleri de gidereceğiz ve dünyaya örnek teşkil edecek bir işbirliği ve dayanışmayı birlikte imar edeceğiz. Ayrılıkta zafiyet var birlikte güç var, biz bu arzuya, bu iradeye sahibiz.''

''NORMALLEŞME MİDİR? YOKSA EKSEN KAYMASI MIDIR?''

Salondaki buluşmaya ''Bu ne güzel bir buluşma'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Emeği geçenleri tebrik ediyorum. Yani bunu tesis etmek, bunu sağlamış olmak, normalleşme midir? Yoksa eksen kayması mıdır? Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret hacminin katlanarak artması bir eksen kayması mıdır? Yoksa normalleşme midir? Dış politikalarımızda dayanışma içinde yardımlaşma içinde olmak birbirimizi desteklemek eksen kayması mıdır? Yoksa normalleşme midir? Tabiki normalleşmedir? İşte bu başarıldı. Tüm dünya bunu böyle görmek durumundadır. Bunu böyle anlamak zorunda. Biz dış politikamızı birilerinin vereceği talimata göre belirleyemeyiz, biz dış politikamızı kendimiz belirleyeceğiz. Bunu böyle halletmek durumundayız.''

Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Türkiye ile Suriye yakınlaştığı için ülkelerin dış politikalarında bir eksen kayması, bir yön değiştirme olmadığını belirterek, ''Tam tersine ülkelerimizin dış politikaları normalleşiyor. Kardeşlerim, dere yatağında akar. Ne kadar farklı yerlere kaydırırsanız kaydırın er veya geç dere kendi yatağını bulur ve o yatakta akar. İşte şimdi dere yatağını buldu'' dedi.

Erdoğan, yanlış olanın bugünkü yakınlaşma değil, dün yaşanan soğukluk, lüzumsuz gerginlik, anlamsız uzaklaşma ve aradaki mayınlar olduğunu ifade ederek, ''Yanlış olan birbirimize olan ön yargılardır. Bugün bunların tamamını ortadan kaldırdık, kaldırıyoruz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, Şam'da Dedeman Otel'de düzenlenen Türkiye-Suriye İş Konseyi toplantısında iş adamlarına seslendi.

Türkiye'den 200'ü aşkın iş adamıyla birlikte Suriye'ye geldiklerini, iş konseyi toplantısına bir o kadar da Suriyeli iş adamının katıldığını dile getiren Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Şu anda burada 500'ü aşkın Suriyeli ve Türkiye'den gelmiş iş adamlarımız var. Şimdi biz geleceğin Orta Doğu'daki aksiyoner bir yapısını inşa edeceğiz. Bu bir şeyi sağlayacak, sadece Türkiye-Suriye ilişkilerini değil Orta Doğu barışının alt yapısını, zeminini de bu güçlendirecektir, bunu böyle bilin.
Kim ne derse desin, kim hangi yorumu yaparsa yapsın. Ben tüm bu yorumları, ithamları art niyetli buluyorum. Art niyetli değilse bile cehaletten kaynaklandığını düşünüyorum. Türkiye ile Suriye yakınlaştığı için ülkelerimizin dış politikalarında bir eksen kayması, bir yön değiştirme olmuyor. Tam tersine ülkelerimizin dış politikaları normalleşiyor. Kardeşlerim, dere yatağında akar. Ne kadar farklı yerlere kaydırırsanız kaydırın er veya geç dere kendi yatağını bulur ve o yatakta akar. İşte şimdi dere yatağını buldu. Yanlış olan bugünkü yakınlaşma değildir, yanlış olan dün yaşanan soğukluktur, lüzumsuz gerginliktir, anlamsız uzaklaşmadır. Yanlış olan aramızdaki mayınlardır. Yanlış olan birbirimize olan ön yargılardır. Bugün bunların tamamını ortadan kaldırdık, kaldırıyoruz. Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum, olması gereken yere geliyoruz. Normal bir ilişki tesis ediyoruz. Olması gereken budur. Kardeşler, akrabalar arasında olması gereken iletişim ve işbirliğini kuruyoruz.''

Ramazan ve Kurban bayramlarında akraba olan iki ülke vatandaşlarının sınırlara yığıldığını söyleyen Erdoğan, bu insanların birbirlerini ziyaret etmek, birbirleriyle bayramlaşabilmek için bin türlü zahmete katlanmak zorunda kaldıklarını anlattı. Erdoğan, ''Bugün ise artık sadece bayramlarda değil, istedikleri her an akrabalarıyla birbirleriyle buluşuyor, kaynaşıyor. Aman yarabbi, bu ne güzel bir buluşma. Emeği geçenleri tebrik ediyorum'' dedi.

''AÇAMAYACAĞIMIZ KAPI YOKTUR''

Türk ve Suriyeli iş adamlarının kuracakları ortak şirketlerle üçüncü ülkelerde yatırım yapabileceklerini söyleyen Erdoğan, tecrübe ve sermayeyi birbirine kaynaştırmak suretiyle bu adımların atılabileceğini belirtti. Erdoğan, ''Ben bu fırsatı da önümüzde görüyorum ve bunu başarabileceğinize de inanıyorum. Şundan eminim ki ülkelerimiz arasındaki ekonomik ve ticari potansiyeli iyi kullanabildiğimiz takdirde açamayacağımız kapı yoktur'' dedi.
İktidara geldiklerinde, 7 yıl önce Türkiye'nin gayri safi yurt içi hasılasının 230 milyar dolar olduğunu, 2008 sonunda bu rakamın 742 milyar dolara çıktığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, ihracatın 36 milyar dolardan 2008 sonu itibarıyla 132 milyar dolara yükseldiğini, şu anda krize rağmen yıl sonu itibarıyla 100 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirilmesinin beklendiğini ifade etti.

''Bu dayanışmalarımızı bölgede artırdığımız zaman, bunun planlamasını iyi yaptığımız zaman göreceksiniz yeniden sıçramaları ardı ardına yapabiliriz'' diyen Erdoğan, Türk inşaat şirketlerinin dünyanın dört bir yanında bir çok proje üstlendiğini hatırlattı. 70 ülkede toplam 140 milyar dolarlık iş hacmine sahip Türk inşaat sektörünün dünyanın en büyük 225 firması içinde 31 firmayla Çin'den sonra ikinci sırada yer aldığını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu başarı kendiliğinden gerçekleşmedi. Köklü reformlar yaptık. Özel sektörümüzün, iş adamlarımızın önünü açtık. Yatırım ortamını düzelttik. Yolsuzluklara karşı kararlı bir mücadele başlattık. Hepinizin bildiği ve yakından hissettiği gibi küresel bir ekonomik krizin içinden geçerken dünya kredi kuruluşları Türkiye'nin kredi notunu şu süreçte yükseltmeye başladılar. Halbuki AB üyesi ülkelerin bir çoğunda kredi notları düşürülüyor. Ama Türkiye'nin katlayarak artırılıyor. Nasıl oldu bu? Dedim ya, güven ve istikrar. Bundan sonra da aynı şekilde bu kararlılığımızı devam ettireceğiz.

Her alanda atacağımız bu adımlarla inşallah enerji konusunda Suriye'nin doğalgaz sorununu çözüyoruz. İnşallah su sorununu, gerek Asi gerek Dicle ile birlikte büyük ölçüde, büyük ölçüde demiyorum daha da aşıyorum bu işi inşallah bu projeler hayata geçtiğinde su sorunu da tamamıyla bitmiş olacaktır. Buna inanıyorum.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tek başına Türkiye'nin refah, huzur ve emniyet içinde olmasının bir anlam ifade etmediğini belirterek, ''Tek başına Suriye'nin, Lübnan'ın Irak'ın, tüm bölge ülkelerinin ilerlemesi, kalkınması, refahını arttırması bir anlam ifade etmez. Çünkü biz bir ortak bölgede bulunuyoruz. Bunun da ötesinde, birbiriyle akraba olan halklarımız var'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, Şam'da Dedeman Otel'de düzenlenen Türkiye-Suriye İş Konseyi toplantısında iş adamlarına seslendi.

Erdoğan, Türkiye'nin kendi içinde olduğu gibi bölgesinde de huzur, refah, istikrar ve güvenlik istediğini kaydetti.
Ekonominin iki sır kelimesi bulunduğuna, bunların güven ve istikrar olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''İş adamı istikrar arar, güven arar. Eğer, istikrar, güven yoksa iş adamı yatırım yapmaz. Bir başka ülkeye yatırım yapacaksa orada da onu arar. Eğer o ülkede istikrar varsa oraya gider, güven varsa gider yoksa gitmez. E intihar etsin... İntihar etmenin anlamı yok çünkü iş adamı gittiği yerden bir şeyler kazanacak. İstikrar olmayan yerden kazanç olur mu güven olmayan yerden kazanç olur mu? Tabii ki olmaz onun için bu iki sır kelime çok önemli. Şu anda hamdolsun Türkiye'de, Suriye'de bu iki kavram zemin buldu, yeri var.''

''KOMŞULARDA BİR SORUN VARSA...''

Başbakan Erdoğan, son yedi yılda Türkiye ve Suriye arasındaki yakınlaşmanın benzerlerini tüm komşu ülkelerle de tesis etmenin gayreti içerisinde olduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

''Irak, Ürdün, Lübnan aynı şekilde. Bakın bu Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi oluşturma gayretleri Irak-Suriye arasında var. Şimdi Ürdün'le aynı şekilde böyle bir görüşmemiz var. Lübnan'la aynı şekilde var. Bütün bunlar oluştuğu zaman bölge bu işte bir havza oluşturacak ve böylece aramızdaki dayanışma bağları daha da güçlenecek. Biz hep şuna inandık; tek başına Türkiye'nin refah içinde olması huzur ve emniyet içinde olması bir anlam ifade etmez. Tek başına Suriye'nin, Lübnan'ın Irak'ın, tüm bölge ülkelerinin ilerlemesi, kalkınması, refahını arttırması bir anlam ifade etmez. Çünkü biz bir ortak bölgede bulunuyoruz, ortak bir coğrafyayı paylaşıyoruz. Bunun da ötesinde, birbiriyle akraba olan halklarımız var. İşte onun için tek tek değil, bölgesel ölçekte bir refah huzur, güvenlik ve istikrar ortamını oluşturmak zorundayız. Dolayısıyla bizim Suriye'nin, Irak'ın, Ürdün'ün sorunlarına kayıtsız kalmamız mümkün değil, zira buralarda bir sorun varsa bu sorunlar bizi de etkiliyor.

Aynı şekilde Suriye'nin de etrafındaki ülkelerin sorunlarına kayıtsız kalma şansı yok. Zira komşularda bir sorun varsa, bu sorunlar elbette Suriye'yi de etkiliyor. İşte onun için dayanışma içinde olmamız, birlikte hareket etmemiz ve işbirliğini daha da arttırmamız gerekiyor.''

''BEŞŞAR ESAD'IN LÜBNAN'A GİDİŞİNİ MERAKLA BEKLİYORUM''

Erdoğan, Türkiye ve Suriye arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesini çok faydalı bulduğunu belirterek, şunları kaydetti:
''Şu andaki heyecanı da gerçekten kutluyorum. Atacağımız bu adımlarla birlikte artık Türkiye ile Suriye arasında bu örnek adım hemen süratle diğer ülkeleri de etkileyecektir. Ben kendi ülkemden Suriye'yi seyrettiğim zaman duygulanıyorum. Örneğin, Suudi Arabistan Kralı Suriye'ye geldiği zaman etkileniyorum, Ama Beşşar Esad kardeşim de Suddi Arabistan'a gidince yine etkileniyorum. Aynı şekilde Lübnan Başbakanı buraya geldiği zaman etkileniyorum. Şimdi aynı şekilde Beşşar Esad kardeşimin de merakla Lübnan'a gidişini bekliyorum.

Bütün bunlarla bu bölgede birlik, beraberlik dayanışma bizi aydınlık yarınlara taşıyacaktır. Hep bunun hasreti içinde kaldım, şimdi bunlar başarılıyor. Onun için önümüzde güzel günler var. Bu güzel günlerin heyecanını duymamak mümkün mü? İnşallah insanlarımızın serbest dolaşımı, malların serbest dolaşımını sağlayan Serbest Ticaret Anlaşmasını üç yıl önce yürürlüğe koyduk. Şimdi sıra inşallah hizmetlerin, sermayenin bütün bunların önünü açmaya geldi. Hepsinden öte de huzurun, refahın, barışın bölgemizde egemen olmasına geldi. Biz Suriye için nasıl Karadeniz'e, Kafkaslara, ve Avrupa'ya açılan kapısıysak en uzun sınara sahip olduğumuz Suriye de bizim Orta Doğu'ya, Arap Yarımadası'na ve Körfez'e açılan en büyük kapımızdır.''

50'Yİ AŞKIN ANLAŞMA

Erdoğan, 2008 yılında iki ülke arasındaki dış ticaret hacminin 2 milyar dolara dayandığını belirterek, ''Biz bunu yeterli bulmuyoruz üç-dört yıl içerisinde Türkiye- Suriye dış ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkarmamız lazım. Bunu Itri kardeşimle de görüştük ve burada da siyasi irademiz mevcuttur. İnşallah bunu başaracağız'' diye konuştu.
Bugün 50'yi aşkın mutabakat metniyle gerçekten büyük bir tablonun ortaya konulduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

''Tarihi bir dönüm noktasına sizler imza atıyorsunuz. Ben sizleri bu azminiz, kararlığınız sebebiyle tebrik ediyorum. Başta Beşşar Esad kardeşim olmak üzere değerli meslektaşım, kardeşim Itri ve tüm bakan kardeşlerim olmak üzere hepinizi tebrik ediyorum, hayırlı olsun, sonu bereketli olsun diyorum.''




*Siyaset haberlerine ulaşmak için tıklayınız

*Gündem haberlerine ulaşmak için tıklayınız

*Anasayfaya dönmek için tıklayınız