Datça’yı yazmayın!

Datça’yı yazmayın!

Tatilin huzurlu adresi Datça dünyanın dört bir yanından misafirleri ağırlamaya devam ediyor. Esnafı, yerli halkı ve müdavimleri ise “Lütfen Datça’yı yazmayın, bu güzelliği bozmayın” ricasında bulunuyor. Ama mavi bayraklı koyları, lezzetli restoranları ve komşu adası Symi ile yarımada tatilin yükselen yıldızı oldu bile

Datça'yı bilen müdavimi olan herkesin benden bir ricası var: "Lütfen Datça'yı yazmayın, bu güzel yarımadayı bozmayın." Haksız da sayılmazlar.
Bir zamanların ufacık, sevimli köyü Alaçatı ne hale geldi baksanıza. Hıncahınç doldu, fiyatlar uçtukça uçtu...
Dünyanın her yerinden deniz meraklılarının, yelkencilerin bulup geldiği Datça öyle çabuk bozulacak cinsten değil neyse ki. Şimdilik Dalaman Havalimanı'na indikten sonra yaklaşık üç saat karayolu yapmak gerekiyor. Eğlence meraklıları, 'dostlar tatilde görsün kafası' neyse ki bu yolu göze almıyor.

BAL, BADEM VE BALIK
Zaten Datça'da sabaha kadar eğlence yok. Kalabalık, gürültü, ses kirliliği yok. Astronomik rakamlar, kazıklanma derdi ise hiç yok. Kısacası kaliteli, huzurlu ve uygun fiyata tatil yapmak için Datça mükemmel bir seçenek. Hele bir de kafa dinleme, lezzetli yemekler yeme, muhteşem bir denizde yüzme modundaysanız buyurun Datça yollarına.
"Datça'da ne yapmalıyım, ne yemeliyim?" diye sorduğunuzda herkes size "3 B" yanıtını veriyor. Bal, badem ve balık...
Bal için en çok Datça yakınlarındaki Bayır Köyü tavsiye ediliyor. İstanbul'daki bazı bildiğim fine dining restoranlar bile balı burada alıyor. Kekik ve çam balı buranın en meşhurları. Hatta Eylül ayına denk gelirseniz mutlaka üçüncü hasat kekik balı alın derim. Tadının güzelliği bir yana birçok hastalığa da iyi geldiği rivayetler arasında.
Bu arada yarımadadaki hemen hemen her dondurmacıda ballı dondurma bulabilirsiniz. Mutlaka deneyin. Hatta başka çeşitlerle karıştırmayın sadece ballı dondurma isteyin, pişman olmayacaksınız.
Gelelim badem mevzusuna. Balık lokantalarında bile masaya badem sunuluyor. Tadı o kadar güzel ki yemekten önce bademle karnınızı doyurmanız mümkün. Bademin kahveden köfteye, likörden dondurmaya farklı çeşitlerine de sık sık rastlıyorsunuz.
Balık konusunda Datça'nın tartışmasız en lezzetli adresi: Maradona. Mezeler, kalamar, balık çeşitleri... Hepsi o kadar lezzetli ki... Maradona'da kebap isteyenler için ayrı bir menü de var. Tek tük de olsa balık istemeyenler çıktığından bir de kebap ustası bulunduruyorlar. Kebabı da iddialı.
Ama bana sorarsanız balıkları mutlaka tatmalı. Karavida zamanına denk gelirseniz ve böcek seviyorsanız tereddüt etmeden ısmarlamanızı öneririm.
Bu arada mekanın adı sahibinin Maradona'ya olan benzerliğinden geliyor. Onun kadar iyi futbol oynuyor mu bilemem ama yemek işinde 10 numara olduğunu söyleyebilirim.


Knidos

BÜYÜK OTELLER YOK
Datça'da konaklamak için farklı seçenekleriniz var. Ama öyle 'her şey dahil' sistem çalışan büyük otellere bu bölgede rastlayamazsınız. Eski Datça'da, Palamutbükü'nde farklı konaklama imkanları mevcut. Merkeze 10 dakika yürüme mesafesinde olan ve Datça'nın en eski otellerinden Uslu Otel renovasyon yapmış ve adını Uslu Otel Royal Yachting olarak değiştirmiş. Uslu'da hem havuz hem de deniz imkanı var. Ev sıcaklığında bir butik otel. Çocuklu aileler için çocuk havuzu da var. En önemli kısmı ise iddialı mutfağı. Özellikle hamburgeri çok başarılı.
Kalabalıktan iyice uzakta, muhteşem bir manzara eşliğinde kafa dinlemek içinse Kargı'da özel bir plajı da bulunan ve koya kuş bakışı bakan Bizim Ev Datça'da konaklayabilirsiniz. Burası eski bir çoban kulübesi. Renove edilmiş ve loft tarzı bir eve dönüştürülmüş. Önünde bahçesi, ızgarası ve masa takımı da var. Burayı aylık olarak da kiralayabilirsiniz.



BİRAZ DA EĞLENCE
Gece eğlencesi balık sonrası dondurmacı ve waffle house'larda geçiyor. Dost sohbetleri buralarda uzadıkça uzuyor. Ama Maradona'dan da sabaha karşı çıkanlar oluyor.
Yat Limanı'ndaki Eclipse Bar sabaha dek müziğin devam ettiği tek tük yerlerden biri. Turistler de en çok burayı tercih ediyor. Sohbet etmek isteyenler dışarıdaki masalara kuruluyor, dans etmek isteyenler içerideki stantları dolduruyor.
Buradaki DJ'in ilginç de bir huyu var. İlerleyen saatlerde tişörtünü mutlaka çıkartıyor. Öğrendiğime göre başkası çıkartırsa da kızıyor. Üstü çıplak tek erkeğin kendisi olmasını istiyormuş. Yine de iyi çalıyor. En azından içerideki kitle kendini müziğe kaptırıp coşuyor.



ÇOK ÇOK GEZİN BOL BOL TADIN
Muğla usulü yoğurtlama herkesin dilinde. Bunu yemek için en iyi adres ise Cennet Köy Beach Restaurant. Sarımsaklı yoğurtla servis ediliyor...
Ege ile Akdeniz'in birleştiği nokta olan Knidos mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Üstelik burada tarihi harabeleri de gezebilirsiniz. Koyda bulunan Knidos Restaurant'ın müdavimleri arasında yabancılar ve tanıdık simalar da var.
Eski Datça da görülmesi gereken yerlerden biri. Konaklama imkanı da var ama burası deniz kenarı değil. Arnavut kaldırımları biraz Alaçatı'yı anımsatıyor. Ama buranın popülerliği gece hayatından değil Can Yücel'den geliyor. Köyün girişindeki Kayra Çay Bahçesi'nde Can Yücel anısına özel bir köşe ayrılmış. Az ileride şairin evi de var.
Datça'ya kadar gelmişken narpuz, karabaş, papatya gibi doğal çayları bol bol tüketmeyi ihmal etmeyin. Bu çayların likörleri de yapılıyor.
Mavi tura çıkmadan dönmek olmaz. Belki de dünyanın sayılı güzellikteki koyları yarımadada bulunuyor. Palamutbükü, Akvaryum, Hayıtbükü, Bencik Koyu, Mesudiye en güzel koylarından sadece birkaçı.
Kardeşler Pide'nin pidelerini tatmadan dönmek de olmaz.



HAYDİ SYMİ'YE
Datça'ya kadar gelmişken Symi'ye geçmemek olmaz. Hemen Datça'nın karşısında... Üstelik iki taraf arasında yıllar içinde dostluk pekişmiş. Öyle ki sık sık Datça'da Yunanlara ya da Symi'de Türklere rastlamak mümkün.
Sürat teknesiyle 20 dakikada geçiyorsunuz Symi'ye. Bu tabii özel tekneler için geçerli. Limandan kalkan turizm şirketlerine ait teknelerle de adayı keşfetmeye gidebilirsiniz. Ama konaklamayacaksanız akşamüstü geri dönmeniz gerekiyor. Bu da adanın tadını çıkarmak için yeterli değil.
Bu arada Symi Belediye Başkanı Eleftherios Papakalodoukas'ın babasının Trabzonlu olduğu bilgisini de vereyim.
Symi'deki en meşhur adres elbette Manos. Hani şu Sirtakilerin yapıldığı tabakların kırıldığı meyhane. Yemeklerini son dönemde gidenler kötülemeye başlamıştı. Ama şahsen ben çok memnun kaldım. Hesap yediklerimize oranla hayli yüksek geldi ama sanırım bu da fazladan kırdığımız tabakların parasıydı.
Manos'ta Türk olduğunuzu görür görmez Türkçe şarkılar çalmaya başlıyorlar. Dilerseniz siz de içeri girip Youtube'dan parça seçebiliyorsunuz. Bu arada adadaki tüm barlarda Youtube DJ'liği yapılıyor. Bu sayede ne isterseniz çalıyorsunuz.
Manos'ta mikrofonu alıp şarkı söylemek de size kalmış. Zaten sahibi de sık sık mikrofonu alıp Yunanca şarkılara eşlik ediyor.
Adanın şu sıralar en gözde yeri Manos'un oğlunun açtığı LOS isimli mekan. Alt kat restoran, üst katında ise sanat galerisi var. Şu sıra galeride Pınar Du Pre, Kadir Akyol ve Ahmet Güneştekin gibi Türk sanatçıların işleri de sergileniyor.
Müzik dinleyip dans etmek için birçok alternatif var. Vapori adanın en popüler kulüplerinden. Üstelik DJ'i Türk.
Hemen limandaki Katoi ise sabahın ilk ışıklarına denk eğlenmek isteyenler için ideal.
BİZE ULAŞIN