Masal diyarına gidiyoruz

Masal diyarına gidiyoruz

Dünyanın kopyalanan tek yeri Halstatt ve sağlık turizminin en önemli adreslerinden Altaussee’yi keşfetmeye ne dersiniz? O halde hazırlanın, Salzburg’a uçuyoruz

Masallar diyarına yolculuk etmeye hazır mısınız? Doğanın cömert davrandığı topraklarda kaybolmaya, göl etrafında, dağlar arasında yürüyüşe çıkmaya, enfes ekmekler, çörekler yapan kafelerde damakları şenlendirmeye ya da sağlık merkezlerinde bedeninizi dinlendirmeye... Aslında ilk başta planım İsviçre Alpleri'ne gitmek ve baharda chalet'lerin tadını çıkarmaktı. Villars'da tadını hâlâ unutamadığım tuna steak'i birkaç kez daha yemek, Gstaad'ta sokaklarda kaybolmaktı. Ama bu turu iki yıl öne yapmıştım ve bu kez de fotoğraflarını görüp "Burası masal diyarı" olmalı diye iç geçirdiğim Avusturya'nın kuzeyindeki Hallstatt ve Altaussee kasabalarını keşfetmeye karar verdim. Bunun için Türk Hava Yolları ile Salzburg'a uçtum. THY'nin her sabah 09.00'da Salzburg seferi var. Üstelik şu anda destinasyon kampanya dahilinde ve biletler oldukça uygun. Hallstatt ve Altaussee, dünyadaki gezginlerin ve özellikle de Uzakdoğulu turistlerin popüler noktaları arasında yer alıyor. Bir de jet set sağlık turizmi için tuz madenlerine ev sahipliği yapan bu kasabalar tercih ediliyor. Havalimanına indikten sonra araç kiralayıp göl kenarındaki kasabaları tek tek gezebilirsiniz. Otomobil sürmek istemeyenler ise otobüsle Hallstatt merkeze geçebilir. Gezmeye Halstatt'tan başlıyoruz. Burası UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi'ne alındı. Bir başka ve çok önemli özelliği ise dünyada kopyalanan tek yer olması. Yanlış duymadınız Çinliler bu kasabanın aynısını Çin'de inşa ettiler. Ama orijinalini görmek isteyen pek çok Uzakdoğulunun buraya geldiğini tahmin etmek çok güç değil. Ellerinde fotoğraf makinesi neredeyse Hallstatt'taki her metrekareyi ölümsüzleştiriyorlar. Salzburg'a 80 kilometre uzaklıktaki kasabayı gezmek için bir gün yeter. Hatta birkaç saat turlasanız bitirirsiniz. Ama doğa o kadar güzel ki insan bir günde bırakıp gitmek istemiyor. Çoğunluk yazın gelse de renklerin ahengi en güzel sonbaharda kendini belli ediyor. Yeşil, mavi ve sarının tonları birbirine karışıyor. Ağaçlar arasında yürürken her an önünüzden uçuşan yapraklar geçiyor.

TUZ MADENLERİYLE ÜNLÜ
Tuz madenleri de görmeniz gereken yerlerden biri. Giriş ücreti 26 euro. Üstelik içeride minik şişelerde tuz verip gönlünüzü çeliyorlar. Gözlem noktası tüm kasabaya 350 metre yukarından kuş bakışı bakma imkanı sağlıyor. Bunun için fünikülere binmeniz gerekiyor. Kasabanın en meşhur yemeği alabalık. Gökkuşağı alabalığı olarak geçiyor. İri ve oldukça lezzetli. Bir de sağlıklı olduğu söyleniyor. Merkezdeki kafe Derbl, en iyi kafe ve restoranlardan biri. Alabalık da var leziz kek ve çörekler de. 12. yüzyıldan kalma Katolik Kilisesi ise 2000 yılında yenilenmiş. Görülmesi gereken yerlerden biri de burası. Konaklamak için apart otel, lüks ve ucuz alternatifler var. Benim tercihim ise restoranı da oldukça iddialı olan Seewirt Zauner.

JAMES BOND'UN MEŞHUR GÖLÜ
İkinci destinasyonumuz ise dünyanın önemli sağlık merkezlerinden biri olarak da bilinen Altaussee. Daniel Craig'in yer aldığı 2015 yapımı James Bond filmi Spectre'nin meşhur buzlu göl sahnesinin de burada çekildiğini hatırlatayım. Altaussee Gölü ve dağlar arasında nefes kesen bir doğaya sahip burası. Kışın kayak turizmine de ev sahipliği yapıyor. Burayı Avusturya'daki zenginlerin yazlık evlerinin olduğu yer olarak da tanımlayabiliriz. Aynı zamanda yazın göl pek çok su sporuna da olanak sağlıyor. Öte yandan Altaussee tuz madenleri mutlaka görmeniz gereken bir yer. Bir müze gibi geziyorsunuz. 70 kilometrelik tünelin 25 kilometresi yürünebiliyor. Madeni gezerken genziniz açılıyor. İçeride filmler ve madenin tarihi ile ilgili videolar da gösteriliyor. Giriş ücreti ise 21 euro.

SAĞLIK MERKEZİ
Altausee özellikle son üç yıldır dünya jet setinin, top modellerin, Rus oligarkların ve İngilizlerin de rotasında. Bunun nedeni ise üç yıl önce sağlık ve detoks merkezi Viva Mayr'in burada ikinci merkezini açması. Kate Moss, Monica Bellucci, Christian Louboutin, Vladimir Putin de merkezin müdavimleri arasında. Yaklaşık altı ayda bir bedenlerini dinlendirmek, sağlıklı beslenmek için buraya geliyorlar. Viva Mayr'in dünyada bu kadar ünlü olmasında Viva Mayr kürü kadar Anna Wintour'ın da payı büyük. Burada kalan Wintour, moda dergisinde sayfalarca merkeze yer veriyor. Ardından Mario Testino, Victoria's Secret modelleriyle Viva Mayr'e gelip bir moda çekimi yapıyor. Merkezin dünya jet setinin radarına girmesi de böylece gerçekleşmiş oluyor. Viva Mayr aslında bir spa ya da detoks oteli değil. Doktor kontrollerinden sonra kişiye özel beslenme programının yapıldığı bir sağlık merkezi. Kinesiology adı verilen kas testiyle de intoleransınız olan gıdalar belirleniyor. Amaç bağırsakları temizlemek, düzgün çalışmasını sağlamak. Güne bu bölgeden çıkan özel tuzlu suyu içerek başlıyorsunuz. Günde üç öğün özel yemeğinizi yiyorsunuz. Yemeğin yanında karabuğdaylı, soyalı ekmek ya da kraker de servis ediliyor. Sadece zayıflamak isteyenler gelmiyor merkeze. Anoreksikler, sporcular ve birçok farklı şikayeti olan kişiler de geliyor. Merkez, günübirlik misafir kabul etmiyor. Burada konaklamak şart.
BİZE ULAŞIN