Motorla bir uçtan bir uca Afrika

İki teker üstünde, 17 bin kilometre. Rota, güneyden kuzeye Afrika. Dünyanın en fakir ve kimi zaman en tehlikeli bu rotasında Sarper Sesli ve Erman Balkin’in amacı çok basit ve bir o kadar güzeldi: Benzersiz bir macera yaşamak

Motorla bir uçtan bir uca Afrika
Motosiklet özgürlük demek. Ne trafik dinler, ne mesafe. Ancak motosikletli bir yaşam herkesin harcı değil elbette. Hele bir de Sarper Sesli ve Erman Balkin gibi Afrika kıtasını güneyden kuzeye aylarca süren bir yolculukla kat ediyorsanız. Sarper Sesli ve Erman Balkin, sadece macera yaşamak amacıyla Güney Afrika'dan yola çıktı ve 10 ülke kat ederek Türkiye'ye ulaştı.
İki arkadaş Cape2İstanbul adını verdikleri bu macerada binlerce kilometrelik yolculukları boyunca kimi zaman yokluğa rağmen krallar gibi ağırlandı kimi zaman silahlı bir çatışmadan kıl payı kurtuldu. Sesli ve Balkin gerçek anlamda bir macera yaşadı. Bu iki özgür ruhun Afrika macerasını bir de onlardan dinleyelim.
- Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
- SS: Dokuz yıldır Cape Town'da yaşıyorum.
2004'ten bu yana Ride the Earth markasıyla motosiklet ve macera turları organize ediyorum. Daha önce dört ayda beş ayrı kıtada toplamda 20 bin km yol yapmıştım. Bu tarz bir proje ilk defa oldu.
- EB: Serbest çevirmenim. Zamanımı daha çok seyahat ve sporla değerlendiriyorum. Motosiklet ve bisiklet tutkularım. Turlarım oldu fakat bu kadar uzununu yapmamıştım.
- Cape2İstanbul projesi nasıl ortaya çıktı?
- SS: Cape2İstanbul, Güney Afrika'ya taşındığımdan beri proje vardı. Rota Afrika'nın en renkli ülkelerinden oluşuyor. Safariler, aktiviteler, milli parklar, lokal kabileler ve vahşi yaşam her an yanı başınızda.
EB: Rotamızı, geçtiğimiz ülkelerdeki önemli aktiviteleri gerçekleştirecek şekilde oluşturduk.
Belli noktalarda aktivitelerde bulunmamız turu farklı kılan önemli özelliklerden birisi oldu.

MACERA İŞİN DOĞASI
- Belli bir amacınız var mıydı?
- SS: Hayal ettiğimiz projeydi. Hayalimize sürdük. Macera olmazsa olmazımız.
- EB: Amacımız rotayı sağ salim ve keyifle tamamlamaktı. Macera da işin doğasında var.
- Rotanızdan bahseder misiniz?
- SS: Rotamız 17 bin km olarak planlandı.
Geçen yıl 9 Mayıs'ta başladık. Üç ayda bitirmeyi planladığımız bir geziydi ama Etiyopya sınırındaki yeni bir gümrük kuralı yüzünden iki ay beklemek zorunda kaldık. Kuralın kalkmasıyla yolumuza devam ettik. 26 Kasım'da İstanbul'a girdik. Rotamızı izleyip Güney Afrika, Namibya, Botswana, Zimbabwe, Zambiya, Malawi, Tanzanya, Kenya, Etiyopya, Sudan, Suudi Arabistan ve Türkiye'yi geçtik.
- Yola çıkarken yanınıza neler aldınız?
- SS: Yola teknik ekipman, ilk yardım, kişisel eşyalarımız ve kamp malzemelerimizi alarak çıktık. Önemli olan kağıt işlerini eksiksiz ayarlamaktı. Konaklamamızın yüzde 80'i çadırda oldu. Ama geç girdiğimiz ya da güvenliğine emin olamadığımız bölgelerde hostel ya da benzeri yerlerde kaldık.
- En uzun parkurunuz kaç kilometreydi?
- SS: En uzun parkurumuzu Türkiye'de yaptık. Aksaray'dan İstanbul'a yaklaşık 700 km. Sabah yerdeki buzların çözülmesini bekledik ve sabah saat 10.00 gibi çıktık. Akşam saat 19.00'da Bağdat Caddesi'ne girmiştik. İkinci uzun yolumuzu Kenya, Nairobi'den Marsabit'e giderken yaptık, yaklaşık 550 km idi. Girdiğimiz ülkeleri çok fazla gezdik.

ETİYOPYA'DA HEYECAN
- Rotanın zor ve keyifli yanları nelerdi?
- SS: Motosikletle gezmenin en güzel tarafı etrafınızdaki her detayı beş duyu organınızla hissedebiliyor olmanız. Köylerde daha samimi karşılanıyorsunuz ve iletişim kolaylaşıyor. Zoru yaşadıkça keyfi artan bir araç motosiklet.
- EB: Motosiklet kullanmak başlı başına bir keyif. Buna seyahati eklediğinizde mükemmel bir kombinasyon. Dış etkilere açık olmanız biraz riski artırsa da buna değiyor. Diğer motorlu araçlarla kıyasladığınızda sınır geçişleri, polis kontrolleri çok daha kolay oluyor ve az zaman alıyor. Bu büyük bir artı. Eşyanızın az olması kafanızın daha rahat olmasını sağlayıp ana odaklanmanızı kolaylaştırıyor.
- Herhangi bir tehlikeyle karşılaştınız mı?
- SS: Kamp alanları çoğunlukla güvenli yerlerdi.
Sürüş sırasında tekin olmayan yollardan geçebiliyorduk. Seyahat etmenin bazı kural ve dinamikleri var. Karşılaşılacak riskleri en aza indirebilmek için planlı hareket etmek en güzel yöntem. Etiyopya'da Mursi kabilelerini görmeye gidelim dedik. Motosikletler güvenlik nedeniyle Milli Park'a alınmıyordu bu yüzden araç kiraladık. 70 km'lik sürüş sonrası Mursi köyüne ulaşacaktık. Köye 10 km kala yolumuza silahlı biri atladı. Araçtaki asker "Yere yatın" diyerek olası bir çatışmaya karşılık vermek için mermileri silaha doldurmaya başlayınca olay ciddi galiba dedik. Araç hızla geri döndü.
Neler oluyor dediğimizde hükümetle Mursiler arasındaki bir sorundan olduğunu öğrendik.
Rehberimiz devam etmek istemedi haklı olarak.
Biz de geri döndük.

SUDANLILARDAN KERPİÇ EVDE KAHVE İKRAMI
- Geçtiğiniz ülkelerde nasıl karşılandınız? Unutamadığınız anlar var mı?
- SS: Her ülkede çok güzel karşılandık.
Türk olduğumuzu duyunca daha fazla ilgi gösterdiler. Birçok gezgin arkadaş edindik.
Hâlâ hepsiyle yazışıyoruz. Sudan'da yerel bir gazeteciyle röportaj yaptık. Sudanlıları çok sevdik. Aynı zamanda Etiyopya'da Hamer Kabilesi'ni ziyaret ettiğimizde sağanak yağmura yakalandık. Bizi yaşadıkları kerpiç eve davet ederek kahve ikram ettiler. Çok şey yaşadık çok güzel anılar biriktirdik. Afrika insanlarıyla, kültürleriyle ve doğasıyla çok özel bir kıta.
- EB: Bütün ülkelerde, motosikletle seyahat etmemiz sayesinde ilgi ve samimiyetle karşılandık. Unutamadığım an, Mursi Kabilesi'yle yaşadığımız olay. Onun dışında Victoria Falls Şelaleleri'nde koştuğum yarı maraton, katıldığımız safari gezileri bende özel anılar olarak iz bıraktı. Suudi Arabistan'daki Umre ziyaretimiz de güzel bir deneyimdi.
BİZE ULAŞIN