EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

2004 darbecileriyle Ergenekoncular aynı ekip değil

Eski Kara Kuvvetleri Komutanı, emekli Org. Aytaç Yalman, eski Hava Kuvvetleri Komutanı, emekli Org. İbrahim Fırtına ve eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Ora. Özden Örnek, 'Ergenekon' soruşturması kapsamında savcılara dün ifade verdi.
Hatırlarsanız, geçenlerde, Ergenekon davasından tutuklu gazeteci Mustafa Balbay, mahkemede "Biz buradayız, öbür generaller nerede" demişti.
Bunun üzerine basında, 'sahi neredeler' kıvamında yazılar çıktı. Derken 2004 dönemi kuvvet komutanlarının da ifade vereceği öğrenildi.
Bazıları bu gelişme için, "Hah şimdi oldu" dedi. Nihayet 'olayın özüne' gelinmişti.

***
Peki, Ergenekon Davası'nın özü, gerçekten de Özden Örnek'in günlüklerinden neredeyse anbean izlediğimiz 2004 yılı darbe çalışmaları mı?
Hayır, değil.
Böyle düşünenler yanılıyor.
Ergenekon Davası elbette bir darbe yargılaması... Ancak yargılanan darbe, 2004 darbesi değil.
2004 darbe çabaları da olaya dahil ama asıl mesele tam da 2004 atlatıldıktan sonraki gelişmeler...

***
Eğer kritik olaylardan hareketle Ergenekon davasının özünü saptayacaksak... Bu öz, 'Danıştay Saldırısı' ya da 'Eylem Planları'dır.
Önce olayın özünün niye 2004 cuntası olmadığını anlatmaya çalışayım:
Diyelim ki 2004 dönemi komutanları demokrasiyi savunanların 'duymak istediği' her şeyi itiraf etti.
En fazla ne derler?
Kabaca şöyle bir şey:
"Hükümeti değiştirmek istiyorduk... Bazı siyasetçi, gazeteci ve odalarla işbirliği yaptık... Ancak hem GK Başkanı Org. Hilmi Özkök, hem de alt kademedeki komutanlar darbe istemedi... Zaten aramızda bölünmüştük... Sonuçta da darbe yapamadık."
Yaptıkları suç muydu? Elbette suçtu!
Hem de Anayasa suçu!
Bunları itiraf ettikleri takdirde müebbetle yargılanırlar ama hafifletici nedenler devreye girince ne ceza alırlar bilemem.
Ancak onlar "görece" yumuşak ve insancıl darbecilerdi.
Zaten hükümet de o hazırlıkların farkındaydı ama bildiğimiz kadarıyla ciddi bir tedbir almadı.

***
Asıl vahamet daha sonra ortaya çıktı: 2004 darbecilerinin 'nispi yumuşaklığı ve insancıllığı' karşısında, bir de Mayıs 2006'da Alparslan Arslan'ı Danıştay'a saldırtan Ergenekoncuları düşünün.
2004 komutanlarının, Ankara Ticaret Odası'nda düzenlenen laiklik panelinde gövde gösterisi yapıp kendilerini alkışlatmaları nerede...
Ergenekoncuların "laik cumhuriyet elden gidiyor" mesajını vererek, laikçi kesimleri ayağa kaldırmak için Danıştay'a saldırmaları nerede...
Kıyas kabul eder mi?
2004'tekiler heyecanlı ve amatör darbecilerdi. Mayıs 2006'dan itibarense soğukkanlı profesyoneller...

***
Gelelim eylem planlarına...
Çocukların en yoğun olduğu saatlerde müzede patlatılacak bombalar... Gayrimüslimlere yönelik silahlı saldırı hazırlıkları... Evlerine silah koyarak, insanları terörist ilan etme çabaları... Üniversite, sendika, medya, adli tıp, askeri okul gibi kuruluşlarda örgütlenmeler... Kimi üst düzey komutanlara karşı suikast planları...
Ve daha neler neler...
2004 darbecileri, daha sonraki olayları ve hazırlıkları gerçekleştiren Ergenekoncuların yanında, demode ve saf kalmıyor mu?
O halde nasıl olur da, 2004'e "Ergenekon Davası'nın" özü denir? Meselenin özünü saptırmayalım arkadaşlar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.