EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

'Vavien'i bir de bu gözle izleyin

Yağmur ve Durul Taylan'ın yönettiği 'Vavien' cuma günü gösterime girdi. Engin Günaydın (Celal), Binnur Kaya (Sevilay), Settar Tanrıöğen (Cemal) başta olmak üzere tüm oyuncular esaslı bir performans sergiliyor. (Binnur Kaya'yı izlemek ayrı bir zevk!)
Senaryoyu yazan Engin Günaydın, ana öyküyü çok hoş ayrıntılarla süslemiş.
Parasızlıktan kıvranan... Hıncını karısından ve oğlundan çıkaran... Samsun'daki pavyonda çalışan Sibel Ceylan'a âşık kasaba elektrikçisi Celal'in öyküsü bu...
İzleyin. Beğeneceksiniz.

***
Birçok film gibi, Vavien'i de başka bir gözle izlemek mümkün.
Engin Günaydın'ın senaryosu, para kazanmanın iki farklı yolunu da karşılaştırıyor.
Bunlardan biri, Samsun ile simgelenen (ancak filmde fazla üzerinde durulmayan) piyasa ekonomisi.
Kapitalizm belki çok kazandırıyor, çok zevk veriyor ama güvenli değil. Tehlikelerle dolu. Bir anda her şeyinizi kaybedebileceğiniz bir (kent) ortamı bu.
Peki, elektrikçi Celal ile abisi Cemal, kasabada nasıl kazanacak? Bitleri nasıl kanlanacak? Yarım yamalak da olsa bir üst sınıfa hangi yolla geçecekler?

***
İşte tam bu noktada, sosyal bilimlerde 'klientalizm' denilen "aracılık sistemi" devreye giriyor.
Güçlü kişilerin, zaten dağıtılacak olan kimi değerleri, belli bir beklentiyle, taraftarlarına sunmasıdır, aracılık sistemi.
Bu soyut lafı açalım:
Güçlü kişi: Başbakan, parti lideri, bakan, milletvekili, yüksek bürokrat, belediye başkanı, partinin il başkanı, vb.
Zaten dağıtılacak değerler: Devletin ve belediyenin ürettiği ya da para ödeyerek alacağı mal ve hizmetler.
Belli bir beklenti: Oy almak, ağırlanmak, yardım görmek, desteklenmek, vb.
Örneğin bir milletvekilinin, hastasına devlet hastanesinde yatak bulmaya çalışan seçmenine yardım etmesidir aracılık.
Hastanedeki yatak devletin ürettiği bir sağlık hizmetidir. O yatakta nasıl olsa birisi tedavi olacaktır. "Adamını bulan", "dayısı olan" yatağı kapar.
Başvuran açısından bakıldığında, bir "sorun çözme" sistemidir aracılık.
Üstelik sadece Türkiye gibi olanakların kıt olduğu ülkelerde değil, ABD'de bile karşımıza çıkar.

***
Özelleştirmeler ve refahın artması etkisini azaltsa da, siyasetin bu çok önemli mekanizmasını Vavien'de görüyoruz.
Celal parasızlıkla boğuşurken, pek de zeki olmayan eşi Sevilay, 'Vekil' denilen siyasetçiye (Serra Yılmaz), hem partide, hem evde bedava hizmet sunmaktadır.
Gün gelir, 'Vekil'in girişimiyle kasabaya bir yaşlılar evi yapılmasına karar verilir.
Sevilay yaşlılar evinin elektrik sistemini kocasının yapmasını önerir: "Vekilim siz hep 'işler yabana gitmesin, kendi insanımız yapsın' dersiniz ya..."
Kasabanın küçük esnafı olarak, büyük sermaye ve kent karşısında aciz kalan Celal, eşinin Vekil'e sunduğu basit yemek hizmetleri (parti için pide, Vekil için sarma) sayesinde rahat bir nefes alacaktır.
Eğer filmi bu açıdan da izlerseniz, Sevilay'ın bu işi bağladıktan sonra taktığı küpelere dikkatinizi çekerim.
NOT: 'Vavien' (ya da 'vaviyen') bir elektrikçilik terimi. Hani bir koridora girerken düğmeye basıp ışığı açıyor, koridorun sonunda ise başka bir düğmeyle kapatıyoruz ya... İşte o mekanizmanın adı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.