EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Son günlerin en iyi haberi: Vakko Kürdistan'da mağaza açıyor!

Açılım sürecinden umudunu kesenlerden misiniz? O halde sizi haber ve yorumlar arasında bir gezintiye çıkarayim da karamsarlığınız dağılsın...
Bizimki de dahil birçok gazete, haberi ekonomi sayfalarına koymayı tercih etmiş. Ben olsam olayı ilk sayfada görürdüm:
Ünlü moda/giyim firması Vakko, önümüzdeki ay Erbil'de mağaza açıyor.
Erbil neresi? Kuzey Irak'taki özerk Kürt bölgesinin... Yani Kürdistan'ın başkenti!
Çok değil 10 ay önce, "Kürdistan kelimesine alışın" dememiş miydim? (Sabah, 17 Şubat 2009)
Peki, Türkiye'den birçok şirket (örneğin inşaatçılar) o bölgede zaten yıllardır faaliyet gösteriyorsa, Vakko'nun farkı ne?
Çünkü Vakko... Genel Müdürü Nihat Mintaş'ın açıkladığı gibi, Erbil sosyetesini giydirmeye gidiyor.
Firma, bir milyon dolarlık yatırımı, lüks tüketime para harcayacak Kürtler için yapıyor.
Demek ki oralarda, Vakko'yu tatmin edecek düzeyde bir orta ve üst sınıflaşma var.

***
Şimdi de Vakko haberini bir başka olaya bağlayalım: Kapatılan DTP'nin üç milletvekili Erbil'de bir panele katılıyor. Toplantıda Kürt aydınlar, DTP'lilere, "Neden hep 'Apo şöyle dedi, Apo böyle dedi' diye konuşuyorsunuz? Biraz da kendi iradenizle hareket etmeniz gerekmiyor mu" diyor.
Bazıları da adeta rest çekiyor: "Sizin PKK; hem Türkiye'yle, hem İran'la, hem de Suriye'yle çatışıyor. Biz bu cephede olmak istemiyoruz."
Yakın zamana kadar Saddam rejimiyle kapışan Irak Kürtleri artık rahatladı. Bundan sonra silah değil, para konuşacak.
Vakko'dan alışveriş eden Kürt burjuvaların çoğunluğu, kuzeylerinde savaş olsun ister mi? İstemez. (Savaştan para kazananlar hariç!)
Erbil'de bunlar olurken, Başbakan Erdoğan neredeydi? Suriye'de... Gazete başlıkları: "İki devlet, bir ekonomi!"
Sabredin, yakında göreceksiniz: Ermenistan, Türkmenistan, Kazakistan, İran, vb. ile de ilişkiler çok güçlenecek.
Devam edelim: Türkiye'nin böyle kapsamlı siyasi ve ekonomik hamleler yapabilmesi nasıl mümkün oluyor?
Niye 15 yıl önce yapmadık? Aklımıza yeni mi geldi?
Hayır. Bu serpilmeyi dünyanın yeni şartlarına borçluyuz. Nedir o şartlar?

***
Milli İstihbarat Teşkilatı
'nın emekli Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş'e kulak verelim.
Özetliyorum:
"Önümüzdeki 10 yıl için Türkiye ile ABD'nin çıkarları paraleldir."
"Irak, Suriye, İsrail-Filistin, Orta Doğu Barışı, İran, Rusya, Karadeniz-Kafkaslar, Pakistan-Afganistan, Avrasya, Doğu Akdeniz, Balkanlar, Avrupa Birliği, enerji güvenliği, askeri yardımlaşma ve medeniyetler barışı gibi temel meselelerin çözümünde Türkiye ile ABD ortaklığı önemlidir." (Radikal, 22 Aralık)

***
İşte olay bu!
Avrupa'dan Çin'e uzanan büyük koridorda, yeni bir siyasi (demokrasi ve barış) ve ekonomik düzen (serbest piyasa) şekilleniyor. Bu oluşumun bölgesel lokomotifi de Türkiye.
Hani Süleyman Demirel köylü şivesiyle "Böyük Türkiye" derdi ya... İşte o Büyük Türkiye hayali ancak bundan sonra ete kemiğe bürünecek.
Ve Açılım, bu zorlu sürecin olmazsa olmaz bir aşaması. O bakımdan geri dönüş yok.
Açılımdan umudunu kesenlere tekrar hatırlatayım: 1) Hükümetin atacağı daha nice adım var. 2) Erdoğan/Obama görüşmesinin somut etkilerini henüz hissetmedik. 3) Şişmanlamaya başlayan Kürdistanlılar, PKK'ye daha ne kadar tahammül edecek?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.