MEHMET SAİT KILIÇ MEHMET SAİT KILIÇ

Yelkenler suya indirildi

Macron, Türkiye'yi terörle mücadelede ve mülteci krizinde yeri doldurulamaz stratejik bir ortak olarak görüyor. Macron'un Türkiye ile yeniden diyaloğa girmesi ve ortak çıkarlar temelinde yeni ilişkiler geliştirmesi çok mantıklı bir adım...

Bu satırlar bana ait değil.

Bu satırlar Fransız hükümetine yakınlığı ile bilinen Le Figaro'ya ait.

Le Figaro bununla da yetinmemiş Erdoğan'a makale yazdırmış.

Evet, bu gazete Erdoğan'ın iki ülke arasındaki 13 milyar avroluk ticaret hacminin 20 milyar avroya çıkarılabilmesiyle ilgili bir makalesini yayınlandı...

Bayram değil seyran değil, hayırdır inşallah...

Aslında bayram değilse de bir tür seyran...

Çünkü Fransa ekonomik krizden çıkamadı. Mösyöler tek kelimeyle dökülüyor. Adamların ne tadı var ne tuzu...

Anlaşılan mösyöler çuvallayınca, çareyi can havliyle bize sarılmada buldular...

Gelelim imzalanan anlaşmalara:

Aselsan ve Roketsan, Fransız Eurosam ile uzun menzilli hava ve füze savunma sistemi anlaşmasına, Türk Eximbank, BPIFrance Assurance Export ile reasürans anlaşmasına ve THY ile Airbus mutabakat protokolüne imza attı...

Tabii bütün bu olumlu gelişmeleri bizim muhalif basın görmedi. Zira onlar hâlâ "ama bunları manşetlere taşırsak sonra Erdoğan'a vuramayız ki" kafasındalar...

Bütün bunlar tam da Türkiye düşmanlarının Macron'dan memleketimizi (sözde) insan hakları ve basın özgürlüğü açısından eleştirmesini pis pis bekledikleri günlerde oluyor...

Bütün bu adımlar tam da Fransız basınında öldürülen üç PKK'lı terörist kadınla ilgili yazıların döktürüldüğü günlerde atılıyor...

(Hatırlarsanız PKK'lılar katliamdan Türkiye'yi sorumlu tutmaya çalışmışlardı. Ama Fransız hükümeti ve yargısı buna tükürmedi. Bu olayın hemen ardından Fransa bizimle (Ocak, 2013'de) nükleer enerji anlaşmasına imza attı.)

Bütün bu gelişmeler tam da Fransız solunun PKK'nın düzenlediği "Hakikat ve Adalet" yürüyüşüne kitlesel katılım sağladığı bir dönemde oluyor...

(PKK'lıların düzenlediği şu yürüyüş ne kadar da CHP'nin organize ettiği adalet yürüyüşüne benziyor!)

Enteresan ötesi bir durum.

Nedir bu? "Daha fazla İran'la, Rusya'yla yakınlaşmayın, biz de yavaş yavaş size kapılarımızı açalım" mesajı mı?

"AB'ye posta koymayı bırakın, biz de oyalama ve dışlama politikalarını bırakalım" önerisi mi?

Bakalım Fransa'nın devreye girmesiyle AB'nin o uyuz Türkiye politikası da değişecek mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN