ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

İlelebet payidar

Cumhuriyet Halk Partisi halk tarafından kurulmamıştır.
Cumhuriyet Halk Partisi, o zamanki deyimle Fırkası, "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-yı Hukuk Cemiyetleri"nin, Ankara tarafından emirle partiye dönüştürülmüş şeklidir.
Ki o cemiyetler de, dünya savaşı yorgunu yerel İttihatçı kadrolar ve "Ermeni kırımına adı karışmış" yerel eşraf tarafından oluşturulmuştur.
(Adı karışmış deyip geçelim, milli birlik ve beraberliğe her zamankinden fazla ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde fazla kurcalamayalım.) Bu bir asker-eşraf ittifakıdır. Kurtuluş savaşını yürütmüştür.
Kurtuluş savaşı bir halk savaşı değildir. Halk her zamanki gibi "askere alınma" yöntemiyle savaşa katılmıştır. (Aslına bakarsanız hiçbir savaş halk savaşı değildir, öyle bir şey olmaz. Bu savaşlar sonradan halk savaşı diye tanımlanırlar, onları sevk ve idare eden "elitler" tarafından.)
Eşraf, 1945'te artık kendi kanatlarıyla uçmak isteyecek ve bürokratlardan kopacaktır... Çünkü bürokrasi, ihtiyaç duyulan ekonomik gelişmeye ayak bağı olmaya başlamıştır...
CHP hiçbir zaman halkın partisi olmamıştır.
Hiçbir serbest seçimde halkın oyuyla iktidara gelememiş, orada ancak tek parti diktasıyla durabilmiştir, o da toplam yirmi yıl.
"Tarihi misyonu" bu olmuştur, rejimi kurmak ve "dönüştürücü reformları" yapmak.
1950'den itibaren varlık nedeni ortadan kalkmıştır.
Fakat onlar çok çırpındılar, iktidara dönebilmek için...
"Amerikan tarzı" sululuklar denediler (Kasım Gülek'in genel sekreterliği dönemi), "ortanın solu" diye bir palavra denediler (Ecevit dönemi), olmadı.
Ancak darbelerle geri döner gibi olup iktidara "bir ucundan" tutunabildiler, uzun sürmedi.
Sola yattılar olmadı, sağa göz kırptılar olmadı (Ekmeleddin İhsanoğlu fiyaskosu.)
CHP hiçbir serbest seçimi hiçbir şekilde kazanamamıştır ve kazanamaz.
Dolayısıyla, Kılıçdaroğlu'na "hep kaybediyor diye kızmanın" mantığı yoktur.
Adamcağızın kazanmasının "tarihi mümkünatı" yok ki kazansın...
CHP bugün Alevi azınlığın, bürokrat azınlığın, sosyalist azınlığın, marjinal entel azınlığın partisidir. Bu insanların da temsil edilmeye sonuna kadar hakları vardır tabii!
Hiçbir zaman kazanmaz ama hiçbir zaman da yokolup gitmez.
Gitmesin. Toplumun, toplarsan yüzde 25'inin temsilcisi ve sesidir.
Kendileri de bunu biliyorlar ve siyasi iktidar heveslerini çoktan rafa kaldırıp ağırlığı "parti içi iktidar" yani koltuk (dolayısıyla maaş ve sosyal ayrıcalıklar) garantileme, belediye ele geçirip arpalık edinme gibi çalışmalara verdiler!
Hayırlı uğurlu olsun.

***

Oku oku gül... Biraz dinlen gene gül
"2019'da cumhurbaşkanlığına adayım. Seçimi kazandığımda dar kadroculuk yapmayacağım. Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli'yi davet edip 'gelin ülkeyi birlikte yönetelim' diyeceğim ve onlara cumhurbaşkanı yardımcılığı teklifinde bulunacağım." Doğu Perinçek

BİZE ULAŞIN