HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Bir ahbabı uğurlarken...

Şu ahir ömrümde harcayıp arkamda bıraktığım zamana bakıyorum da...
Yuvarlak hesap koca bir yarım asır!
Bunu düşününce, ne yalan söyleyeyim, bir titreme alıyor beni.
Fakat bir türlü kendime gelemiyorum.
Şimdi popüler kültür bu yaşlara bile "gençlik" demeye hevesli!
Oysa görüp yaşadıklarımın yorucu birikimi bile insanı "ihtiyarlatmaya" yeter!
Bu yüzden koyu bir melankolinin eşiğinde öylece oturup duruyorum bazı günler. Ama bir yandan içimdeki bir umuttan ötekine savrulma; maceralara kapılma ve sevme-sevilme heyecanıyla baş etmekte zorlanıyorum. O kadar diri, o kadar kıpır kıpır bir heyecan bu!

***
Şimdi bu geride bıraktığın yarım asırdan sonra insana dair ne öğrendin, diye sorsalar...
Hangi gözlükle bakıyorsun insanlara, diye sorsalar...
Diyeceğim şudur...
Bunu yaparken mümkün mertebe siyaseti kapı dışarı etmek gerektiğini öğrendim!
Yanlış anlaşılmasın.
Siyaseti her zaman önemsedim; siyaseti küçümseyenlerin "oligarşik siyaset" peşinde koştuklarını bilirim.
Ama konu bir insana, hele hele toplumda yer etmiş bir bireye gelince...
Neye inandıklarına değil, nasıl yaşadıklarına bakıyorum.
Nihayetinde en insancıl inançlara sahip olanların zalimliklerini göre göre tükenmedik mi?
Hep "aydınlık"tan söz edenlerin kendi kişiliklerindeki karanlığı tanımadık mı?

***
İşte o yüzden...
Bir ahbabı dünya hayatından uğurlarken...
İnançları, düşünceleri, iddiaları, diline pelesenk ettiği kavramları falan pek aklıma takılmıyor...
Benim bakışım ve teklifim başka! (Hz. Ali'nin çizdiği çizgiye ne dersiniz mesela?)
O kişi...
Selam vermede önce davranır mıydı?
İyilik yapmada acele eder miydi?
Şefkatli miydi?
Sıkıntılara karşı sabırlı, başkalarına karşı alçakgönüllü müydü?
Mazluma yardımcı, yetimlere merhametli, fakirlere karşı açık elli miydi?
İntikam duygusundan ve mevki tutkusundan uzak mıydı?
Elinden geldiğince başkalarının ayıbını örter, işini doğru yapmaya özen gösterir miydi?
Eğer öyle idiyse...
Onu biz kaybetmişiz, "öteki dünya" kazanmıştır.
O zaman çok üzülüyorum.
Geride bıraktığı boşluğa yanıyorum.
O zaman...
Siyasetmiş, şuymuş, buymuş...
Hepsi boşmuş!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN