HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Acısıyla sevinciyle bir ayı alnından öpmek!

Tıpkı Eylül gibi Haziran da başlı başına bir mevsim benim gözümde.
İlkyaz dedikleri, Türk Dil Kurumu'na göre İlkbahar'ın ta kendisi ama bakmayın siz...
Güneşli Mayıs, serin Haziran'dır İlkyaz.
Eve dönerken yolu uzatmanın; yağmur çiselerse aldırmamanın; sabah erkenden kalkıp pencereleri açmanın mevsimidir.
Bir de kokuların mevsimidir.
Düşünsenize...
Şu beton ormanı İstanbul'da bile, en işlek caddelerde bile etrafı ıhlamur kokuları sarmışsa..
Apartmanlar ve kaldırımlara park etmiş arabalarla dolu bir sokakta çöp konteynırlarının yanından geçerken bile hanımeli kokusu sarhoş ediyorsa...
İnsan nasıl sevmez bu mevsimi!
***

Biliyorum, Haziran ayıyla ilişkimizi öğrencilik geçmişimiz fena sakatlar! O tatsızlığın izlerini silmek zordur.
Üniversiteden mezun olduktan çok sonra Haziran yaklaştıkça geçmişin sınav stresini taklit eden sıkıntılar yaşayan koca adamlar ve kadınlar bilirim.
Sınavdır, notlardır, tatil gelince arkadaşlardan ayrılacak olmanın huzursuzluğudur derken, Haziran'ı sevmekte zorlanırız.
Ah Muhsin Ünlü'nün o müthiş dizesini fısıldarız sanki birbirimize: "Hatırlat da Haziran'ın sonunda çocukluğumuzu yakalım!"
Ama eninde sonunda geçer bu duygular.
Bir yaş gelir ki, kış boyunca özlemeye başlarız Haziran akşamları üzerimize ince bir hırka alıp balkona çıkmanın zarif güzelliğini...
***

Geçen gün şehrin farklı semtlerinde dolaştım.
Sabah ıhlamurların kokusu baskındı, ikindi vakti manolyalar ortaya çıktı. Şu koku da öyle bir şey ki, hep anılara götürür insanı; elini cebine sokar, dalıp yürüye yürüye hiç hesapta olmayan yerlere gidersin. Bana da öyle oldu!
Bir apartmandaki mutfak penceresinden bütün sokağa yayılan kızartma biber kokusunun insana yaşama sevinci verebildiğini...
Sokağa tabure atmış esnafın çay karıştırırken çıkardığı seslerin güzel bir melodiye dönüşebildiğini...
Hep tedirgin, hep mutsuz sokak kedilerinin bu aydan duydukları keyfi yüzlerinden okuyabilmeyi...
Unutmuşum.
Yürüdükçe geri geldiler.
Yürüdükçe bütün sevdiklerimi özledim.
Yürüdükçe sadece sevinçlerimi değil, acılarımı da öptüm başıma koydum.
Şairi anladım; gerçekten de "Haziran'da ölmek zor!"
BİZE ULAŞIN