HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Ağaçlar ve insanlar

Ne zaman Boğaz'ın Anadolu yakasında dolaşsam, önce bir kuşkuya kapılıyorum.
Yahu şurada devasa bir ağaç yok muydu? Yoksa yanılıyor muyum?
Sonra oralarda bir mahalleliye sorunca anlıyorum! Kesmişler!
Onca patırtıya direnen belki asırlık, belki altmış yıllık ağaçlar bir sabah erkenden sinsi testerelere boyun eğivermişler! Kimisi Boğaz manzarasını engelliyor, kimisi yolu kapatıyor diye.
Geçen hafta da İzmir'de dikkatimi çekmişti.
Bazı caddelerdeki ağaçlara nasıl budama yapılmış ki, baharda bile kendilerine gelemediler.

***

Memleket ne halde, sen ağaçlardan söz ediyorsun, diyeceksiniz.
Kim bilir, belki bu konuları "eli boş insanlar" ın abartılı hassasiyetleri sanmamızla artan toplumsal hoyratlık arasında dolaysız bir bağ vardır!
Ama şunu iyi biliyorum: Ne zaman bir belediye başkanına telefon açıp bir ağacın akıbetini sorsam, ahizenin öteki ucunda oluşan "Aman Haşmet Bey, bu da nerden çıktı şimdi!" anlamındaki sessizliği iyi biliyorum.
Ulaşım, çöp, yıkım, yeni projeler, hatta yolsuzluk iddiaları hakkında bile çok şey açıklamaya hazırlar ama ağaçların dert edilmesine bir türlü alışamıyorlar.
Şehir sakinleri farklı mı sanki!
Örnekse, Fenerbahçe Belvü'nün önündeki ağaç gitti, çoğunluk trafik rahatladı diye sevindi. O simge ağaç unutuldu bile!
***

Geçen yaz Polonya'nın küçük şehirlerinden Jaslo'da kopan tartışmayı biliyor musunuz? Tek bir ağacın hikâyesi sadece Jaslo'yu da değil, bütün Avrupa'yı sallamıştı.
Ağaç 65 yaşında bir meşe ağacı.
Şehrin işlek bir caddesinin ortasında. Diri, yemyeşil, güçlü bir ağaç.
Fakat bir "kusur"u var. İşgalci Nazi ordusu, 1944'te Hitler'in doğum günü kutlamaları çerçevesinde dikmiş bu ağacı.
Şimdi Maria Kurowska adlı belediye başkanı çıkıp "bu ağaç bize Hitler'i ve soykırımını hatırlatıyor" deyip kesmeye kalkışmaz mı? "Ağacın ne günahı var, ağaç bu, anıt değil!" diyenler ayağa kalktı.
***

Polonya'daki olayı bana hatırlatan dostum Hakan Ersöz, "bir de bizdeki şu habere bak" dedi.
Haber şu: "Milas Yatağan duble yol çalışması sırasında 38 metre boyunda, tonlarca ağırlıktaki 300 yıllık ağacın kesilmesi gerekti. Bu sırada yolun trafiğe kapanması işine gücüne gitmek zorunda kalan vatandaşları çileden çıkarttı!"
Üç asırlık ağacın kesilmesine değil, yolun bir süre kapanmasına kızıyoruz.
Şimdi söyleyin...
Böyle bir toplum gencecik fidanların (bu kez bitkilerden değil, insanlardan söz ediyorum, anladınız siz!) şiddete kurban gitmesini gerçekten önemser mi? Hele işi gücü yolunda gidiyorsa...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN