TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Orada kavga tırmanıyor, burada yalakalık...

Bazen içimden bütün bunları tekrar tekrar yazıp çizmenin ne âlemi var diyorum...
ABD bölgeyi (ve tabii Türkiye'yi) kuşattıkça sevinçle el çırpan "yerli ecnebileri" tanımıyor muyuz sanki!
Solculukları, muhafazakârlıkları, liberallikleri sürekli Batı tarafından fonlanan bu tiplere odaklanıp "yuh" çekmekle vakit kaybetmenin bize bir faydası yok, diyorum.
Nihayetinde eğitimleri, görgüleri, hayalleri ve sevinçleri böyle kurgulandı...
Hepimiz az çok öyleydik.
Memleket deseniz...
Millilik törenleştirilip sembollere sıkıştırılmış; vatan duygusu şarkı türküyle sınırlanmıştı.
Eh, n'olur böyle durumlarda?
Varsa bir "kurtuluş", dışarıdan beklenilir. Dünya egemenlerine yaltaklanmak "uygarlaşmak" olup çıkar. Yalan mı?
***
Böyle düşünüyorum ama...
Bir bakıyorum ki, öfkelenmişim; "ülkesine düşmanlığın bu kadarına pes!" diye söyleniyorum.
Geçen gün yine öyle oldu...
Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "esasen bu saçmalığa daha önce son verilmeliydi; bundan böyle YPG'ye silah vermeyeceğiz" deyince...
Bizim Batı yalakası tayfa birkaç saat üzüntüden kahroldu. Kendilerini duvardan duvara vurdular. (Takip ettiklerini söyledikleri uluslararası kaynaklardan da habersiz oldukları böylece tescillendi.)
Sonra YPG'nin paravan cephe örgütü SGD'ye silah hibesine devam edileceğini öğrenince rahatlayıp dışarıdan fonlanan internet sitelerinden manşet geçmeye başladılar: "Yardım durmuyor!"
***
İlkokul çocukları bile biliyor...
ABD'de bir iç kavga var. Öyle böyle değil. Her geçen gün tırmanan bir kavga.
Biz Sarraf davasına odaklanıyoruz. Oysa 17/25'te burada yaşadıklarımızı bir de Amerikan adalet sisteminin içinden deniyorlar. Onun dışında pek fark yok.
Ancak kavga o kadar büyük ki, bazı Amerikalı yorumcular Trump ekibiyle Sarraf davasının ilişkilendirilmesinin sürpriz olmayacağını belirtiyor.
ABD Başkanı'nın telefondaki sözleri bu bakımdan "içeriye" de bir mesaj ve ilginç bir hamle niteliği taşıyor olabilir.
Ama Trump bu! Yarın o telefon konuşmasını unutabilir, daha doğrusu ona unuttururlar.
Peki biz nereye bakmalıyız?
Elbette Pentagon'a...
Onun kapsamlı stratejisine...
Güney sınırımızda 80 bin kişilik düzenli bir ordu kurmak, ikisi havaalanı sekiz askeri üs oluşturmak öyle bir telefon konuşmasıyla falan örtülecek iş değil.
BİZE ULAŞIN