
Cumartesi notları: Siz niye çay demlemiyorsunuz?
Aşının başarılı olduğu kanıtlanınca gidip çay demleyerek keyfini çıkartmışlar... Pek güzel! Tamam! Ama bunu sosyal medyada alkışlamalara doyamayan beyefendi, size söylüyorum: Siz böyle durumlarda neden çay demlemiyor da gidip iki kadeh parlatıyorsunuz?.. Neden siz de işe yakın bir apartman dairesinde oturmuyorsunuz da, işinizde biraz palazlanınca hemen uzak bir sitede bahçeli dublekse taşınıyor, vaktinizi trafikte geçiriyorsunuz?.. Hani günlerdir aşıyı bulan Prof. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci'yi bu yaşam biçimleriyle göklere çıkartıyorsunuz ya, onun için söylüyorum... Hele böyle tweet'ler atan ünlü işadamları falan var ki, gülsem mi ne yapsam bilemiyorum. Bu şapşal kalıpları tekrar edip durarak kendi ikiyüzlü "yaşam biçimsizlikleri"ni ortaya koyduklarının farkında da değiller... Hadi, hadi gidin bir çay demleyin! Öyle Assam, Oolong çayları falan değil ama mesela Tirebolu çayı! Var mısınız?
***
Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz
***
"Hastalık" deyince, aklıma İbn Arabi'nin hastalıklar tasnifi geldi: Fiil hastalıkları, hal hastalıkları, söz hastalıkları... Söz hastalıkları da neyin nesi mi? Mesela "durmadan sorgulayarak karşısındakini yalana zorlamak" veya "doğruları nefret uyandıracak biçimde dile getirmek." Off ki of! Tedavisi çok zor bu hastalıkların...***
Mızmızlığı hassasiyet, mum ışığını romantizm sanmak. Ne ısrarcı yanılgı! Meşaleyi yak, heyecanla çarpsın kalbin...***
Beyoğlu Belediye Başkanlığı şahane bir iş yaptı. Milli Ağaçlandırma Günü'nde İstanbul'un dört bir yanına binlerce zeytin fidanı dikti. Bu arada Belediye Başkanlığı binasının önüne de Hatay'dan gelen iki zeytin ağacı yerleştirildi. Ömürleri uzun olsun inşallah!Ayrıntılar için lütfen tıklayın.