MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

İki yıldönümünün ışığında mesleğimiz...

Her gazetenin bir siyasi parti ve gazetelerdeki her masanın birer fraksiyon olarak görüleceği günlerin arifesindeydik.
Mesleğe yeni girmiş olan bizler tıpkı akınlardaki atlılar misali, çocuklar gibi şendik.
Medya-plazalar henüz dikilmemişti bulvarların kenarlarına.
Gazetecilik usta-çırak geleneğinin son günlerini yaşıyordu.
Patronlar da, yayın yönetmenleri de genç muhabirlerin ulaşabileceği mesafelerdeydiler.
Kuşak farklarını yok sayan arkadaşlıklar gazete binalarında başlar ve Sirkeci'nin içkili lokantalarının masalarına uzanırdı.
1960'ın öğrenci olaylarını yaşamış gazetecilerle 1912'nin Babıali Baskını'nı yaşamış meslektaşları anılarını paylaşırlardı.
Köşelerinde en insafsız yargılarla birbirleriyle boğuşan gazete yazarları, akşamüstleri aynı masalarda birbirleriyle şakalaşırlardı.

İki yıldönümü kutlaması
Altan Öymen'in meslekteki 60'ıncı yılını kutlar ve Mehmet Ali Birand'ın "32'nci Günü"nün 25'inci yılının kutlanmasını izlerken, gazeteciliği meslek olarak seçtiğim yılları hatırladım.
Basının medyalaşmasını, sonra da merkez-kaç kuvvetlerinin medyayı Cağaloğlu'ndan İstanbul'un uzak semtlerine savurmasını yaşayan gazeteci kuşağındanım.
Altan Öymen'in meslekteki 60 yılını geçenlerde CNN-Türk'te Oktay Ekşi, Hasan Cemal ve Derya Sazak'la birlikte, Altan Öymen'in iki yanında oturarak değerlendirdik.
"32'inci Gün"ün 25'inci yılının kutlandığı gecede de, bu programa çeşitli dönemlerde katkıda bulunan Ali Kırca, Çiğdem Anad, Savaş Ay, Bülent Çaplı, Rıdvan Akar, Deniz Arman, Mithat Bereket, Cüneyt Özdemir, Serdar Akinan ve Utku Başar gibi meslektaşlarımızı Mehmet Ali Birand'ın yanında alkışladık.
Bir eksiğimiz babası o gün vefat ettiği için kutlamaya katılamayan Can Dündar'dı.

Bizim mesleğimiz

Basının medyalaştığı, basın sermayelerinin holdingleştiği, "Medya-plaza"larının alt katları ile üst katları arasındaki bağlantıların giderek zayıfladığı günümüz ortamında Altan Öymen'in ve Mehmet Ali Birand'ın meslekteki yıldönümlerini kutlamalara katılmam, beni ister istemez nostaljiye sürükledi.
"Gazetecilik" eşsiz, benzersiz bir meslektir.
Okumak, dinlemek, araştırmak, sorgulamak gibi olgular bu mesleğin vazgeçilmezleridir.
Bütün meslek sahipleri kendi ilgi alanlarında ihtisaslaşırlar.
Gazetecilik ise disiplinler ve yaşamlar arası bir meslektir.
Bir başka meslek mensubunun kendi gerçeğini bulması, onun zirveye ulaşmasını sağlar.
Gazetecilik ise, en son gerçekten daha öteye bir güncel gerçeği her gün arama mesleğidir.

Unutulan özellikler

Bu mesleğin tadını tuzunu veren de mesleki dayanışmadır, arkadaşlıktır. En büyük rekabetlerin ötesinde bu rekabetin taraflarının birbirleri ile dayanışma içinde olmalarıdır gazetecilik.
Günümüz medyasında bunlar unutulmuş gibi görünüyor.
Gazete köşeleri zaman zaman birbirlerini mesleki değil de siyasi rakipler olarak görüyorlar.
Düşünüldükleri zaman bile huzur kaçıracak ifadelerin birbirleri hakkında yazıya dökülmeleri doğal karşılanıyor.
"Bugün kimi yerin dibine batırayım" diyerek sabahları gözlerini açan ve seri katillere özenenler bile var meslekte.
Ama yine de gazetecilik gazeteciliktir.
İki meslektaşın yıldönümlerini kutlarken bunları da düşündüm.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.