STELYO BERBERAKİS STELYO BERBERAKİS

Konsolosluk istemeyenlere…

Geçenlerde e-mail adresime bir haber düştü… Haberde Komotini'deki (Gümülcüne) Türk Konsolosluğunun kapatılması için bir kampanya başlatıldığı duyuruluyordu..

Habere eşlik eden fotoğraflarda kentin çeşitli yerlerinde kurulan masalarda imzalar toplanıyor; bir köprünün üzerinde "Türk konsolosluğunun kapatılsın" türünde yazılı bir pankart asılıydı…

Tüylerimin yine diken diken olmasına yetiyordu bu okuduklarım ve gördüklerim…

Varsayalım ki aşırı milliyetçilerin bu "milli" talebi, toplanacak yüz binlerce imzanın sonuncunda Türk Konsolosluğu kapatılmış olsun…

Aşırı milliyetçiler, acaba , elde edecekleri bu "muazzam zaferleriyle" batı Trakya'da Roma'ların; Pomak'ların yanı sıra Türk kökenlilerin yaşamadığını mı kanıtlamış olacaklar?
Yoksa kendilerinin harfiyen saygı gösterdiklerini sandıkları Lozan anlaşması uyarınca Komotini'deki (Gümülcüne) Türk Konsolosluğunun muhatabı (karşılığı) olan İstanbul'daki Yunan Konsolosluğunun da kapatılmasını mı başarmış olacaklar… ? Merak ediyorum…

"Batı Trakya'da Türk vatandaşı yoktur.. Dolayısıyla Türk konsolosluğunun Batı Trakya'da işi ne?" diyerek bu garip kampanyayı sürdürenler acaba Yunanistan'ın Konsolosluk bulundurduğu İstanbul'da ya da Edirne'de on binlerce Yunan vatandaşlarının mı yaşadığını anlatmaya çalışıyorlar…?

Bu insanlar acaba her iki tarafın da sadık kaldığını sandığı Lozan anlaşmasının; dolayısıyla mübadele şartlarının yeniden mi gözden geçirilmesini talep ediyorlar…?

1959'da dönemin Yunanistan Başbakanı Konstantin Karamanlis'in ilk Ankara ziyareti süresinde aynı dönemin Türkiye Başbakanı Adnan Menderes ile yaptığı görüşmelerini içeren Yunan gazetelerini taradığımda, iki başbakanın Batı Trakya'daki azınlığın karşılaştığı sorunları masaya yatırdıklarını okudum… Yunan gazetelerinin tümü, manşet üzerinden duyurdukları haberlerinde "Τουρκικη Η μειονοτητα της Δ/ θρακης" yani "Batı Trakya'daki Türk azınlığı" ibaresi resmen kullanıyorlardı da; şimdi "Türk azınlık" sözcüğüne bu denli karşı çıkmaları ; üstelik "burada Türk yoktur.. Türk konsolosluğunun da işi yoktur" kampanyasını başlatmakla ilk önce kendi kendilerine saygısızlık yaptıklarının bir örneği değil midir?

Bu kampanyayı başlatanlar eğer Türk konsolosluğunun gerçekten Yunanistan'ın iç işlerine karıştığını; insanlarını yönlendirdiğini; o partiye değil de bu partiye oy vermeleri için talimatlar yağdırdığını; yunan milli çıkarları aleyhinde casusluk yaptığını; ya da kimine göre Batı Trakya'nın Türkiye'ye ilhak edilmesi için gerçekten yasa dışı ve kendi asıl görevine aykırı faaliyetler gösteriyorsa o zaman bunu ilk önce belgelerle, görgü tanıklarıyla, kanıtlamaları gerekmiyor mu ? kaldı ki Konsolosluğa yönelttikleri bu suçlamaları ilk önce Yunan Dışişleri bakanlığına ; hatta Başbakanlığa duyurmaları gerekmiyor mu? Aksi halde son derece demokratik bir oylamayla iktidara yeni gelmiş Yunan hükümetini de sırtından hançerlemiş olmazlar mı?

Bu kampanyaları başlatanların ; kendi içlerinde yaşayan bu azınlığa yapacakları bir haksızlığın faturasının, yine aynı şekilde İstanbul'da
–yine aşırı milliyetçiliğin, karşılıklılık ilkelerinin, ya da Kıbrıs'taki şiddet olaylarının kurbanları olarak- yok olmaya yüz tutan Rum azınlığına çıkartılacağına; İstanbul'daki Edirne'deki Yunan konsolosluğunun kaderiyle oynanacağının bilincinde olmadıkları kanısındayım..

Bu faturayı defalarca ve haksızca ödeyen bir azınlık üyesi olarak; içinizde yaşayan farklı kültürlü vatandaşlarınıza "öteki gözüyle" bakmaktan artık vazgeçip ; Avrupa normlarından çok insani duygularınızı öne plana çıkartarak şefkat göstermenizi; kin ve nefret duyguları saçmakla hiçbir hedefinize ulaşmanızın mümkün olamayacağını bilmenizi; insanları rahat bırakmanızı; Lozan gibi anlaşmalara saygı göstermenizi; ve her iki ülkede yaşayan ancak farklı kültüre , dine ve kökene sahip olan kendi vatandaşlarınızın kaderiyle oynamayı artık bir yana bırakmanızı temenni ediyorum.

Tarihlerimizi maalesef bu acı dolu sayfalarla dolu olduğundan ; bunların tekrarlanmasından , hem de 2009 yılında hortlatılmasından, başta biz azınlıklar olmak üzere her iki ülkenin de yararına değil zararına yol açacağını nasıl olur da hala öğrenilmediğine şaşıyorum…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN