AHMET ÇAKAR AHMET ÇAKAR

321 milyon dolar...

Bugün kimse kimseye karşılıksız bir dolar vermiyor. Vahşi kapitalizm ve beraberinde yırtıcı maddiyatçılık ekonomik şartları çok zorlarken Digiturk'ün 321 milyon dolarına şapka çıkarmak lazım. Öncelikle TFF Başkanı Mahmut Özgener ve ekibini kutluyoruz. Dünyanın her yerinde ihale demek beraberinde soru işareti demektir.
İddia ediyorum; eğer Özgener ve ekibi son derece dürüst, son derece şeffaf davranmamış olsalardı bu ihale 250 milyon doları 1 cent geçmezdi. Alan razı olurdu, veren razı olurdu, herkes çok mutlu olurdu ama spekülasyonlar belki de yıllarca sürerdi.
Fakat Özgener ve ekibi kendilerini veya bir televizyon kurumunu düşünmeden çatır çatır bir ihale ortamı hazırladılar. Peki Digiturk bu parayı Türk futbolunu ya da kulüpleri düşündüğü için mi verdi? Tabii ki hayır. Bir yerde vermek zorunda kaldılar. Başta Karamehmet ve diğer yöneticilerin canı çok yandı. Verilen paralar çakıl taşı değil. 5 yılda 2.5 milyar doların üzerinde bir rakam. Önümüzdeki sezon şampiyon olan takım 50-60 milyon dolar civarında bir para kazanacak. Daha da tehlikelisi küme düşen takım bile bir sezonda Digiturk'ten sırf yayın bedeli olarak 10 milyon dolar civarında bir parayı hak edecek.

ANADOLU'DA KAN DÖKÜLÜR
Para demek güç demek. Ama aynı zamanda da iyi denetlenmediği takdirde kirlilik demek. Şimdi federasyona önemli ve tarihi bir görev daha düşüyor. Özellikle Anadolu kulüpleri bu parayı çarçur ederlerse ya da bazı kötü niyetli başkanlar, bazı madrabaz menajerler üzerinden bu parayı ceplerine indirmek için çeşitli manipülasyonlara girerlerse, beraberinde ne olur biliyor musunuz; Türk futbolunun marka değeri yerle bir olur. Özellikle Anadolu'da bazı kulüplerin başkanlık seçimlerinde silahlar konuşur, kan dökülür.
Peki federasyon bu denetlemeyi nasıl yapacak? Gelir-gider dengesini çok ciddi bir şekilde gözeterek, para giriş-çıkışlarının bakkal defteri gibi tutulmasına izin vermeden ve özellikle Maliye ile birlikte çok açık, şeffaf ve müeyyideleri çok ağır olan bir kontrol sistemini oluşturmak zorundalar. Bununla ilgili tedbirler ve UEFA kararları acilen Türk futbolunda da geçerlilik kazanmalıdır.
Kısaca 321 milyon doların gelmesi Türk futbolu için "Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur" atasözünü hatırlatıyor. 5 yılda gelecek bu korkunç para iyi kullanıldığında Türk futbolu gerçekten çağ atlar.

YABANCI SINIRI KALKMALI
Gelelim yabancı sınırlamasına... Yabancı sınırlamasının kalkması mantıklı. Zira kaldırmadığınız takdirde seviyesi belli Türk futbolcularının ücreti suni şekilde şişmiş oluyor. Ama sadece yabancı oyuncu sınırını kaldırmak doğru bir davranış değil. Zira o zaman da 'Nasıl olsa istediğimiz kadar yabancı alırız' deyip vasıfsız, bir sürü çapulcunun Türkiye'ye gelmesi demek oluyor.
O halde ne yapacağız? Tıpkı İngiltere gibi bir uygulamaya gitmek gerekiyor. İngiltere'de bir yabancı oyuncunun ülkede futbol oynayabilmesi için kendi milli takımında da belli oranlarda oynaması mecburiyeti var. Ülke olarak İngiltere'deki kuralı bire bir uygulamak doğru olmayabilir ama daha kaliteli yabancıların ülkemize gelmesi için belli kriterleri koymalıyız.
Sonuçta Türk futbolunda eksen sapması olmuştur. 321 milyon dolar, Türk futbolunun önündeki 20 yılı şekillendirecek bir paradır. Yeter ki bu para doğru kullanılsın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN