PROF. DR. BENGİ SEMERCİ PROF. DR. BENGİ SEMERCİ

SBS sonuçlarının düşündürdükleri

Son sınıfların SBS sonuçları açıklandı. Gazetelerde açıklanan sonuçlar üstüne bir çok yorum ve tartışma yapıldı. Ben de, bu haberleri okurken aklıma gelenleri sizlerle paylaşmak istedim.

ÖZEL OKUL BAŞARISI MI?
Günlerdir tartışılan konuların başında, dereceye giren çocuklar arasında devlet okulu mezunu sayısının az olduğu geliyor. Bu sonuç sadece özel okulların başarısı ya da devlet okullarının başarısızlığı mıdır? Yani "Özel okullar daha iyi eğitim veriyor," demek yeterli bir açıklama olur mu? Sınıfların kalabalık olması, ailelerin çocuklarını özel okullara göndermek için gösterdikleri çabanın en temel nedeni. Bunun ardından, yabancı dil ve sosyal koşullar geliyor. Öğretmenler aynı öğretmenler olsa da, birçok aile şartlarını zorlayarak özel okulları yeğliyor. Devlet okullarına maddi durumu daha kötü olan ya da okumanın önemi üzerinde durmayan ailelerin çocukları gidiyor. Dolayısıyla özel okul velileri bu sınavlarda çocukların başarılı olması için özel dersler, dershaneler ve evde kurulan baskılarla bu sınavlara hazırlanır. Yani bu sonuçlar başarı olarak kabul edilecekse bile, okulun etkisiyle sınırlandırılamaz. Devlet okullarında başarı gösteren çocukların aileleri de benzer özellikler taşır. Ayrıca çocukların kendi özellikleri, gelişimleri ve zekâları da önemlidir. Bazı çocuklar her okulda başarılı olur.

ÇOK SAYIDA BİRİNCİ
Yazılan bir başka konu ise bin 544 soruyu tam yanıtlayan çocuk olduğu, tartışılan ise hepsi aynı okulu isterse ne olacağı oldu. Öğrencilerin hepsi seçimlerini başarılarına göre yapamıyor. Kazanabildikleri okulların yıllık ücretlerini ailelerinin karşılayabilmesi gerekiyor. En önemli ayrım burada başlıyor. Maddi sıkıntı, aileleri Anadolu liselerini hedeflemeye yöneltiyor. Sınav öncesi çocuklara sorduğunuzda, neredeyse tamamının ilk üç tecihinin hem özel okullar hem de Anadolu liseleri için aynı olduğunu görüyoruz. O yaştaki çocukların aynı seçimleri yapmalarının nedenleri kendi bilgileri, arzuları ya da hedefleri olmuyor. Bu okullar aileler tarafından 'iyi' ya da çoğu kez 'önemli' sınıfına sokulmuş okullar. Bu kadar çok çocuğun hepsini yapmış olması, çok iyi çocuk eğittiğimizin bir göstergesi mi? Çok zeki çocuk sayısının fazlalığı mı? Yoksa sınav sisteminin ayırıcılığının ve değerlendirmesinin sağlıksız olduğunun kanıtı mı? Sınav sistemlerinin baştan aşağı sorunlu olduğu tartışılmaz. Bu nedenle 'SBS kalkmalı' görüşü ağırlık kazanıyor. Ama okullar arası farklar oldukça, bir eleme sistemi uygulanmak zorunda. Belki de eşit eğitim alma hakkının tüm çocuklara ait olduğunu hatırlama zamanı gelmiştir. Aynı zamanda yaşamda hiçbir aşamada ezberlenmiş bilginin tek başına başarıyı göstermeyeceğini, başarının ruhsal ve sosyal gelişimle geleceğini anlamak gerekir. Sınavlarda yüksek puanlar alıp, yaşamlarında mutsuz, sosyal ve ruhsal sorunlu, bilgili ama yetersiz olmuş erişkinlere bakıp ders alınabilir.

SINAV KURBANLARI
Sınav kurbanı haberi vardı bir köşede. Bir çocuğa ergenlik döneminde nasıl bir yük verilmiş olmalı ki, SBS sonucu kötü geldi diye yaşamına son verebilsin. Bu, sınavdan çok, sınava yüklenen anlamla ilişkilidir. Siz bir sınava yaşamın tek anlamı, size verilecek değerin tek belirleyicisi gibi anlamlar yüklerseniz, onu başaramayan çocuk kendini bir hiç olarak algılar. Maalesef ailelerin ve okulların yaptıkları budur. Oysa sınavlar kendimizi değerlendirme araçlarıdır. Bazılarını kaybeder, bazılarını kazanırız. Ailelerin, okulların çocuklara öğretmesi gereken kaybedilen sınavın sonuçlarından ders çıkarıp, yeni hedeflerin nasıl konulacağı olmalıdır. Bunu yapamadığımız zaman çocuklarımızı kaybetmesek bile, ruhsal olarak sakatlıyoruz. Asıl sınav kurbanları sadece bilgileri ezberlemek üzere kurgulanan, sosyal ve ruhsal olarak gelişimleri umursanmayan, yaşamı sınav kazanmak ve kaybetmekten ibaret sanan, mutsuz ve sosyal olarak beceriksiz yetiştirilen çocuklardır. O çocukların oluşturduğu bir geleceğe sahip ülkeler ise hem kuramadıkları sistemler nedeniyle hem suçlu hem de sağlıklı gelecekler yetiştiremedikleri için kurban olmaya devam edeceklerdir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN