NUR ÇİNTAY NUR ÇİNTAY

Seyirci kaça ayrılır?

Yedi yaşındaki çocuk Cem Yılmaz’ın hangi ince göndermesini anlar? Film boyu telefonuyla oynayan, ışığın yanındakini taciz ettiğini ne zaman görür? Instagram ve Story telaşıyla nasıl baş edilir?

Hava ve ruh durumu sinemaya çağırıyor hepimizi.
Takvim de. Niye? Oscar adayları açıklandı bir kere.
Geçen hafta vizyona giren The Post, benim şu an bir gazetede yayımlanması için cümle kuruyor, sizin de bunu okuyor olduğunuzu düşünürsek, ikimizi de gayet ilgilendiren bir film. Meryl Streep buradaki rolüyle, kendisinin bile kaçıncı olduğunu karıştırabileceği defa En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ına aday gösterildi ayrıca.
Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı adayı The Insult (Hakaret) ise Ortadoğu çıkmazı, mülteci sorunu ve adalet işleyişine dair çok sarsıcı ve ihtimamla işlenmiş bir film. İyi senaryo, iyi oyunculuk, sıfır aksama...
Başka Oscar namzetleri de yolda:
Adının tek seferde çıkması zulüm olan Three Billboards Outside Ebbing, Missouri gelecek hafta izlenebilecek misal.
!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali'nin programı açıklandı sonra. Ki ortak küme görüyoruz: 15-25 Şubat aralığında Lady Bird, Phantom Thread gibi Oscar adaylarının bura galaları da gerçekleşecek.
İKSV'nin düzenlediği İstanbul Film Festivali'nin takvimi de açıklandı. 6-17 Nisan'da, Açıkhava'daki şapkalarını hiç unutamadığım Grace Jones'tan, Shirin Neshat'ın gözünden Ümmü Gülsüm'e, müzik âleminde izini bırakmış mühimlerin hikâyelerini anlatan filmlerle de buluşma imkânı olacak.

GICIK SEYİRCİ TİPİ DEĞİŞTİ
Yerli ve milli mi istediniz? Hayhay.
Vizyondaki en rağbet gören malum iki filmin ortak noktasının farkında mısınız?
Müzikleri. Kuzu Kuzu'dan Evli Mutlu Çocuklu'ya, Aşkın Kanunu'ndan Dilek Taşı'na, Türkiye pop ve arabesk tarihinin en dillere dolanmış örnekleri, en coşkulu şekilde çınlıyor ikisinde de.
Arif V 216 mükemmel bir yakın tarih / popüler kültür sondajı. Nasıl tatlı detaylar, nefis göndermeler öyle. Hep böyle selam çakmalar, kulak çınlatmalar, 'homage'lar... Detaylarla delirebilen tiplerden miyiz, evetse, bizim için yapmışlar. Kaç defa ve kaç desibellik gülmüşüzden ziyade çok lezzetli ve kıymetli bir derleme gibi benim için.
"Aile toplumun en küçük parçasıdır" diyor Fikret (Engin Günaydın) ama Aile Arasında 4.5 milyon olmuş. O sıcaklığı tekrar yaşamak için iki kere gidenler duyuyoruz. Solmaz'ı (Demet Evgar), Behiye'yi (Ayta Sözeri) sevmemek mümkün mü? Değil. Sofra Sırları'nı beklemedeyim şimdi Evgar'ın. Bir de Arif V 216'da Zeki Müren olarak olağanüstü sivrilen Çağlar Çorumlu'nun da rol aldığı Cebimdeki Yabancı'yı...
Bu kadar sinema girizgâhı niyeydi?
Üst üste birkaç filmde başımıza gelen benzer tecrübelerden...
Eskiden mısırın poşetini hışırdatana, ön koltuktaki hiperaktif uzun boyluya sinir olurduk. Ama artık sinema salonunda uyuz olduğumuz seyirci tipleri de değişti.
Film başlamadan önce gösterilen reklamlar fazla uzadığı için (Arif V 216'da tam 20 dakikaydı) 19. dakikada gelip yerine geçmek için üstünüzden atlayanlar.
Telefonuyla perdedeki ilk sahneleri çekip alelacele Instagram'a, 'story'ye koyanlar, daha seyretmedikleri filmi 'sahane', 'muthis' diye 'hashtag'lerken yakalananlar.
Telefonu film boyu elden bırakmayıp sosyal medya kurcalayarak ışığını gözünüze sokan ve dikkatinizi dağıtanlar.
Yarıyıl tatilini de fırsat bilip 7-8 yaş çocuklarıyla gelen, sonra da o çocukların sıkılmasını önleyemeyenler.
Buğday'da bile vardı küçük çocuk; pes!
Arif V 216'da da sıkıntıdan ağlayınca bir küçük velet, anne babaya dedi ki "Sıkıldı". Baba döndü: "Aaa niye ki, çok eğlenceli." Ama sana, bana eğlenceli işte güzel kardeşim. Çocuk Zeki Müren'in "Aaah o pilot" iç çekişinden ne anlayacak da eğlenecek pardon?

NEFES ALDIRILMAYAN NEFES
Kadına şiddetin türlü çeşidi var. Hayatta da, dizilerde de. Fatmagül'ün Suçu Ne?'den İstanbullu Gelin'e pek çok yapımda gördük, görüyoruz. Sınıf, statü, bölge, yaş, fizik ayırt etmiyor şiddet. Kadını hakaretamiz sözlerle taciz eden ya da ona korkunç biçimde tecavüz eden adam, iyi eğitimli, varlıklı, saygın imajlı olabiliyor üstelik. Son örnekle atv'nin yeni dizisi Sen Anlat Karadeniz'de tanıştık. Nefes, 24 yıllık ömründe, hele ki son sekiz yılda, bir rahat nefes alamamış. Kendisine marazi biçimde takık olan sosyopat kocası Vedat'tan (yakışıklı, zengin, güçlü, neşeli, vs.) nasıl da sürekli fiziksel şiddet gördüğüne şahit oluyoruz. Yüzü gözü mosmor... Dövülüyor, elinin bir parmağı vahşice kırılıyor. Dahası var. Denebilir ki, daha beter ne olabilir... Sekiz yıl boyunca evde esir tutulmak mesela? 16-24 yaş arasını, sokağa çıkma yasağıyla geçirmek? Hiç söz hakkı tanınmadan, rızası alınmadan istemediği bir adama mecbur olmak? İnsan bunlardansa belki kendi bile kırar bir parmağını... Bakalım önümüzdeki haftalarda nefes alabilecek mi Nefes?

BİZE ULAŞIN