SEDA DİKER

Ayrılık deyip geçme

Son dönemde ayrılıkların sayısı arttı.
Sadece boşanma istatistiklerinden bahsetmiyorum.
İki insanın sevgili olması ve ilişkisini uzunca bir süre devam ettirebilmesi sanki normal bir şey değilmiş de, paldır küldür henüz her şey yeni başlamışken ayrılıvermek doğalmış gibi bir durum var. Hep birlikte bu ayrılıkları inceliyoruz. Çeşitli anlamlar yüklüyor, hatta açıklamalar yapıyoruz. Analiz ediyoruz.
İyi ama, bu analizlerin, gelişmeleri anlama çabalarının, terk edilmiş kişilere bir faydası olmuyor. Yine acı, yine hüsran... Çünkü artık ayrılıklar da, tıpkı ilişkilerin tüketilme hızı gibi bir anda ve jet hızıyla oluveriyor. Bir taraf olaydan sıyrılmaya çalışırken, diğer taraf acı içinde kıvranıyor. Unutamıyor. Kaybını geri istiyor, kişiyi takıntı haline getiriyor. Kör ölür badem gözlü olur misali, aslında yarım yamalak varlık göstermiş birine âşık olduğunu sanıyor.

Duygusal borçlanma çok önemli
Keşke ayrılık, okullarda öğretilmesi gereken bir konu olsaydı. Her şeyde olduğu gibi, ilişkinin bitiminde de bazı kurallar getirilebilseydik. Bir insanda uyandırılan duyguların ne kadar büyük bir vebali olduğunu anlatabilseydik.
Evet... Duyguların ve bir insana verdiğimiz acının bir vebali var. Birine duygusal olarak borçlanırsanız, evren size onu eninde sonunda ödetir. Bundan hiç kaçış yok.
Geçenlerde bir danışanım ilişkisinin bitiş öyküsünü anlattı. Uzun süreli bir birliktelikleri olmuş. Üstelik bu süre boyunca kadın adamdan çok da memnun değilmiş. Adam da bir türlü evlilik kararı verememiş ve kadını oyalamış. Günün birinde kadın adamı terk etmiş. Aslında Giden Erkek Yoktur adlı kitabımı okuyanlar bilirler. Birisi ilişkideki beklentilerinden vazgeçince, enerji akışı terse döner ve avantaj diğer tarafa geçer. Ancak gerçekten duygusal olarak beklentilerden tam anlamıyla vazgeçebilmek gereklidir.
Bu durumda, vazgeçilen adam kısa bir süre sonra kadına gelerek, "Evlenmeye hazır hissediyordum tam da, beni neden bıraktın?" diyor. Fakat bir türlü konuşmalar, karşılıklı görüşmeler senkronize olamıyor ve sürüncemede kalıyorlar. Kadın zannediyor ki, adam ona evlenme teklif edecek. Adam ise ilişkinin bittiğini düşünüyor ve bir anda, hiçbir şey söylemeden başka bir kadınla evlenmek üzere çıkmaya başlıyor.
İşte asıl kıyamet burada kopuyor. Şimdi ayrılık nasıl yönetilecek?
Her ilişki bir enerji sahnesidir. Buna hologram diyoruz. Bu ikilinin hologramı doğru kapatması gerekiyor. Aksi taktirde birbirlerine duygusal olarak borçlanacaklar. O yüzden de uygun bir ayrılık konuşması için yüzyüze gelmeleri gerekiyor. İlişkideki muhasebe yapılacak, neden bittiği, bitiren tarafından dürüstçe açıklanacak. İyi dilekler sunulacak ve sonra herkes kendi yoluna gidecek. Kimse kimseyi sonrasında takip bile etmeyecek.
Bu adamla kadın bir araya geliyorlar. Hoş, son dönemde erkekler kapanış konuşmasını yapmadan bir sms ile ilişki bitirebiliyorlar.
Hiç olmazsa bu adam gelip konuşmuş. Ama maalesef, kalbindeki gerçekleri dürüstçe anlatamamış. Kadına, "Ben sana evlenme teklif edecektim. Sen sabretmedin, bak şimdi ayrıldık," cinsinden, alttan alta onu suçlayan, kendini aklayan bir konuşma yapmış.

Kimsenin kalbini kırmayın
Biliyor musunuz? Eğer kadına dürüstçe deseydi ki, "Ben sana artık âşık değilim," kadın bir ay acı çeker ve meseleyi unutur, hayatında yeniliklere yer açardı. Ama bu ayrılıkta kadına suçluluk yüklediği için kadın hâlâ kendi içinde adamı geri kazanmaya çalışıyordu. O duygu bir insanı bitmiş bir ilişkinin hayaline esir edebilir. Erkeğin bundan kaçınması gerekirdi.
Oysa hata yapmış. Ve şimdi kadının kendisini rahat bırakmasını istiyor.
Herhangi bir ilişkiyi sırf karşı taraf hâlâ istiyor diye devam ettiremeyiz. Ama eğer doğru bir kapanış yapamazsak, dürüst olamazsak, karşı taraf bizden kopamaz. Onun enerjisiyle beslenmiş oluruz. Haksız bir beslenme olduğu için de duygusal olarak ona borçlanırız. Eğer enerjisini çaldıran kişi, karşı tarafı gönülden affederse, seyreyleyin gümbürtüyü. İşte o zaman, evren öyle bir ödetiyor ki, kaçtığına kaçacağına insan pişman olabiliyor.
Siz siz olun, ayrılıklarda dikkatli davranın.
Kimsenin kalbini kırmayın. Seviyormuş gibi yapmayın. Maske takmayın. Yüzleşmekten korkmayın. Karşı tarafı iyi anlayın. Onun haklı olduğu yerlerde, "Haklısın," demeyi bilin. Teşekkür edin. Verdiği güzellikler için onurlandırın. Ve onun da duygularına saygı gösterin. Tek taraflı ve ani bitirişler yapmayın.
Bencil olmayın.
Ayrılıkların bile bir güzelliği, asaleti olmalı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN