DİLEK GÜNGÖR DİLEK GÜNGÖR

Kardemir kaçaktan temizleniyor...

Kardemir ile ilgili gelişmeler gazeteciliğe başladığım günden bu yana hep ilgimi çekmiştir. Çünkü, burası sıradan bir kuruluş değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ulusal sanayileşme hamlelerinden birisidir. Tarihi neredeyse Cumhuriyet'le yaşıttır. Türkiye'nin ilk ağır sanayi kuruluşlarındandır. Demiryolu ve ağır profil üretiminde tek milli markamızdır. Demiryolunda, savunmada, otomobilde kullandığımız demir-çeliğin üretildiği yerdir. Unvanı da 'fabrikalar kuran fabrika'dır. Erdemir, İsdemir'in kurulmasında rol aldığı için yeri apayrıdır. Bugün kendimizi parçalıyoruz ya 'yerli üretim' diye... İşte yerli üretimin merkezidir Karabük Demir Çelik...
Geçenlerde İyi Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Kardemir'le ilgili Meclis'e bir soru önergesi vermiş... Baştan sona okudum. Hiç kusura bakmasın da bence birilerinin fena dolduruşuna gelmiş! Kendince Kardemir'in geçen yıl kasımdaki genel kurulda değişen yönetimini sorguluyor. Sorgulasın bir şey dediğim yok da... Keşke geçmişte eski yönetimin yediği nanelere de bir bakıverseydi...
Ne nanesi mi?
Onu anlatmadan önce kısa bir tarihçe yapayım.
Biliyorsunuz, 5 Nisan 1994 kararları çerçevesinde dönemin Başbakanı Tansu Çiller fabrikanın özelleştirilmesi, olmuyorsa kapatılması kararı aldı. Ancak gelen tepkiler üzerine 1994'te 1 lira gibi bir sembolik rakamla fabrika 5 bin çalışan ve yöre halkına devredildi. Kardemir çalışanları yüzde 35, sanayici ve tüccarlar yüzde 30, esnaf ve sanatkarlar yüzde 10, yöre halkı yüzde 25 hisse sahibi oldu. Gel zaman git zaman fabrikayı Karabüklü Yolbulan ve Güleç aileleri ele geçirdi. Şirketin yüzde 95'i halka arz edildi. Kalan yüzde 5 hisse adına da yıllarca bu aileler fabrikanın patronluğunu yaptı.
Tabii, iddialar da hiç gündemden düşmedi.
Birkaç örnek vereyim...
2 aile kendilerine ait çelik şirketleri (Mutullah Yolbulan'ın şirketi Yolbulan Ltd., Kamil Güleç'in şirketi Çağ Çelik) üzerinden Kardemir ürünlerini düşük fiyata alıyordu. Daha sonra da kendi şirketleri üzerinden yüksek fiyatla piyasaya satıyordu. Bu yolla örtülü kazanç aktarımı yapıyordu. SPK'nın incelemeleri, cezaları, suç duyuruları ortada... İsteyen bakabilir. Bu iddialar bitiyordu, curuf kırma eleme tesisi ile ilgili yolsuzluk iddiaları gündeme geliyordu. O kapanmadan hileli cevher skandalı patlıyordu. Hatta Neyma Madencilik üzerinden Kardemir'e 6 yıl boyunca kalitesiz demir verildiği, Güleç ailesinin de kalitesiz cevheri yıllarca kendi fabrika sahalarında pirit tozu ve tufal ile karıştırdığı söyleniyordu. Bu yolla şirketin 10 milyon dolar zarar ettirildiği kamuya yansıyordu. Haa, aileler bu işleri yazan-çizen yerel basını da mercek altına alıyordu. Al gülüm, ver gülüm konular kapatılıyordu.

***

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz


Anlayacağınız, Kardemir bir nevi Güleç ve Yolbulan ailesinin çiftliği oluvermişti.
Zaten rakamlar da aslında fabrikanın nasıl yönetildiğini bir nebze bize anlatıyor. Aynı ürünü üretmese de diğer fabrikalarla Kardemir'in 9 aylık bilançolarını karşılaştırın. Erdemir 1.5 milyar TL'ye yakın, İsdemir 1 milyar TL kâr yazmış. Yükselen ve Tuğçelik de öyle... Kardemir'e baktığınızda 396.4 milyon TL zarar var.
Şimdi Türkkan'ın siyasi argümanlarla eleştirdiği yönetim ne yapıyor biliyor musunuz?
Şirketin satış stratejisini baştan sona değiştiriyor. Hammadde aldıkları herkesi tek tek masaya davet ediyor. Özel indirimler yaptırıyor. Üretimi daha verimli hale getirecek formüller geliştiriyor. Son iki ayda kaçakları kesen hamlelerin dahi şirketin yılsonu bilançosunda kâra geçmesini sağlayabileceğini analistler söylüyor.
Şirketin hisseleri kasımdan bu yana yüzde 108 arttı. BİST 30'un en fazla artan hissesi oldu. Piyasa değeri 3.5 milyardan 7.3 milyara çıktı. Velhasıl, öyle sırf muhalefet olsun diye konuşanlara birkaç sorum var.
Zamanında 1 TL'ye yöre halkına devredilen fabrika nasıl oldu da bu iki ailenin eline geçti diye sordunuz mu?
Yolbulan ve Güleç'ler fabrikada at oynatırken sesiniz çıktı mı?
Kötü yönetimlerle fabrika zarar üzerine zarar yazarken neredeydiniz?
Dolayısıyla, Türkiye için stratejik kurumların eriyip gitmesindense devletin buralara sahip çıkması korkulacak değil sevinilecek bir durumdur...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.