ATİLLA DORSAY

Beyoğlu'nda geziyorum, gözlerim açık

İstiklal Caddesi'nde Taksim'e yakın Pehlivan Lokantası'nın vitrinine gözüm takılınca bir küçük çığlık atıyorum. Orada bir 'ciğer sarma' tepsisi duruyor!...Bayıldığım ve yemek için baharı iple çektiğim bu zor pişen cennet taamını bu yıl ilk görüşüm. Beklediğime değiyor: öylesine lezzetli...
Ve anılarım canlanıyor. Rahmetli kayınbabam profesör-cerrah Fikret Karaca'nın bir aşçı ustalığıyla mutfağa girip benim için bu yemeği yapması...Ya da artık ortalarda olmayan efsanevi Hacı Salih restoranın sahibi Abdullah beyin özel sarması...Bir yemek deyip geçmeyin çünkü. Tıpkı bir şarkı gibi, insana öyle şeyler hatırlatıyor ki...
Beyoğlu'nda festival var. Ve her gün oradayız. Bu arada güzellikler keşfediyorum: ne çok yapı onarılmış-onarılıyor... Özellikle Tepebaşı'na doğru uzanan Meşrutiyet Caddesi sanki yeniden doğuyor. Hele İngiliz Konsolosluğu ile şimdi otel olacak eski Adliye arasında tam dört eski bina, yeniden hayata kavuşmuş. Bir müze-cadde sanki burası...
Ve de filmler. İlk haftadan öylesine güzel anılar yerleşiyor ki, yorgun sinemasever belleklerimize... En çok beğendiklerim, inanılmaz bir anaoğul ilişkisini anlatan Çin filmi Ana... Eski bir askerin yıllar sonra birden çıkıp gelen devlet madalyası hikâyesi boyunca, eski rejimin izlerini en acılı biçimde işleyen Rumen filmi Şeref Madalyası. İspanyol Carlos Saura'nın bir opera metin yazarının öyküsü aracılığıyla Mozart çağına eğildiği müzik filmi Bendeniz Don Juan...
Kanadalı Atom Egoyan'ın aşkın en gizli ve ürkütücü yanlarına eğildiği görkemli tutku ve ihanet öyküsü Chloe-Büyük Hata. Richard Linklater'in 1937'de bir Broadway gecesinde, Orson Welles denen dehanın Shakespeare oyunu Jül Sezar'la doğuşunu anlatan sapına kadar tiyatro filmi Ben ve Orson Welles. Bir kadın öğretmenin macerasını anlatırken Fransa'daki ırksal mozaiğe ve ırkçılığa amansız biçimde bakan ve İsabelle Adjani'nin dönüş yaptığı Etek Günü. Travestilik denen insanlık durumunun en acı yanlarını biraz acemice de olsa duyuran Portekiz filmi Erkek Gibi Ölmek.
Alman Werner Herzog'un bu kez bir Amerikan polisiyesi kılığına bürünen kişiselliğinin son ürünü Kötü Polis. Batı Şeria'dan kalkıp derin ABD'ye göç etmiş Arap ana-oğulun öyküsünü yüreğe işleyen bir gerçekçilikle anlatan Amrika. Şakası biraz uzatılmış olsa da yeterince hınzır olmayı başaran Japon filmi Şişme Bebek.
İşte bunlar ve başkaları. Kimilerinin bozulan taş kaplamaları birer yaya tuzağına dönüşmüş olsa da, çoğu artık sere-serpe atılmış masa-sandalyeleriyle birer buluşma ve sohbet mekanı olmuş yan sokakları ve başka birçok sürpriziyle, Beyoğlu ilginizi hak ediyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN