FAHRETTİN ALTUN FAHRETTİN ALTUN

Milletin iktidarı için ‘evet

Nihayet o tarihi gün geldi çattı. Çok çetin ve uzun bir mücadelenin sonunda bu noktaya geldik. Gücünü milletten alan, halkın temsilcisi yerli ve milli siyasi aktörlerle, kendisini devletin ve milletin sahibi gibi gören bir grup Batıcı azınlık arasındaki bir mücadele bu.
1950'li yıllardan beri devam eden zorlu, zahmetli bir süreç...
***
Yarın sandığa, bugünümüze ve geleceğimize sahip çıkmaya, halkın iktidarını tescillemeye gidiyoruz. İlk defa elde ettiğimiz hakkı, kendi hükümet sistemimize karar verme hakkımızı kullanacağız. İlk defa, vesayetçilerin, darbecilerin, Batıcıların ve Batılıların dayatması olmaksızın devletin kurumsal işleyişine ilişkin kararımızı vereceğiz.
Evet diyeceğiz!
***
Şer odakları bizi bu hak yoldan çevirmek için çok gayret sarf ettiler. Aralarındaki husumetleri unutup bir kez daha Türkiye aleyhine kirli bir ittifak kurdular.
Almanya, Hollanda, İsviçre, Avusturya, Belçika açıktan "hayır" kampanyası yürüttü.
Kendi ülkelerinde "Cumhurbaşkanlığı sisteminin önemi"ni anlatmak isteyen kim varsa onu susturdular. Bakanımızı saatlerce rehin tutup, daha sonra sınır dışı ettiler. PKK paçavralarıyla Avrupa sokaklarında hayır için toplananları alkışladılar. Teröristlerin, terör destekçilerinin "Erdoğan'ı öldürün" pankartıyla İsviçre parlamentosunun önünde toplanmasını teşvik ettiler.
Türkçe manşetler atıp, "hayır" propagandası yaptılar. Bu milletin 15 Temmuz destanını karalamak için ellerinden geleni yaptılar. Her seferinde, Türk milletini aşağıladılar, halkın siyasi ehliyetini sorguladılar.
***
İki gün önce ana akım Batı medyasının üç önemli temsilcisi, Wall Street Journal, Economist ve New York Times yine Türkiye'yi konu edindi. Bu kez sadece "hayır" propagandası yapmadılar. Aynı zamanda "evet" sonucu çıkmasını kuvvetle muhtemel gördükleri için 16 Nisan sonrasına yatırım yaptılar.
Selahattin Demirtaş dışarıda olsa ve hayır için kampanya yapabilse sonuç çok farklı olurdu dediler. Sözün özü şimdiden bu milletin "evet" kararını itibarsızlaştırmanın derdine düştüler.
Wall Street Journal bu milletin yürüdüğü istiklal yolunu "kölelik yolu" diye tarif etti.
Economist, "16 Nisan'da sonuç ne olursa olsun, Türkiye karanlık bir yola girdi" dedi. Eğer evet sonucu çıkarsa Türkiye'nin "seçilmiş bir diktatörü" olacak diye buyurdu!
New York Times, ülkemizi "kargaşa ve kaos içinde bir ülke" diye tanımladı.
Halbuki bütün bunlar bu ülkede kargaşa ve kaos çıkarma çabasının bir ürünü.
***
Neden bu çaba?
Çünkü bu sistemin Türkiye'yi çok daha güçlü bir ülke yapacağını biliyorlar.
Çünkü bu sistemin Türkiye ekonomisini büyüteceğini biliyorlar.
Çünkü bu sistemin Türkiye'nin uluslararası alandaki rekabet gücünü kat be kat artıracağını biliyorlar.
Çünkü bu sistemin Türkiye'nin güçlü liderliğini kurumsallaştıracağını biliyorlar.
Çünkü bu sistemin Türkiye'nin siyasal istikrarını teminat altına alacağını biliyorlar.
Çünkü bu sistemin Türkiye'yi dış müdahalelere karşı çok daha korunaklı hale getireceğini biliyorlar.
Çünkü bu sistemin Türkiye'nin hükümet sistemi sorununu çözeceğini biliyorlar.
Tüm bunlar nedeniyle Türkiye'nin tam anlamıyla özgürleşeceğinin, bağımlılık tuzağına bir daha geri dönmeyeceğinin farkındalar.
Ve bunu kabullenemiyorlar.
Emin olun biz burada, kararımızın arkasında dimdik durduğumuz sürece kabullenmekten başka çareleri yok...
BİZE ULAŞIN