YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Yapraklar dökülse artık!

Reyting kaygısı herkesi doğrularından ediyor. Yaprak Dökümü romanının televizyon dizisi olması projesi henüz yapımcı firmanın yöneticileri arasında bile tartışma konusuyken, bana da "Ne diyorsun bu proje için?" diye sorma nezaketinde bulunmuşlardı. Ben de "Hiç tereddüt etmeyin. Memleket Ali Rıza Bey'ler ile dolu. 50 yıldan bu yana memlekette dökülen yapraklar konusunda hiçbir şey değişmedi. Hemen başlayın" demiş ve onları yüreklendirmek için bu görüşümü bir kaç kez köşemde de dillendirmiştim. Görünen o ki, "reyting yumurtlayan tavuk" gözüyle bakılan Yaprak Dökümü gelecek sezon da sürecek. İşte tehlike burada. Zira Reşat Nuri Güntekin'in romanı yeterince çekiştirildi. Artık konular birbirini tekrar etmeye başladı. Karakterlerin inandırıcılığı artık büyük bir tehlike altında. Son bölüme baktım, iki yıl önceki bölümle hiçbir fark yok... Şevket yine giriştiği işi yüzüne gözüne bulaştırıp, ailesini zor durumda bıraktı. Fikret yine bunalımda. Tahsi**1 , sabır konusunda Eyüp Sultan Hazretleri ile rekabete girişmiş. Cevriye Hanım laf soktukça, bizimki kafasını iki yana sallayıp, "Cık cık" demeye devam ediyor. Evin kızları, koca ve sevgili değiş tokuşunda üçüncü tura girmek üzereler. Ferhunde artık sadece kötülük yapmak için yaşıyor gibi... Ali Rıza Bey ise her zaman olduğu gibi etrafında olup, bitenleri en son öğreniyor, spazm geçiriyor, sonra affediyor ve ardından yeniden aldatılıyor... Söylemeye dilim varmıyor ama beyefendi, "saflık" çizgisinden, hızla "salaklık" kulvarına doğru meylediyor... Velhasıl, insan "Şu yapraklar bir an önce dökülse de kurtulsak" demekten kendini alamıyor.


BİZE ULAŞIN