YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

"İyi sabahlar babişko" (2)

Elveda Rumeli'de Vahide'nin öldüğü bölüm bu sezonun başında yeniden ekrana geldi. Ve ekran başındakiler bir kez daha gözyaşına boğuldu. Bu sahneyi ilk izlediğimde bu köşede uzun uzun yorumlamıştım. Aynı şeyleri tekrarlamak niyetinde değilim. Bu kez söz, okurumuz Emel Kılınç'ta... "Hiç bir ölüm sahnesi beni ağlatmıyor artık. Zira gerçeğini bilirim, yaşadım. En gerçekçi sahne bile bir dizi ya da sinema filminde öyle sakil kalıyor ki, yaşamayanlar ve acınızı bilenler size saygı duyup böyle bir sahnede kanal değiştirmeye kalkıyorlar. 'Hayır', diyorum, 'Gerek yok...' Tam bir ironi aslında; sahne başarılı ki izleyici acıklı buluyor, etkileniyor ve bu acıyı yaşayana istinaden kanalı değiştirme hissi oluşuyor. Tüm bunları az önce izlediğim Elveda Rumeli dizisinin son bir kaç bölüm özetinin beni ağlatması üzerine yazıyorum. Her bir oyuncuyu, 'Emine' karakterini, Şebnem Sönmez'i, Erdal Özyağcılar'ı, yönetmeni tek tek kutluyorum, şapka çıkarıyorum. Bu kadar güzel, bu denli iyi anlatılırdı acı... Ağladım, hem de uzun süredir ağlayamadığım kadar. Evimizde herkes birbirinden gizli ağlıyordu. İzlerken, sanki eşim ve geride kalan 2 oğlum birbirine sırrını açan insanlar gibiydik. Herkes bu sahneye ağlar gibi yaptı, fakat ağladığımız, üç yıl önceki kaybımız Burak'tı, oğlumdu. Vahide'nin ölümünü, acısını, yarasını taşıyan sahneler burnumun direğini her detayıyla onarılmazca sızlattı. Her bir oyuncuya teşekkür ederim. Benzerini yaşayan her yüreğe Allah'tan sabırlar dilerim..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN