YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Portakal yine halkın filesinde

Altın Portakal'da bu yıl pek çok farklılık var. Belediye Başkanlığı'nın el değiştirmesinin yanı sıra organizasyon şirketi de değişmiş. Bu yıl halk da kendi kısa filmleriyle yarışıyor. Ayrıca gösterim ve yarışma filmlerinin "halkın genel beğenisine" uygun yapımlardan oluşması, bir süredir "halktan kopuk olduğu" yönünde eleştiriler alan Altın Portakal'ı yeniden "pazar filesine" koymuş. Açılış günü yurdun dört bir yanından sadece festivali izlemek üzere Antalya'ya gelen vatandaşları görüp, onlarla uzun uzun sohbet etmekten dolayı mutlu oldum. Zira sinemanın ne kadar çok kişi ile paylaşılırsa, o denli değer kazanacağına inanıyorum. Sadece "elitlerin" beğeni düzeyine hitap eden "burnu büyük" yapımların ve film yapmayı kendini tatmin etme aracı olarak gören yönetmenlerin, insanları bu sanat kolundan hızla uzaklaştırıp, sinemayı "kapalı devre yayına" dönüştürdüğü fikrindeyim. İşte bu nedenle bu yıl Altın Portakal'ın daha bir "sıcak" yaşandığına şahit oluyorum. Halk yeniden eski ve yeni sanatçılara "dokunmak" için can atıyor. Ayrıca festivalin tema olarak eski Yeşilçam'ı eksen alması da son derece olumlu bir girişim. Zira o portakalı soyup, başucumuza koyan; Ediz Hun'lar, Eşref Kolçak'lar, İzzet Günay'lar Yusuf Sezgin'ler, Göksel Arsoy'lar, Kadir İnanır'lar, Nebahat Çehre'ler, Vedat Türkali'ler, Ülkü Erakalın'lar, Sevdağ Ferdağ'lar, Yalçın Tura'lar, Erol Günaydın'lar, Halil Dede'ler değil miydi?.. Altın Portakal bu yıl "ahde vefayı" hatırlatıyor. Ne güzel!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN