YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Konuşamamanın filmi

Bu yıl Altın Portakal'ın en önemli özelliklerinden biri de ağırlıklı olarak genç yönetmenlerin ve adı duyulmamış oyuncuların filmlerinin yarışıyor olması. Bunu, arayış içindeki Türk Sineması'na yeni soluk getirecek gençlerin teşvik edilmesi konusunda çok önemli bir girişim olarak değerlendiriyorum. Zira gerçek sinemanın, paradan puldan ziyade "moralle" yapıldığını iyi biliyorum. Genç sinemacıların yarışma filmleri içinde beni en çok etkileyenlerden biri de Mahmut Fazıl Coşkun'un yönettiği, Görkem Yeltan ve Nadir Sarıbacak'ın duru oyunculuklarıyla anlatıma büyük katkı sağladıkları "Uzak İhtimal"di. İstanbul'a tayini çıkan müezzin Musa ile annesinin ölmeden önce kilisede doğurduğu rahibe adayı Clara'nın platonik aşkı öyle sade, öyle nahif bir şekilde anlatılmıştı ki, insan kocaman beyaz bir duvar üzerindeki küçücük siyah noktaya odaklanır gibi gözünü bu "yoksunluğun şiddetinden" alamıyordu. Konuşmadan, dokunmadan, itiraf etmeden yaşanan, hatta iki sevdalının bir fotoğraf karesine sığmayacak kadar birbirine uzak kaldığı bir platonik aşk... Diğer yanda, terk ettiği annesi yüzünden kızının karşısına çıkacak yüzü olmayan ve onu sadece uzaktan izleyen, hayata karşı ürkek bir babanın yürek sancıları... Ne Musa, aşkını itiraf edebiliyor ne de baba, kızına "Ben senin babanım" diyebiliyor. Ve bu üçlü sarmal, insanı alıp, alıp, "ihtimallerin" kıyılarına savuruyor. İzleyici koltuğundaki herkes, kafasındaki kendi "ihtimalinin" senaryosunu yazıyor. Hani şairin dediği gibi: "Ben senin, bana aşık olabilme ihtimalini sevdim..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN