Önce "Kahramanlar" dizisini izledim. Hani şu polis, itfaiyeci ve sağlık görevlilerinin uyum içinde insanların yardımına koştuğu diziyi... Sonra gece bültenlerine gözüm ilişti. Bizim itfaiyecilerle polisimiz karşı karşıya... İtfaiyeciler hak aramak için eylem yapıyor, polis üzerlerine tazyikli su sıkıyor. Böyle bir parodiyi ne Levent Kırca, ne de BKM Mutfak ekibi yazabilir vallahi... İtfaiyeciye polis suyu!.. Son olarak itfaiyecileri protesto eylemi için Boğaz Köprüsü'nü trafiğe kapatırken izledim. Önce trafik polisleri, ardından çevik kuvvet geldi. Yine itiş kakış, arbede... Köprü üzerinde sıkışan trafik, çileden çıkan şoförler... Dar sokaklara park eden sorumsuz şoförler yüzünden her gün çile çeken itfaiyeciler, bu kez sıkışan trafiğin baş sorumlusu. Yani neresinden baksanız, sonsuz bir ironi... Ama üç kuruş maaş karşılığında kendini aleve atan itfaiyeciye, kumanya olarak verilen sandviç ve ayranla koca bir günü ayakta geçirmeye çalışan, sonra gecekondusuna döndüğünde yakacak odun bulamayan polise nasıl kızacaksınız? Dizidekiler hikaye... Asıl "Kahramanlar", üç otuz paraya hala ölümüne polislik, itfaiyecilik yapanlar...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.