YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Gerekli halde camı kırınız!

Modern meddah mı desem, çağdaş Dede Korkut mu, günümüzün Evliya Çelebi'si mi, yoksa Pinokyo'nun reenkarnasyona uğramış ustası Gepetto mu? Artık Sunay Akın'a unvan yetiştirmekte zorlanıyorum. Usta'yı bu kez de "Beyaz Show"da büyük bir keyifle izledim. Adeta dümeni Beyaz'dan zarifçe aldı ve hepimizi şov gemisinin güvertesinde olağanüstü bir ekran gezisine çıkardı. Allah her programcıya Sunay Akın gibi bir konuk nasip etsin. (Beyaz'ın yaşadığı mutluluğu ve zevki ben de geçen yıl Medyatik stüdyosunda yaşama şansı bulmuştum.) Sunay Akın'ın en büyük özelliği "bağlama virtiözü" olması. Ama o parmaklarını sazın tellerinde değil, "zamanın genlerinde" dolaştırmayı seviyor. Birbirinden alâkasız gibi duran iki konunun kuyruğunu öyle ustalıkla bağlıyor ki, insan tıpkı Beyaz gibi öyleceşaşırıp, kalıveriyor. Ama bu kez Beyaz da konuğunu şaşırtmakta kararlıydı. Ona harika bir sürpriz hazırlamıştı. Bilen bilir, Kızkulesi, Sunay Usta'nın ilk ve ölümsüz aşkıdır. Ona mısralar düzdüğü çok olmuştur. Kızkulesi'ni, evinin bodrum katını su basmış, etekleri suları yalayan bir komşu kızına benzetir üstat. Yeni benzetmesini ise ben Beyaz Show'da duydum ve çok etkilendim. "Kızkulesi..." dedi Sunay Akın, "İstanbul'un biberonudur, soğuması için suya daldırılan..." Vay ki ne vay... Ama Beyaz da altta kalmadı. Kızkulesi'nin ışıkları canlı yayında Sunay Akın için açılıp, kapatılırken, ünlü şovmen de konuyu güzel bağladı: "Bu akşam İstanbul'un en güzel kızı sana göz kırpıyor Sunay Akın..." "Yaşamdan Dakikalar"ı saymazsak, "Mahya Işıkları"ndan bu yana Sunay Akın'ın, hayatın tam orta yerinden damıttığı o lezzetli öykülerini izleyiciyle paylaşacağı bir programın hasretini çekip, duruyorum. Yok mu şu ekran yangını sırasında duvarda asılı camın ardından bakıp duran Sunay Akın'ın çerçevesini kıracak biri?
BİZE ULAŞIN