YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Öyle bir ezer şiddet ki

Kanal D'de yayınlanan "Öyle Bir Geçer Zaman ki" sezonun en başarılı dramalarından biri. Öykü, herkesi içine alacak kadar cazip. Kullanılan "sinema dili", televizyon standartlarının çok üzerinde. Oyunculuklar ise neredeyse kusursuz. Ama gelin görün ki, dizinin içerdiği "örtülü şiddet" beni çok rahatsız ediyor. Malum, son günlerde hepimiz dizilerde işlenen kimi olayların genel ahlak kurallarını zorladığından şikayetciyiz. Özellikle de taciz, tecavüz odaklı şiddet sahnelerinin çoğalması, kamu vicdanını rahatsız ediyor. Ama bugüne dek konu edilmemesine rağmen "Öyle Bir Geçer Zaman ki"de yer alan "aile içi fiziksel ve psikolojik şiddet" sahneleri, bence diğerlerinden aşağı kalmıyor. Hatta çocuk ruhları üzerindeki travmatik etkisinin çok daha büyük olabileceğini düşünüyorum. Son bölümde; yemek sırasında yaşanan kavganın "gerilim dozu" çok yüksekti. Ali, büyük kızını tokatladı. Mete babasına bıçak çekti. Minicik Osman, masanın altına saklanıp, sanki babası onun yüzünden bu hale gelmiş gibi suçlu psikolojisine kapılarak, "Yapma baba, ne olur vurma bana" diye ağlamaya başladı. Okuldaki kavga sahnesinde ise Mete, arkadaşının kolunu bükerken bir anda "babası gibi davrandığını" fark edip bunalıma düştü. Sofra ve müzik odası sahnelerindeki "psikolojik şiddet" unsurları, son günlerde eleştirilen tüm dizileri geride bırakacak kadar sert ve tahripkardı. NOT: İlk bölümde küçük Osman'ın ilk birkaç denemesinde tokmağa yetişememesine rağmen nasıl olup da tek başına ablasına kapıyı açabildiğini sorgulamıştık. Son bölümde gördük ki, Osman tokmağa yetişmek için bir tabure kullanmaya başlamış!.. Yerinde bir düzeltme olmuş.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.