YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

‘Adı: Zehra’ya okur eleştirisi

Geçen hafta FOX'un yeni dizisi 'Adı: Zehra'da gözüme batan aksaklıkları kaleme almıştım. Köşemizin müdavimlerinden Haluk Zırh da benimle aynı görüşte:
"Günaydın Sayın Aytuğ, iyisinizdir umarım. 'Adı:
Zehra'yı ben gününde seyredememiştim, dün akşam kayıttan izledim ve inanın bugün köşenizde yazdıklarınızın çoğunu size yazacaktım.
Aklın yolu bir.
Almanya gibi bir ülkenın Frankfurt gibi bir şehrinde, otobanda ellerinde silah, üç tane maganda ve otobanın ortasında bir yaya... Yani ben Frankfurt'a ve yurt dışına gitmedim ama yine de böyle bir olayın yaşanmayacağından çok eminim.
Bu diziyi sanki 'Kırmızı Başlıklı Kız' filmi gibi düşünüp yapmışlar.
Yedi yıl önce kaybolmuş kız şu anda 20-22 yaşlarında olsa, yani 13 yaşında kaybolmuş diyelim.
Ama sanırsın 3 yaşında kaybolmuş da, 15-20 sene sonra bulunmuş muamelesi yapmışlar.
Yani 13 yaşında bir insanda yedi yıl sonra tanınmayacak kadar ne fark olabilir? Anne, ağabey gözlerinden tanır en azından. Yüksel Bey, daha fazla saçmalıkları sayıp ne sizin, ne de kendimizin canını sıkmayalım. Bence ekranlarda erken final yapacak bir dizi adayımız daha oldu. Bekleyip göreceğiz.
İyi günler dilerim, kolay gelsin."
YAZAR NOTU: Okurumuz aslında dizinin neredeyse tek tutarlı yanını eleştirmiş. 'Zehra', ölümden kurtulmak için kızını arayan anneye sığınıyor.
Annenin ise yitirdiği kızıyla ilgili belli ki bir sırrı var. Bu nedenle ilk kez karşılaştığı 'Zehra'ya öz kızı muamelesi yapıp yalanını örtmeye çalışıyor. Yani hem anne, hem de 'Zehra' aslında birbirlerini ilk kez gördüklerini biliyor ama işlerine geldiği için ana-kız gibi davranıyorlar.
BİZE ULAŞIN