ŞENGÜL BALIKSIRTI ŞENGÜL BALIKSIRTI

Samsun yolcusu kalmasın!

Geçen haftalarda bir gün... Sabiha Gökçen'den Bodrum'a uçacağız. Uçağın kalkmasına zaman var. Ortalık ana-baba günü. Check-in yaptırırken, "Bu sıcakta işiniz çok zor, hele de bu kalabalıkta" diyorum görevliye. "Bu da bir şey mi? En tenha günlerden biri. Siz asıl kalabalık olduğu zaman görmelisiniz burayı" diyor. İşlemleri tamamlayıp kafeye oturuyoruz. Kalabalığı izlerken havaalanlarında vakit geçirmenin de bir kültürü olduğunu bir kez daha anlıyorum. Çocuklarını ortalığa bırakanlar oralı bile değil. Ortalık çığlıktan geçilmiyor. Salona geçeceksiniz, bir sıra yok. Herkes bir yerden dalmaya çalışıyor. Emin olun, kapıyı açık gören uçağa kadar gitse bir başına, kimse sesini çıkarmaz, çünkü düzen diye bir şey yok. (Pegasus'un salonundan söz ediyorum. Anadolu Jet uçuşları da aynı terminalden yapılıyor.) Ve anne ve babalarından ayrı, ortalarda koşturan çocukları izlerken o şahane sesi duyuyorum; "Samsun yolcusu var mı?" İnanamıyorum. Aynı ses yeniden bağırıyor o kalabalığın arasında; Samsun yolcusu var mı? Samsun... Samsun yolcusu kalmasın..." Ben havalimanına geldiğimi sanmıştım. Burası Esenler Otogarı'nı andırıyor. Niçin anons yapılmıyor bilemiyorum. Sonra bir Samsun yolcusu kendini öne atıyor, güvenliğe girmeden içeri geçmeye çalışıyor. Görevli "Eşyalarınızı şuraya koyun ve öyle geçin" deyince, "Bak Samsun yolcusu kalmasın diyorlar, sen hâlâ benim üzerimi aratmaya çalışıyorsun. Geç kalırsam hesabını sen verirsin" diye dayılanıyor. Demek ki 'ucuz taşımacılık' söylemi her şeyi kapsamıyor. Minibüs hattı mantığı uçak yolcularına 'ördek' muamelesi çekiyor.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN