ÖNCEL ÖZİÇER ÖNCEL ÖZİÇER

Cem Yılmaz'ın hayali gerçek oldu

Bundan birkaç yıl önce Cem Yılmaz'la bir röportaj yapmıştık... Cem o zaman en büyük hayallerinden birinin, bir Yavuz Turgul filminde Şener Şen'le oynamak olduğunu söylemişti. "Peki, böyle bir ihtimal ya da teklif var mı?" diye sorunca da "Henüz yok" cevabını vermişti. Şimdi bunu bizzat kulaklarıyla duyan biri olarak 'Av Mevsimi'ni dört gözle bekler miydim, beklemez miydim; siz söyleyin. Tabii ki daha ilk gün koşa koşa gittim. Sevgilimi taktım koluma, çıktım Konak Pier yoluna... İkimizde de bir heyecan, bir mutluluk. On, hadi olmadı dokuz numara bir film izleyeceğimizden öyle eminiz ki! Salon tıklım tıklım... Gelsin paralar, yaşasın Türk Sineması! En arkada locada bilet bulabildik. Filmi başka bir çiftle adeta kucak kucağa izlemeyi göze alarak! Kucak kucağa derken abartmıyorum! Bir ara yanımızdaki çiftin dişi kişisi sevgilisinin göbeğine, adam da bizim üzerimize doğru, bildiğin yattı. Bu samimiyet bize fazla geldi gerçi ama takmamaya çalıştık. Durumu, genç arkadaşların kafalarını sokacak bir evlerinin olmamasına bağladık, heyecanlarını anlayışla karşıladık. Zaten onların filmle de pek alakaları olmadı. Ama biz iki sinema aşığı pür dikkattik. Pekiiiii... Sonuç? Kısa ve net: Hüsran! Olsun olsun 90 dakikalık hikaye, çekiştire çekiştire 2.5 saate uzatılmış ve ortaya temposu yerlerde bir film çıkmış. Şener Şen o bayıldığımız oyunculuğundan çok uzak... Büyük oynamış. Kör göze parmak dercesine. Filmin sonu desen, daha neredeyse başından belli... Aç herhangi bir CSI dizisini, çok daha tempolu, çok daha merak uyandıran, sonu sürprizli bir 50 dakika izlersin. Off ya of! Bunu mu bekledik biz bunca zaman? Derken, kapa parantez ve aç yenisini: Cem Yılmaz, bildiğin döktürmüş. Son sahnesi hariç... Orada neden kimse uyarmamış "Cem bu olmadı be birader" dememiş anlamadım. Gerçekten hiç ama hiç olmamış. Ayrıntı yazamıyorum, filmi izlemeyenlerin tadı kaçmasın. Ama genelde, Cem'e sahneye çıktığı ilk günden beri "O bir oyuncu değil, şovmen" diyen ukala dümbeleklerine bir kez daha nanik yapmış. Neyse işte, her şey bir yana yine de bu üçlünün bir araya gelişini görmek lazım. Haa, bir de filmin müzikleri şahane demiş miydim? Dedim!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.