ÖNCEL ÖZİÇER

Bu da kitapçı terapisi

Canım çok sıkkınsa, çok üzgünsem, fena kırılmışsam, bin hayatın yükünü bir anda sırtıma almış gibi yorgunsam; hiç insan içine falan çıkmam ben.
Hafif ve orta sıklet üzüntülerimi herkesle paylaşabilirim ama ağır ve dip olanları asla.
Ağzımı bıçak açmaz, kimseyi görecek gözüm olmaz.
Kapanırım kendi dünyama, ta ki sorunumu kendi kendime halledip atlatana kadar.
Bu dönemde bana iyi gelen bazı şeyler vardır ki, onlardan biri de kitap satan dükkanlarda vakit geçirmektir.
Yıllardır bu böyle.
Kendimi yalnızlığa mahkum ettiğim o kısa dönemde mutlaka bir kitapçı ziyaretim vardır benim.
Uzun bir ziyaret...
Bir kere o dükkandan girdiğin andan itibaren içine dolan bir koku vardır: Kitap kokusu.
O bile insanı rahatlatır.
Sonra gezerim raflar arası...
Arada yorulur, kuytu bir köşede yere oturur, öyle karıştırırım seçtiklerimi.
Bu arada çalan müziği dinlerim, bazen aynı rafta aynı kitabı arayan insanlar olur; onlarla kısa sohbetler ederim vs.
Sonuçta o dükkandan kucağımda yeni kitaplar ve içimde tuhaf bir huzurla çıkar, eve hafiflemiş dönerim.

KİMİN BU SES?
Geçen gün yine canım çok sıkkındı, kendimi Çeşme Marina'daki D&R mağazasına attım.
Sezon sonunun getirdiği sakinlik olduğu için, içeride çalışanlar hariç bir-iki kişi daha vardı.
Fonda Göksel'in yeni albümü.
Tam elimi rafta seçtiğim ilk kitaba atmıştım ki; Göksel'in sesine bir erkek sesinin karıştığını duydum.
Sadece nakarat bölümlerine eşlik ediyordu o ses.
Daha doğrusu nakaratın da son sözcüğüne.
Her seferinde hem de.
Dönüp baktım ama tam olarak anlayamadım sesin kimden geldiğini.
Önce çalışanlardan biri zannettim ve çok hoşuma gitti. "Ne güzel, çocuğun içinden gelmiş; hem çalışıyor, hem şarkı söylüyor" diye düşündüm.
Ama sonra kitap reyonundan CD bölümüne geçtim ki sesin sahibini buldum.
Genç bir delikanlı.
İri yarı, esmer.
Ve otistik.
Annesi biraz ötede dikkatle onu izliyor.
O ise CD'leri bölümlerinden, önce toplu olarak kucaklayıp sonra dünyanın en önemli işini yapıyormuşçasına tek tek hepsini yerine diziyor.
Süratle...
Ve bu arada canla başla Göksel'e eşlik ediyor.
Şarkıları ezberlediği belli.
Ama içlerinden ara ara kelimeler seçip öyle söylüyor.
Makamı kesinlikle ve şahane bir şekilde tutturarak...
Arada anneciği "Hişşşt! Çok bağırma..." diye uyarıyor ama onun pek umru değil.

YALNIZ DEĞİLMİŞİM
İşini büyük bir ciddiyetle yapıyor.
Ve şarkılarını hiç detone olmadan söylüyor.
Yüzü gülmüyor ama çok mutlu olduğu enerjisinden o kadar belli ki...
Boynuna sarılmak "Yaşa be aslan parçası, sıradaki şarkı benim olsun, onu da sen söyle" demek istiyorum, belki rahatsız olur diye çekiniyorum.
Annesi öyle tedirgin izliyor ki oğlunu, üzülüyorum.
Sonra kasada öğrendim ki meğer aslanım hep geliyormuş buraya.
Meğer onun da terapi yeri kitapçılarmış.
Kendisini burada rahat ve mutlu hissediyormuş.
Evine rahatlamış ve sakinleşmiş olarak dönüyormuş.
Yani yalnız değilmişim.
Bir saatlik kitapçı ziyaretinin, bir saatlik terapi, nefes, yoga seansından daha çok işe yaradığına bahse girerim.
Ve ayarınızın fena kaçtığı bir gün, bu yazıyı hatırlayıp siz de mutlaka deneyin derim.
Yüzde 100 çalışıyor!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN