ÖNCEL ÖZİÇER

İtibar olmasa da olur...

Bazı filmler ve diziler var mesela...
Bunların tanıtımı dönerken biz bile, bu işlerin tutmayacağını görüyoruz ve projelerde yer alanlar için, "Bu insanlar aptal mı?
Böyle tutmayacak bir iş için, bunlar nasıl para ve umut bağlıyorlar?" diyoruz.
Ya da piyasaya yeni bir şarkıcı kakalamaya çalışıyorlar mesela...
Ancak elemanın ne tipinde, ne tıynetinde, ne de sesinde hayır yok...
İş yapmayacağı gün gibi ortada ama olsun...
Yine de ısrarla sürüyorlar piyasaya.
Bir de reklamlar var.
Firmalar sanki insan kalmamış gibi Türkiye'nin en sevimsiz, en itici ve en samimiyetsiz isimlerini, bir de üstüne dünya kadar para verip reklamlarında oynatıyorlar ya... "Hayatım boyunca saçımı tuzla ovar, temizlerim ama yine de gidip bunları almam" dediğim şampuan isimlerim var benim.
Ya da entarimi, donumu derede taşla yıkarım, yine de gidip almam dediğim deterjan-yumuşatıcı listelerim.
Bir ara pirinçten ve piliçten soğumuşluğum da var...
Diyeceğim o ki, reklamlar etkiliyor insanı.

PARIS HILTON UCUZ
Bakın mesela Paris Hilton bir reklam çekimi için gelmiş ya Türkiye'ye... İşte o artık hangi ürünse, benim için baştan asla tercih edilmeyecekler arasına girdi bile. Çünkü o hatunun imajının benim için tek bir karşılığı var: "Ucuzluk!"
Türk insanında asla anlayamadığım ve kendime sürekli sorduğum bir soru var: "Nedir sizdeki bu eziklik?"
Bu kişi kimdir, nesiyle meşhurdur, katıldığı bir programa, tanıttığı bir ürüne nasıl bir itibar sağlar?
Kalitesini nereye çeker?
Bunları hiç mi düşünmezsiniz?
Hani artık rezaletin son perdesi; kadın, İstanbul'a geldiğinde iki motosikletli polis işgüzarlık yapıp hiç üzerlerine vazife olmadan 'Türkiye'nin imajının belini doğrultmak için' kendisine eskortluk yapmışlar.
Gerçekten haberi okuyunca yüzüm kızardı.
Gerçi İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, hemen olaya el koyup polisler hakkında idari soruşturma başlatmış ama olan olmuş bir kere.

SERVET KANLI BİR İRİN
Sadece konuşulsun da nasıl konuşulursa konuşulsun mantığı aslında eğlence dünyasının her hücresine nüfuz etmiş durumda.
Fare viyaklamasına rahmet okutacak sesinle sahneye çık, memleketin çoluğuna çocuğuna maskara ol, itin gözüne sokup çıkarsınlar seni; ama sen yine de "Ayy herkeşler beni kıskanıyor, ondan böyle saldırıyorlar, ohh ne güzel işte hepsi beni konuşuyor, ne kadar başarılıyım" de... Üç kuruşluk kültür ve birikiminle birileri seni 'takdir mercii' ilan etsin, sen de haddini bilmeden bu görevi kabul et ve sonra git sanatın içine et!
Ama yine de herkes seni konuştuğu için 'çok başarılısın'!
Şöhret ve o şöhretin getireceği servet ihtimali insanların üzerini kanlı bir irin gibi kaplamış. İtibarları kalmamış, saygınlıkları yok olmuş, maskara olmuşlar ve madara olmuşlar, kimsenin umru değil artık.
Yeter ki isimleri gündemde olsun, yeter ki hep onlar konuşulsun.
Böyle anlayışın kabul gördüğü camialarda hâlâ sessiz sakin kaliteli iş yapmaya çalışan bir avuç insana da; hadi güzel kardeşim hepinize geçmiş olsun!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN