ÖNCEL ÖZİÇER

Öksürsen böyle titrersin

Cuma günü bu yazıya başlamadan önce sosyal medya üzerinden İstanbul'dan feryatlar yükseldi: "Depremmmmm!"
Aman Allahım dedim, işte sonunda korkulan oldu.
Fakat iyi de bu kadar paniğe karşılık iletişim araçlarında bir problem olması gerekmez miydi?
Yani yapılan yaygaraya bakınca, İstanbul'un yekten yıkılması lazımdı. Peki o zaman bu insanlar bu iletileri toprağın altından mı yazıyordu?

HEPSİ 3.8 İÇİNMİŞ!
Bu arada hemen telefona sarılıp İstanbul'daki tanıdıkları arayayım dedim. Aaa telefon da gayet rahat düştü! Çaldı çaldı ve kimi aradıysam herkes hayatta ve toprak üstündeydi.
Zaten kısa bir süre sonra haber de geldi. Depremin şiddeti 3.8 idi.
Tüm o 'Depreeemmmm' çığlıkları 3.8 için atılmış, İstanbul dışında yaşayanların yüreği 3.8 için ayağa kaldırılmıştı.
Hani evde kaşına kaşına televizyon izlerken camlar açılsa, kuranderde kalsan; ürperir, ancak bu kadar titrersin zaten!

AMA AYIP ARTIK!
Sadece sosyal medya mı?
Gazetelerin internet siteleri de depremi ilk haber olarak ve koca koca 'SALLANDIK!' başlıklarıyla verdiler.
Eh ama ayıp artık!
Şu deprem Türkiye'nin herhangi bir yerinde olsa küçücük bir haber ya yapılır, ya yapılmazdı.
O şehirde yaşayanlar dışında kimsenin haberi bile olmazdı.
Ama nasıl İstanbul'a iki top kar düşünce 'Donduk!', 'Türkiye karlar altında', 'Hayat durdu' başlıkları atılıp koca ülke buzul çağına girmiş paniği yaratılıyorsa; deprem konusunda da ayarı kaçık tepkiler veriliyor.
En ufak bir doğa olayında işte böyle 'kedi-popo-yara' üçlüsü yad ediliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN