TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Kırmızı Hadise birinciliğe koşuyor

Yılın Eurovision meselemizin yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Şunun şurasında kaç gün kaldı Moskova'daki finale? 10 gün! Hadise reklamlarda, Hadise provada, Hadise kimin sevgilisi? Hadise ne giyecek? Aman Allahım Hadise kilo mu aldı? Hadise nasıl göbek atacak? Kaçıncı olacak? İşte Moskova'daki kaynaklarımdan aldığım en taze Hadise haberleri. Aman eksik kalmayalım, herkesten önce biz bilelim değil mi? Efendim öncelikle, kalbi kırık ama umut dolu Eurovision tarihimizin en uluslararası ekibiyle çalışıyormuş Hadise.

GÖBEĞİ AÇIKTA
İki Rus dansçısı, bir erkek Türk dansçısı, biri Belçikalı diğeri Hollandalı olmak üzere iki vokalisti varmış. Koreografisini hazırlayan kişi ise Hollandalı'ymış. Eh malum, kızımız da yarı Türk, yarı Belçikalı olunca hakikaten Fenerbahçe futbol takımından geri kalmıyor bu hali. Gelelim en merak edilen sorunun cevabına: Hadise yarışma gecesi ne giyecek? GIZIA markalı, Belçikalı stilist Mahmut Karadağ imzalı alev alev bir kıyafet... Yarışma öncesi jüri üyelerine sunulan kıyafeti görenler şöyle diyor; "Müthiş!" İki parçadan oluşan göbeği açıkta kıpkırmızı bir kostümle 'Düm Tek Tek'leyecekmiş Hadise...

ÜÇ SAAT SPORDA
Bir de kızımızın kilo aldığı söyleniyor ya; duyduğuma göre Hadise bu işe de fena halde kafayı takmış, kendini çok sıkı kampa almış. Moskova'da yarışma gününe kadar sabah erkenden uyanıp üç saat spor yapıyor, sonra provaya katılıyor, prova ardından da odasına çekilip yatıyormuş. Görenler doktor kontrolünde beslenen Hadise'nin bütün gün meyve ve küçücük ızgara tavuk dışında hiçbir şey yemediğini söylüyor. Eurovision ahalisine göre Hadise hızla birinciliğe koşuyor. Başka? Başkası yok, şimdilik Moskova haberleri bu kadar. Hadi hep beraber düm tek tek...

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası tehlikede
Berlin'de 'Final Four' münasebetiyle tek konu basketbol olunca, insan konuya pek hakim olmasa da bir yerinden kaynıyor. Kulak kabartınca ortaya neler çıkıyor. Meğer Türkiye için basketbol adına en büyük kriz kapıdaymış ve bu kriz nasıl yönetilecek cevabı henüz bulunamamış. Malum 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası vatanımızda yapılacak. Bu büyük organizasyonu nasıl almışız? Hükümet söz vermiş, Dolmabahçe'de, Ankara'da ve Antalya'da yeni salonlar yapılacakmış. Peki, son durum neymiş? Ahı gitmiş vahı kalmış Abdi İpekçi dışında dünya standartlarına uygun bir salonumuz yokmuş. Şampiyonaya bir yıl kalmasına rağmen söz verilen salonlar yapılmamış, yapılacağı da yokmuş. Eğer bu salonlar yapılamazsa bize iki seçenek düşüyormuş. Ya şampiyona Türkiye'den alınacak ya da Türkiye eldeki dökülen salonlarla tüm dünyaya rezil olacak. İki durumda da kafayı duvara tosluyoruz, spor ve ülke tanıtımı adına elimize geçen gül gibi fırsatı harcıyoruz yani. Yazık!

Bu ne biçim aşk?
Günümüzün şehirli erkeklerini de kadınlarını da anlayamıyorum... Bir gün çok aşıklar, aşık oldukları kadın-erkek için yakarlar, Roma'yı da yakarlar; ertesi gün öküz öldü ortaklık bozuldu misali o aşkından geberdikleri insanı tanımazlar... Bu da yetmezmiş gibi hemen bir başkasıyla 'aşk' yaşamaya başlarlar. Ne çabuk aşık olunuyor, ne çabuk unutuluyor, ne kolay başka biri gönüllerine giriyor, kafam almıyor. İşte Deniz Akkaya ve Efe Önbilgin. Bu adam daha düne kadar Deniz'in biricik sevgilisi değil miydi? Şimdi ayrılmışlar; haberlere göre, Deniz Akkaya hamileymiş ve çocuğu doğurmaya karar vermiş. Peki Efe Önbilgin ne demiş; "Benim başka bir ilişkim var, eğer doğruysa bir çaresine bakarız." Çocuk meselesi onlara kalmış; benim saçlarımı tel tel eden hadise başka. Abi sen ne zaman başkasını sevdin de ilişkin oldu yahu? Bu devirde kimseye güvenilmez mi? Bende ki de soru!
BİZE ULAŞIN