AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Çeşme... Aman İpek'e karşı esme!

Zannedersiniz Çeşme değil Kuşhan Kampı... Sanki kaldığımız yer Çeşme'nin en güzel denizine, plajına, konforuna sahip tatil cennetinden bir köşe Sheraton değil, 'İpek Eğitim Tesisleri'. Benim bittiğim an İpek'le tatile çıktığım anmış da haberim yokmuş. Kamp Zeynep (Biricik ablamla geçirdiğim iki günü hatırlarsınız) bir, Kamp İpek ikiymiş. Aaah ah sayın seyirciler çektiğimi bir ben bilirim, bir Allah bilir. Bu bir İpek imzalı bedel ödetmedir. Şimdi hadisenin başına dönelim. Malum İpek benim baş kanka. Onsuz ben bir hiçim, elim ayağım, kolum bacağım... Hani tiryakinin çakmağı, yazarın kalemi, rakının beyaz peyniri, denizin kumu (biri şu örneklerime 'Dur' desin!) misali. Ben bu kolum bacağıma bir hata yapma gafletinde bulundum. Ah taş olsaydım...

İLİŞKİ KOÇUM KESİLDİ

Bir ay önce falan gece dışarı çıktık, hiperaktifim ya, bir yerde bedeni sabitleyemiyorum. Oraya buraya dadanıp, onunla bununla sohbet edip duruyorum. Bizim İpek de bu işe bozuldu tabii. Haklı! Sabah fırçasını attı "Seninle bir daha kapı dışarı çıkmam baaak". Yüreğim ağzıma geldi, üç buçuk attım. Hemen kendimi şokladım. İpek'in dizinin dibinden ayrılmak yok! O gün bugün nasıl usluyum, nasıl efendiyim, nasıl İpekçiyim kendim bile inanamıyor! Dedik biz bu dostluğu zor günlerde, içki masasında, kavgada, dedikoduda denedik, sıra baş başa tatilde. 25 gün önceden plan yapıp, geri saymaya başladık. Meğer kabusuma geri sarıyormuşuz da haberim yokmuş. Hani 'Gelinim Olur Musun?'da Semranım vardı ya, oğluna "Ben sana ne zaman aşık olacağını söylerim" çeken ayarsız kadın... İpek önce Semranım kesildi. Neymiş? Artık ilişki koçummuş. "Yahu kelin merhemi olsa başına sürer" diyorum dinlemiyor. Ne derse o olacakmış. İyi... Üç gündür çektiğimi kimlere anlatsam, kime dert yansam. Gül gibi Çeşme'ye gelmişiz, tatildeyiz, uzanacağız kumsala keyfimize bakacağız değil mi? Şaka mı? Tabii ki değil. İpek yönetimde eğitime gelmişim meğer ve en kötüsü çıkış yok! Sabah uyandığıyla bismillah perdeleri açıp "Kalk" çekiyor. Daha gözümü açmadan talimatlar başlıyor: "Kahve söylensin!" "İpek yeni uyandık, bir yüzümü yıkasam, kahvaltı etsek falan..." O anda elini beline koyup, tek bacağını kırıp, gözlerini gözüme dikerek "Olmaaaaz, önce kahve içilecek". Sıkıysa yapma! Kahveyi içiyor, sıra deniz faslında. Denize kaçta girilecek, kaçta çıkılacak, ne kadar açığa yüzebilirim, nasıl yüzeceğim... İpek'in onayından geçmeyen hiçbir şey yapamıyorum. İş o kadar büyüdü ki, tam uzanmış yanıyorum "Ayşeeee", "Efendim?", "Bilmemkimi ara", "İpek güneşleniyorum", "Kalk ve ara çok ayıp..." Arıyorum. 10 dakika geçiyor canım ayran istiyor, garsonu çağırıyorum. İpek dik dik bakıyor. "Ayşeee?" Hay Ayşeler götürsün be. "Efendim?" "Ayran içme uykun gelir!" "Ama İpek yaa... Canım çekti?" "Ben sana canının ne zaman ayran çekeceğini söylerim!" Çüşşş! Diyelim bir karşı cinsle konuşuyorum, orada zaten toptan huzur yok! O zaman da gözünü dikip kafayı sağa sola sallıyor: "Sakın Ayşe, sakın!" Yahu n'aptım, ne sakın? Konuşuyorum!

YİNE DE SEVİYORUM
Günün sonunda duşumu alınca n'oluyor dersiniz? İpek günlük performansıma göre ödüllendiriyor. Çok beğendiyse kollarını açıp "Gel bir öpeyim aşkımmm benim" diyor, sarılıp iki yanağımdan öpüyor. Az beğendiyse, yanaklarımı sıkıyor. Hiç beğenmediyse... Öyle bir riski göze alabilir miyim sizce? Muma döndüm muma. Anneciğim yazıyı oku da ağla. Kızına meğer yıllardır İpek lazımmış. Anlayacağınız derinden bir işkence içindeyim Sevgili Okur. Sheraton'ın olağanüstü SPA'sında masajlara kendimi vurmasam, Balili ablalara sığınmasam, dalıp kumsalına bakmasam aklımı kaçırabilirim ama yine de arkadaşımı çoook seviyorum. Bir daha İpek'e yamuk yaparsam ömür boyu sevgili bulamayayım inşallah. Hepsi vicdan azabımdan. Yoksa bugüne kadar bana kim laf geçirebilmiş ki?
BİZE ULAŞIN