AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Mutluluklar dileme!

Bergüzar, Tan'la nişanı atıyor, Halit Ergenç'le yeni bir aşka yelken açıp evleniyor. Kaşımaya bayılan magazinciler Tan'a soruyor; "Bergüzar Hanım'a mutluluklar diliyor musunuz?" Tan'dan cevap: "Mutluluklar dileyemiyorum. Ne yaptığı beni hiç ilgilendirmez. Görsem selam da vermem!" İşte budur! Tan Sağtürk'ü takdir edeceğim aklıma gelmezdi ama işte bugün öpüp başıma koyasım geliyor Tan'ı. Dün gazetelerde çıktı bu haber. Tan Sağtürk eski nişanlısı Bergüzar Korel'e mutluluklar dilemiyormuş. Gerçi Sağtürk bugün, bu açıklamasını reddetti ama diyelim ki etmeseydi... Yani gerçekten mutluluklar dilemeseydi; "Aaa ne ayıp şey!" mi diyecektik...

NİKAH MASASINA OTURDUN İŞTE
Çünkü bu 'Ne olursan ol gel' edebiyatı, bu her şeyi sineye çekme hali, bu 'Kan kusup kızılcık şerbeti içtim derim' halleri, tansiyonumu çıkarıyor. Sen onca olay yaşa, sen sıkıntı çek, sen karalar bağla, sen darma duman ol sonra elalem senden mutluluklardan bir demet dilemeni beklesin. Hadi oradan! Yok öyle şey. Bir de altına Ümit Besen'den müzik döşeyelim bari, tam olsun. Zaten bu Ümit Besen felsefesi yıllarca hepimizin canına okudu. Bak bak bak, neydi 'Nikah Masası'nın sözleri:
Nikahına beni çağır sevgilim
İstersen şahidin olurum senin
(Çüşşş!)
Bu adam kim diye soran olursa
Eski bir tanıdık dersin sevgilim
(Eziklerde inecek var!)
Hayaller kurardık biz yıllar önce
Hiç yoktu hesapta ayrılık bizce
Bilirsin ne kadar görmek isterdim
Beyazlar içinde seni öylece
(Şimdi kadın başkasıyla evleniyor, sen de şahidi olacaksın, kusura bakma ama hiper salaksın!)
Daha bitmedi... Ümit Abi kopmuş gitmiş, bu kadar da mağdur olunmaz ki! Bakın, bakın devamı...
Nikah masasına oturdun işte
Dayanmak çok zormuş böyle sevince
Sana mutluluklar sözüm kardeşçe
(Dün sevişiyorduk bugün niye kardeş oluyoruz ki?)
At artık imzanı git bir an önce

DALAI LAMA MIYIM BEN?
Şimdi hıçkıra hıçkıra ağlayacağım sayın seyirciler. Yok böyle bir zavallı edebiyatı. Reca edicim artık şu saçma, gereksiz, yersiz 'Bir tek dileğim var, mutlu ol yeter' edalarını geçelim. Kimse, aşkından geberdiği, kazık yediği, ayrıldıktan sonra paramparça olduğu, anasından emdiği sütün burnundan geldiği kişinin, başkasıyla pembe panjurlu evinde sonsuza dek mutlu olması istemez! İstemesi anormaldir zaten. Ah şu annelerimiz, babalarımız. Ah şu bizi bizden eden terbiyemiz, arabesk ahlak anlayışımız. İlle de duygularını bastıracaksın, ille de efendi olacaksın, sana tokat atana öteki yanağını çevireceksin. Mecbursun kabulleneceksin. Ben Dalai Lama mıyım kardeşim? İstemiyorum bağrıma basmak! Tokatlana tokatlana tokat manyağı olduk be! Bazen kızmak gerekiyor... Bazen avazın çıktığı kadar bağırmak, rest çekmek... Her şeye 'eyvallah' olmaz, olamaz ki!

TAN AYIPLANMASIN
Bergüzar'la Tan'ın özel hayatlarını bilemem. Tamamen Tan Sağtürk'ün söylemediğini iddia ettiği bir cümlesinden kalkarak, genel bir yazı döşeniyorum şu anda. Beni üzeni üzerim şu anda! Kimse Tan'ı ayıplamasın! Çünkü buna hakkımız yok! Hemen şimdi, kimseyi affetmek zorunda değiliz. Hemen şimdi sinirimizi yenmek zorunda değiliz. Hemen şimdi unutmak zorunda değiliz. Belki hazır olunca affederiz, o bizim seçimimiz. Yani geçelim bu kardeşlik hallerini. Seviştiğimiz adamla/ kadınla kardeş kardeş takılmak zorunda hiç değiliz. Bu ne saçmalık!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN