AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Ben fena takığım ya siz?

Mantıklı bir açıklaması var mı? Yok! Yani davul misali gergin olmayan çarşafta yatamamanın nasıl mantıklı bir açıklaması olabilir ki? Ya da arabada ortada oturamamanın. Annemden babamdan ablamdan ya da başkasından da geçmedi. Kopyalamadım yani. İyi de bu takıntılar bana nereden geldi? Eminim sizin de vardır taktıntılarınız. Hani olmadı mı uyutmayan, oldu mu tüylerinizi diken diken eden, aklınızı kurcalayan, huzuru kovan şeyler.

ÇEKMECELER AÇIKSA...
Misal bir arkadaşım plastik kaptan yemek yiyemez, plastik bardaktan bir şey içemez. Açlıktan ölse bile yani. Başka bir arkadaşım evde en az iki paket açılmamış sigara paketi yoksa çıldırır. Diğeri yaz kış çantasında şemsiye taşır. Annemin sese takıntısı vardır. Su akarken oturamaz, havuzlu kafelerde duramaz, çiklet çiğneyenleri dövebilir. Ablam da saat takıntılıdır. Her şeyin dakikası hatta saniyesi vardır ve hava durumuna bakmadan evden çıkmaz. Bizim İpek zeytin çekirdeğine bakamaz, kusmaya başlar. Yasemin camlı yerlerden yürüyemez. Lisede bir kız arkadaşım yatağına oturulduğu zaman nevresimleri değiştirirdi. Diğeri çekmece, dolap kapağı ya da kapı açıksa asla uyuyamazdı. Offf ki ne off... Peki ya ben? Valla çekilecek dert değilim. Çarşaf gergin olacak, havlu beyaz olacak, gazeteleri ilk ben okuyacağım yoksa stüdyoda gerginlik çıkarırım. Sonracığıma kalabalık asansöre binemem, restoranda masadaki kapıya en yakın sandalyeye oturmak zorundayım, o gün annemle konuşmamışsam gece uykular delik deşik olur, eve girer girmez üstümü değiştirir, duş alırım... Keşke bitse, utanıyorum ama bitmedi... Radyo kanalında iki dakikadan fazla kalamam, öbür kanalları merak ederim, sonuçta hiçbir şarkıyı hakkıyla dinleyemem, arabadakileri deli ederim. Bir şarkıyı ilk dinleyişte sevmişsem en az 15 kere arka arkaya çalarım. Yemek konusunda da bir yemeğe takar, haftalarca aynı yemeği yerim. Misal şu sıralar tavuk dönemindeyim. Günde iki öğün tavuk yiyorum.

NEDEN KUZUM NEDEN?
Ve yukarıdan aşağıya doğru sallanmak suretiyle takılmamış tuvalet kağıtlarına da deli olurum. Gittiğim restoranların tuvaletlerinde kaç kere düzeltmişimdir saymadım, sayamadım... "Peki ama neden, neden kuzum neden?" yakarışıyla en yakınımdaki psikiyatrist arkadaşıma sordum. Takıntılarımızın en temel duygularımıza dokunduğunu, hepsinin bir çıkış hikayesinin olduğunu, bir anımıza, bir hissimize ya da bir korkumuza temas ettiğini söyledi. Ama çok şükür her takıntı hastalık değilmiş! Hepimizin takıntıları varmış ve çoğu zaman da masummuş. Eğer hayatımızı durduran, rahatsızlık seviyesine ulaşan, sosyal yaşamımıza ve işimize engel olan takıntılarımız varsa o zaman doğru doktora gitmek lazımmış tabii... Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu n'aber?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.